1. Anasayfa
  2. Zaman Akışı
  3. Sohbet
  4. Haberler
  5. Üyeler
    1. Son Aktiviteler
    2. Çevrimiçi Üyeler
    3. Üye Erişimleri
    4. Üye Arama
  6. Forum
    1. Çözümlenmemiş Konular
  7. Blog
    1. Yazılar
  8. Dosya Arşivi
  9. Galeri
    1. Albümler
    2. Harita
  10. Takvim
    1. Yaklaşan Etkinlikler
    2. Harita
  11. İletişim
  • Giriş
  • Kayıt
  • Ara
Blog Yazıları
  • Heryer
  • Makaleler
  • Sayfalar
  • Forum
  • Blog Yazıları
  • Dosyalar
  • Galeri
  • Etkinlikler
  • Gelişmiş Ayarlar
  1. Türkiye LGBTİ Topluluğu
  2. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans ve İnterseks Blogları
  3. Sanırım O O. Çocuğu Sendin Aşkım!

Bölüm 127

  • Anil Absolution
  • 4 Nisan 2021 23:21
  • 1.047 kez okundu

Nefesimi tutarak bekledim ne diyeceğini.. “Haklısın..” dedi sadece.. “Ne konuda?” diye sordum.. “Her konuda..” dedi.. “Peki” dedim ve sustum yine.. Bu “peki” içinde “tabii ki haklıyım sik kafalı! tabii ki kırgınım, hatta şu an kızgınım da piç!”ler barındıran bir “peki”ydi..

Abi ben oldum olası anlamıyorum bu “haklısın” deyip susan romantik piçleri!! Haklı olduğumu biliyorum lan! Haksızlık ettiğini de biliyorsun! Daha neyin onaylaması bu “Haklısın…” demeler.. “Özür dilerim” bile daha anlamlı.. Bana hayatımı sikip sikip çoğalttıktan sonra kalkıp “Haklısın” dersen, üşenmem sabaha kadar söverim; öyle güzel söverim ki ay sonu geldiğinde o faturayı sülalecek birleşip “voltran”ı oluştursanız yine ödeyemezsiniz. Hadi bir anlık gerizekalılık edip “Haklısın..” dedin.. Amk salak mısın lan sana sormuşum “Ne konuda?” diye!.. Sormuşum orda lan! Sormuşum piç! Açıklamanı istemişim nefesimi tutup bekleyerek! Gelen yanıt ne? “Her konudaaağ!”.. Yemin ederim ki evdekiler uyuyor olmasa avazım çıktığınca “SİKTİR GİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİTTTTTTTTTTTTTTTT” diye bağırasım vardı.. Boğazım yırtılana, sesim kısılana kadar “doya doya” siktir git diye bağırmak istiyordum.. İşte o “Peki” bunun “peki”siydi.. Şeytan diyor al şunun taşşaklarını kopar küpe diye kulağına tak gez mahallede “Bakııııın beni siken son kişi kulaklarımda sallanıyor” diyerek.. Ah ulan!

“Şşşşt, uyumadın değil mi?” diye sordu fısıldar gibi.. “Kırıklarım ağrı yapıyor, yatsam da uyuyamam ki..” dedim.. “Hop, hayırdır lan hiç bahsetmedin?” dedi heyecanlanarak.. “Biliyorsun sanmıştım” dedim şaşırmış gibi.. “Nerden bilebilirim oğlum yaa” dedi sızlanır gibi.. “Çünkü sen kırdın götlük yapıp dururken..” dedim.. Yine sessizlik girdi araya.. Yarım sigara sonrasında “Pşşşt, yalnız fena koydun haa” diyerek güldü bana.. O kadar güzel güldü ki ben sinirlenemedim.. Siz hiç bir insanın sesinde kendinizi buldunuz mu?

Sesi beni kızdırıyordu, o kadar çok kızdırıyordu ki duvarlara kafa atasım geliyordu.. Ve aynı ses bir saniye sonrasında tüm o kızgınlığımı alıp, beni sinirlendiğime pişman da edebiliyordu.. Bir cümlesine geceler yaktığım bir sesti o.. Kimi zaman çocuk, kimi zaman adam, çoğu zaman da………… Ben onun sesiyle hiç bir zaman barışamadım, ama hiç bir zaman küsemedim de.. “Hayır” dediğim zamanlar oldu, hem de çok oldu.. “Hayır mı?” deyişi…. İşte o “Hayır mı?”da bir çocuk gördüm ben, bir çocuğun kabullenemeyişini… “Çakmak yanında mı?” diye sorduğunda bir arkadaş, “Bak camel aldım” dediğindeyse adamdı benim için.. Sesi beni umutlandırıyordu da.. O an bana her ne söylüyorsa onu “başka bir ses tonuyla” söylemiş olsa, tüm kelimeler anlamını yitirirmiş gibi geliyor.. Karizmatik bir ses miydi? hayır, hayır.. sadece renkli bir sesti.. Duygularını yansıtan bir ses.. Bu yüzdendir belki, bizim hiç bir zaman o “süslü cümleler”e ihtiyacımız olmadı.. Seslerimiz yetiyordu.. Susarken bile anlamlıydık o yetiyordu dediğim “sesler”imizden ötürü.. “Hmmm” dediğinde, o “hmmm” sadece bir “hmmm” değildi.. Kimi zaman kederli, zaman zaman inkar eden, bazen anlayışlı, çoğu zaman da hazmetmeye çalışan bir “hmmm”lamaktı ondaki… O yüzden “Haklısın” deyişi beni bu kadar öfkelendirmişti.. Sesinden ikna olamamıştım.. O “haklısın”; ben haklı olduğum için söylenmemişti.. Sesinde, “Madem öyle istiyorsun al işte haklısın dedim, mutlu musun şimdi” tonu vardı…

“Nasıl anlıyorsun ki bir kelimesinden bunca şeyi?” diye soracaksın şimdi bana… E abi sen arkadaşında kalmak için izin istemek üzere anneni aradığında, annen sana “Peki kal” dediği zaman, o “peki kal” deyişinden anlamıyor musun aslında ne demek istediğini? Bir “Peki kal!” demesi vardır ki sen telefonu kapattıktan sonra “Oh beeee! Annem izin verdi oğlum!” diyerek havalara uçarsın; bir de “Peki kal!” deyişi vardır ki o telefonu “Özür dilerim, bunu sormam bile saçmaydı, ben eve geliyorum” vs demeden kapatmak istemezsin..

Keş’in gülüşü içime sinmiş, ikna olmuştum bana gerçekten hak verdiğine..

“Şşşşt, hoşuna gittiyse hep koyarım..” dedim nefesimi tutup gülmemeye çalışarak… “Harbiden hiç istemedin mi sen de yapmak?” diyerek ciddileşti birden.. “Bilmem….” dedim utanarak.. “Oğlum sonuçta seninki de baya baya kalkıyordu lan” dedi.. Sesinde zerre iğrenme yoktu bunu derken, daha çok merakla karışık özlem vardı.. “Yaa tabi..yani… istesem ne olcak ki?” diye sordum.. Gelecek cevabı beklemeden telefonu atıp kaçasım vardı.. Daha yeni yeni sorgulamaya ve hoşlanmaya başladığım “erkekliğim”i henüz başkasıyla konuşmaya hazır değildim.. “Bilmem…” dedi ve sustu.. Konuşmaya nasıl devam etsem de konuyu değiştirsem diye düşünürken “Ne olmasını isterdin ki?” dedi yine en masum haliyle..

Ne olmasını isterdim ki? İşte bu sorunun cevabı farklı bir kitap olur…

“Denemek mi istiyorsun ki?” diye sordum.. Yüzüm öylesine kızarmıştı ki gözlerim yanıyordu.. “Seninle her şeye varım oğlum da kendimi affedememekten korkuyorum” dedi.. Hüngür hüngür ağlamak istedim.. Bu son dediği boğazıma takıldı kaldı öyle.. Konuşursam sesim buğulanıp beni ele verir diye korktuğumdan sessiz kaldım.. Telefonum kulağımı yakıyordu.. Yine de bir “söz”ünden geri kalırım korkusuyla o telefonu kulağımdan ayıramıyordum.. Sigaralarımızı sessiz sessiz içtik.. O’nun savurduğu duman İzmir’e; benim savurduğum duman Tekirdağ’a karıştı.. İzmariti atmak için doğrulduğumda gözüm denize takıldı, ardından da gökyüzüne.. “Baktığımız denizler bağlı, seyrettiğimiz gök aynı…..”

“Ya bir şey sormak istiyorum.. ama.. off nasıl desem oğlum seni üzmek de istemiyorum..” diyerek sustu yeniden.. “Yok, üzülmem ben..”dedim.. “Sen nasıl affedebildin ki kendini? yani nasıl kabullenebildin?” diye sordu.. O an “asıl koyan” bunu bana “gerçekten” sormuş olmasıydı.. Keş’ke laf sokmak, canımı yakmak için sorsaydı da bağıra çağıra küfretseydim.. Merak ediyordu… Benim “başıma geldikten sonra” merak ettiklerimi o “başına gelmeden önce” merak ediyordu.. İşte o “asıl koyan” da buydu.. O’nun yerinde olmayı diledim, yüzüm göğe dönük gözyaşlarım yanaklarım yerine boğazımdan akarken, o’nun yerinde olmayı diledim.. Yaramazlık yaparken yakalanmış bir çocuğun özür dilemeye bile korkan sesiyle “Hala üzerinde çalışıyorum” deyip yutkundum…

Konuşmamızın arasına sızan bu suskunluklar…

“Anlıyorum.. sen de haklısın” dedi.. Bu sefer ki “haklısın”ı çok daha içtendi; çok daha içime işleyen… “Neyi anlıyorsun?” dedim sıkılmış bir şekilde.. Alışık değildim böyle konuşmalara, alışık olmadığım gibi “hazırlıksız”dım da.. “Hatırlıyor musun? Hani bana şampuanın yaktığını söylemiştin… Sonrasında da ben daha öncesinden bir şeyler olmuş olabileceğini ima etmiştim..” dedi.. “Senin bana tek ima ettiğin; daha önceden de yemiş olduğum, alışık olduğumdu!” dedim ve sesimi yükselttiğime bir anda pişman olarak ayağa kalkıp etrafa baktım.. Balkonlarında gece sohbeti eden komşulara yayın yapmak hoş olmazdı “itibarımız” açısından.. “Tamam sakin ol.. saçmaladım orda.. yani.. ben senin hiç düşünememiştim çocukken başına bir şeyler gelmiş olabileceğini…” dedi buğulanan bir ses tonuyla.. Beynimden vurulmuştum.. “Ne alaka yaa, nerden çıkarıyorsun bunları!” dedim kısık ama tıslayan bir ses tonuyla.. “Oğlum.. yani.. şampuanın yakacağını bu işlerde tecrübeli insanlar bilir… ama senin başına gelen şey, henüz sen tecrübesizken ve en kötüsü… yani karşı taraf da pek tecrübeli değilken şey olmuş..” dedi.. Bunu demesi o kadar uzun sürmüştü ki ben bir sigarayı bitirip ikincisini yakmıştım.. Gece gece damarıma basıyordu piç! Derin bir nefes vererek “Kaç yaşındaydın ki?.. yani ilk…. ama istemiyorsan sormam bir daha” dedi yine o buğulu sesle.. Dişlerim kenetlenmiş şekilde kalakaldım..

Bir sigaralık “öyle işte”den sonra “Boşver…” diyerek konuşmaya başladım.. “Cidden boşver… yani.. cidden merak ediyorsan abi.. küçüktüm işte.. çok küçük… yani ben kendimi affetmek zorunda kaldım.. Kendimi kabullenmeye gelirsek…” diyerek sustum… Kelimeler zorla çıkıyordu ağzımdan.. Daha fazla konuşasım yoktu bu konu hakkında.. “Evet, kendini kabullunmeye gelirsek?” diye yansıladı beni, alaycı bi yansılama değildi bu; daha çok ısrarcı bir yansılamaydı.. “Kendimi kabullenmeye gelirsek, inan bu konuda hiç yardımın dokunmadı bana…” diyerek sustum.. Daha fazla konuşursam canını yakmaktan zevk almaya başlayacaktım.. “Sana yaptığım her şey için özür dilerim…” dedi pişmanlığı… “Canın sağolsun…. yani.. salla gitsin.” dedi umursamazlığım.. Ben umursuyordum umursamasına ama “sesim” umursasın istemedim.. “Olur mu lan.. Şşşt.. cidden çok özür dilerim.. ben hiç düşünemedim” dedi titreyen bir sesle.. Burnumu çektim ve sinirden titreyerek “Aşık mısın oğlum sen bana?!” diye sordum.

Sesimdeki öfkenin ne rengi belliydi, ne şiddeti, ne de adresi…

Anıl Absolution

  • Önceki Yazı Bölüm 126
  • Sonraki Yazı Bölüm 128

Kategoriler

  • Genel

Arşiv

  1. 2021 (181)
    1. Eylül (41)
    2. Nisan (140)
      • Bölüm 136
      • Bölüm 135
      • Bölüm 134
      • Bölüm 133
      • Bölüm 132
      • Bölüm 131
      • Bölüm 130
      • Bölüm 129
      • Bölüm 128
      • Bölüm 127
      • Bölüm 126
      • Bölüm 125
      • Bölüm 124
      • Bölüm 123.5
      • Bölüm 123
      • Bölüm 122
      • Bölüm 121
      • Bölüm 120
      • Bölüm 119
      • Bölüm 118
      • Bölüm 117
      • Bölüm 116
      • Bölüm 115
      • Bölüm 114
      • Bölüm 113
      • Bölüm 112
      • Bölüm 111
      • Bölüm 110
      • Bölüm 109
      • Bölüm 108
      • Bölüm 107
      • Bölüm 106
      • Bölüm 105
      • Bölüm 104.5
      • Bölüm 104
      • Bölüm 103
      • Bölüm 102
      • Bölüm 101
      • Bölüm 100
      • Bölüm 99
      • Bölüm 98
      • Bölüm 97
      • Bölüm 96
      • Bölüm 95
      • Bölüm 94
      • Bölüm 93
      • Bölüm 92
      • Bölüm 91.5
      • Bölüm 91
      • Bölüm 90
      • Bölüm 89
      • Bölüm 88
      • Bölüm 87
      • Bölüm 86
      • Bölüm 85
      • Bölüm 84
      • Bölüm 83
      • Bölüm 82
      • Bölüm 81
      • Bölüm 80
      • Bölüm 79
      • Bölüm 78
      • Bölüm 77
      • Bölüm 76
      • Bölüm 75
      • Bölüm 74
      • Bölüm 73
      • Bölüm 72
      • Bölüm 71
      • Bölüm 70
      • Bölüm 69
      • Bölüm 68
      • Bölüm 67
      • Bölüm 66
      • Bölüm 65
      • Bölüm 64
      • Bölüm 63
      • Bölüm 62
      • Bölüm 61.5
      • Bölüm 61
      • Bölüm 60
      • Bölüm 59
      • Bölüm 58
      • Bölüm 57
      • Bölüm 56
      • Bölüm 55
      • Bölüm 54
      • Bölüm 53
      • Bölüm 52
      • Bölüm 51
      • Bölüm 50
      • Bölüm 49
      • Bölüm 48
      • Bölüm 47
      • Bölüm 46
      • Bölüm 45
      • Bölüm 44
      • Bölüm 43
      • Bölüm 42
      • Bölüm 41
      • Bölüm 40
      • Bölüm 39
      • Bölüm 38
      • Bölüm 37
      • Bölüm 36
      • Bölüm 35
      • Bölüm 34
      • Bölüm 33
      • Bölüm 32
      • Bölüm 31
      • Bölüm 30
      • Bölüm 29
      • Bölüm 28
      • Bölüm 27
      • Bölüm 26
      • Bölüm 25
      • Bölüm 24
      • Bölüm 23
      • Bölüm 22
      • Bölüm 21
      • Bölüm 20
      • Bölüm 19
      • Bölüm 18
      • Bölüm 17
      • Bölüm 16
      • Bölüm 15
      • Bölüm 14
      • Bölüm 13
      • Bölüm 12
      • Bölüm 11
      • Bölüm 10
      • Bölüm 9
      • Bölüm 8
      • Bölüm 7
      • Bölüm 6
      • Bölüm 5
      • Bölüm 4
      • Bölüm 3
      • Bölüm 2
      • Bölüm 1
Firewall Sponsor
Cloudflare
Community Software Sponsor
Community Software Sponsor
Workspace Sponsor
Google

LGBTI News
  1. LGBTİ
  2. LGBTI News
  3. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans & İnterseks, Eşcinsel Forum Sitesi
  4. Topluluk Kuralları
  5. Gizlilik Politikası
  6. İletişim
Powered by WoltLab Suite™ 6.1.25 tarafından geliştirilmiştir.