1. Anasayfa
  2. Zaman Akışı
  3. Sohbet
  4. Haberler
  5. Üyeler
    1. Son Aktiviteler
    2. Çevrimiçi Üyeler
    3. Üye Erişimleri
    4. Üye Arama
  6. Forum
    1. Çözümlenmemiş Konular
  7. Blog
    1. Yazılar
  8. Dosya Arşivi
  9. Galeri
    1. Albümler
    2. Harita
  10. Takvim
    1. Yaklaşan Etkinlikler
    2. Harita
  11. İletişim
  • Giriş
  • Kayıt
  • Ara
Blog Yazıları
  • Heryer
  • Makaleler
  • Sayfalar
  • Forum
  • Blog Yazıları
  • Dosyalar
  • Galeri
  • Etkinlikler
  • Gelişmiş Ayarlar
  1. Türkiye LGBTİ Topluluğu
  2. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans ve İnterseks Blogları
  3. Sanırım O O. Çocuğu Sendin Aşkım!

Bölüm 36

  • Anil Absolution
  • 4 Nisan 2021 21:47
  • 1.105 kez okundu

Selam veren çocuk benimle aynı kısımdandı, derslerde karşımda oturuyordu iki yıldır; ama daha önce hiç konuşmadığımızdan sesinden kim olduğunu çözememiştim.. “Haa sen miydin” dedim gülümseyerek.. “Başka birini mi bekliyordun” diye yanıtlayınca “Aslına bakarsan kimseyi beklemiyordum, hayırdır sen ne yapıyorsun burda?” diye sordum.. Ardından sandalye çekip yanıma oturdu, içimden çocuğa zibil gibi yağdırıyordum “Hay amk senin sik mi var yanıma oturdun, selamlaştık la işte daha ne, siktirip gitsene” diye. Milletten uzak kalabildiğim tek yer kütüphaneydi, onda da bu bebe dolanmıştı ayağıma. Hayır bir de selam verirken “Sen de mi buraya saklanıyorsun” diyor; saklandığımı, uzaklaşmak istediğimi biliyor ve hala sikimsonik muhabbetlerle kafa ütülüyor.. Utanmadan bir de sandalye çekip oturması! İnsan bi müsaade ister, belki işim var, belki çok meşgulüm, belki dinlemek istemiyorum, belki senden nefret ediyorum..

Bahsettiği şeyler bana o kadar yabancıydı ki, sıkıntıdan kolumu götüne sokasım geliyordu bebenin.. Bebe diyorum çünkü benden bir yaş küçüktü, okula erken kaydettirilmenin nimetlerinden faydalanıyordu “Senden bi yıl sonra doğdum ama baaaaak aynı sınıftayız naaaber, boku bokuna yaşamışsın bir yıl fazladan” der gibi.. Oldum olası bu erken kaydolanlardan nefret ediyorum, bana kendimi gerizekalı hissettirmekten başka bir boka yaradıkları yok.. Ben bir yıl fazladan sürünerek geldiğim yeri onlara layık göremiyordum, ne demek kardeşim siktir olup gitsinler bi yıl daha sürünsünler.. Diğerlerinden bir yaş küçük olan ben olsam kendime laf söylettirmezdim o ayrı.. “Siz benim neler yaşadığımı biliyonuz mu yeaaa bırah allasen” diye artistlik yapardım bi de üstüne..

Bebe, sarışın mavi gözlü bir çocuktu. (evet bundan sonra O’ndan Bebe diye bahsedicem). Sarışın mavi gözlü falan deyince aklınıza bizim törkiş sıtayl aktörler gelmesin.. Hatta aklınıza aktörler de gelmesin.. Bebe bildiğin İzmir kıvamında bi sarışın-mavigöz’dü.. Boyu benden biraz kısa, atletik ama Gürbüz kadar yapılı olmayan, hani fit-çıtı pıtı arası bir çocuk.. Sevimliydi de, yoksa muhabbetine hayatta katlanmazdım.. Konuşurken laf arasında dayanamayıp sordum tam olarak hangi tarihte doğduğunu.. “Dokuz Ocak, ya sen?” dedi.. Hayatımda ilk kez benimle aynı tarihte doğan biriyle konuşuyordum, tamam benden bir yıl sonra doğmuştu ama ay ve gün kısmı aynıydı.. O anki sevincimi ve heyecanımı görsen sanki “Ajda Pekkan’la kanka olmuşum da hala gözlerime inanamıyorum”.. 3 lafımdan ikisi “ya oğlum harbi harbi 9 ocak mı la, oha yaa”ydı.. Bu sefer sıkılma sırası Bebe’ye gelmiş olcak ki koydu kimliğini önüme, harbiden de 9 ocaktı.. Ben de kimliğimi hemen onunkinin yanına koydum, o da görsün diye.. Ahşap masa, yanyana iki kimlik, iki sandalye, yanyana iki yakışıklı, Allah’ım sanırım evleneceğim adamı buldum; düğün tarihini bile belirlemiştim aklımdan: 9 Ocak!

Bebe’ye alıcı gözle baktım bakalı gözüme daha bi yakışıklı görünmeye başlamıştı. Konuştuğu konular aslında bana pek de yabancı değildi, bunu muhabbet ilerledikçe anlıyordum. Ne yazık ki ben de o önyargılı gerizekalılardan biriyim. Bir insana notunu daha konuşmaya başlamadan vermekte üstüme yok. Hatta sadece yüzünü görüp “Yaa bunla arkadaş olunmaz ki” dediğim insanları bir araya getirsek, birbirleriyle arkadaş olup bana dalarlar. Herkesin bana önyargıyla baktığı bu düzende önyargısız olmak da istemiyordum açıkçası.. İnsanlara şans tanımak bana göre değildi, ben o şansı insanlara değil orospu çocuklarına tanımakta iyiydim..

Dudakları çok dolgun değildi Bebe’nin, konuşurken çatallaşan sesi ilk etapta itici geldiyse de konuştuğumuz konular hakkında söyledikleri bu kusurunu görmezden gelmeme yetiyordu. Onunla konuşmak, aynaya bakmak gibiydi. Olaylara ve olgulara getirdiği yorumlar, verdiği tepkiler, gülüşü, bakış açısı, her bi boku benimle aynıydı.. İşte ben o gün inandım burç denilen nanenin gerçekliğine.. Aramızdaki tek fark; o disiplinli ve örnek bir öğrenci, bense zibidinin teki.. tamam tamam göz renklerimiz de farklı; onun gözleri gün gibi maviyken benim gözler gece gibi karanlıktı.. Bildiğin roman gibiydik “Mai ve Siyah”..

Kütüphaneden çıkıp akşam yemeği için yemekhaneye doğru yürümeye başladık.. Yürüyüşü bi dengesizdi Bebe’nin, konuşurken çok heyecanlanıyor ve yürürken dengesiz adımlar atıyordu.. İçimden “Düşerse amma gülerim ha” diye geçirirken bir yandan da acıyordum çocuğa.. Yok yaa acımak da değil, hani böyle kafasını koltuğumun altına sıkıştırıp saçlarını darmadağın edene kadar sevesim geliyordu.. Tek sorun “Yanımda böyle bir ezikle etrafta dolaşırken görülmek”.. Hani sigara içiyorum, serseriyim, psikopatım vs ya; derler adama “Oğlum lan bu entel dantel elemanla ne işin var” diye.. Aslında kime ne, tabii kime ne ama işte bizim okulun düzeni böyle işlemiyor.. Belli bir saygınlığa ulaşabilmek için onlarca öğrenciyi elden geçirmek gerekiyordu, gözü kara olmak, kuralları siklememek, öğretmenleri deli etmek falan.. Bu noktaya gelebilmek için ben kaç haftasonumu okulda cezalı olarak yaktım var ya kendim bile sayamadım.. “İyi de bu saygınlık ne boka yarıyor da bu kadar çabaladın” derseniz, o saygınlık ki okulda üst sınıflar bile sana bulaşmak istemiyor.. Kimse laf atamıyor, onu geçtim senin attığın lafa bile korkudan ters cevap veremiyor. Sürekli bir isteğin olup olmadığını soran insanlarla çevrilisin.. Herkes gönlünü hoş tutmaya çalışıyor.. Ciddiyim lan, hani bildiğin hapishanelerde koğuş ağaları olur ya böyle kendisine danışılmadan kuş uçmaz; işte ben o kuş uçurtmayanlardan biriydim.. 450 kişiydik Lise-1’ler olarak, ve 5 kişi böyleydi.. Biri ben, diğeri Keş, öbür üç kişi de alt katlardan olan çocuklardı.. Beşli olarak zaman zaman bir araya gelir sigara içerdik.. Tüttürürken bir yandan da okulda dedikodu yapıp laf taşıyan var mı yok mu, ispiyoncular kimler ve bu ispiyoncuları nasıl yok ederiz vs diye aramızda kararlar alır, sonra o ispiyoncuları uygun bir vakitte ikişerli gruplar halinde kenara çekip bayıltana kadar ağlatırdık.. Hiç acımadım ispiyonculara işkence yaparken, ben zaten tuvaletin son kabininde veya herkes uyuduktan sonra boş etüt odalarında sigara içiyorum; kimseye de zararım yok; sen kalkıp götüne bacak sokmuşuz gibi bizim isimlerimizi idareye verip durursan biz de kalkar o bacağı cidden götüne sokarız.. Kulağını çektiğimiz eleman değil bir daha idareye ispiyonlamak, gelip bize gözcülük yapardı rahat sigara içelim yakalanmayalım diye.. İşte Bebe’yle çok vakit geçirdiğim duyulursa, bu otoritem zayıflardı ve kimse beni siklemezdi.. Sakar bir Bebe için bu kadarını riske atmayı göze alamıyordum.

Anıl Absolution

  • Önceki Yazı Bölüm 35
  • Sonraki Yazı Bölüm 37

Kategoriler

  • Genel

Arşiv

  1. 2021 (181)
    1. Eylül (41)
    2. Nisan (140)
      • Bölüm 136
      • Bölüm 135
      • Bölüm 134
      • Bölüm 133
      • Bölüm 132
      • Bölüm 131
      • Bölüm 130
      • Bölüm 129
      • Bölüm 128
      • Bölüm 127
      • Bölüm 126
      • Bölüm 125
      • Bölüm 124
      • Bölüm 123.5
      • Bölüm 123
      • Bölüm 122
      • Bölüm 121
      • Bölüm 120
      • Bölüm 119
      • Bölüm 118
      • Bölüm 117
      • Bölüm 116
      • Bölüm 115
      • Bölüm 114
      • Bölüm 113
      • Bölüm 112
      • Bölüm 111
      • Bölüm 110
      • Bölüm 109
      • Bölüm 108
      • Bölüm 107
      • Bölüm 106
      • Bölüm 105
      • Bölüm 104.5
      • Bölüm 104
      • Bölüm 103
      • Bölüm 102
      • Bölüm 101
      • Bölüm 100
      • Bölüm 99
      • Bölüm 98
      • Bölüm 97
      • Bölüm 96
      • Bölüm 95
      • Bölüm 94
      • Bölüm 93
      • Bölüm 92
      • Bölüm 91.5
      • Bölüm 91
      • Bölüm 90
      • Bölüm 89
      • Bölüm 88
      • Bölüm 87
      • Bölüm 86
      • Bölüm 85
      • Bölüm 84
      • Bölüm 83
      • Bölüm 82
      • Bölüm 81
      • Bölüm 80
      • Bölüm 79
      • Bölüm 78
      • Bölüm 77
      • Bölüm 76
      • Bölüm 75
      • Bölüm 74
      • Bölüm 73
      • Bölüm 72
      • Bölüm 71
      • Bölüm 70
      • Bölüm 69
      • Bölüm 68
      • Bölüm 67
      • Bölüm 66
      • Bölüm 65
      • Bölüm 64
      • Bölüm 63
      • Bölüm 62
      • Bölüm 61.5
      • Bölüm 61
      • Bölüm 60
      • Bölüm 59
      • Bölüm 58
      • Bölüm 57
      • Bölüm 56
      • Bölüm 55
      • Bölüm 54
      • Bölüm 53
      • Bölüm 52
      • Bölüm 51
      • Bölüm 50
      • Bölüm 49
      • Bölüm 48
      • Bölüm 47
      • Bölüm 46
      • Bölüm 45
      • Bölüm 44
      • Bölüm 43
      • Bölüm 42
      • Bölüm 41
      • Bölüm 40
      • Bölüm 39
      • Bölüm 38
      • Bölüm 37
      • Bölüm 36
      • Bölüm 35
      • Bölüm 34
      • Bölüm 33
      • Bölüm 32
      • Bölüm 31
      • Bölüm 30
      • Bölüm 29
      • Bölüm 28
      • Bölüm 27
      • Bölüm 26
      • Bölüm 25
      • Bölüm 24
      • Bölüm 23
      • Bölüm 22
      • Bölüm 21
      • Bölüm 20
      • Bölüm 19
      • Bölüm 18
      • Bölüm 17
      • Bölüm 16
      • Bölüm 15
      • Bölüm 14
      • Bölüm 13
      • Bölüm 12
      • Bölüm 11
      • Bölüm 10
      • Bölüm 9
      • Bölüm 8
      • Bölüm 7
      • Bölüm 6
      • Bölüm 5
      • Bölüm 4
      • Bölüm 3
      • Bölüm 2
      • Bölüm 1
Firewall Sponsor
Cloudflare
Community Software Sponsor
Community Software Sponsor
Workspace Sponsor
Google

LGBTI News
  1. LGBTİ
  2. LGBTI News
  3. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans & İnterseks, Eşcinsel Forum Sitesi
  4. Topluluk Kuralları
  5. Gizlilik Politikası
  6. İletişim
Powered by WoltLab Suite™ 6.1.25 tarafından geliştirilmiştir.