1. Anasayfa
  2. Zaman Akışı
  3. Sohbet
  4. Haberler
  5. Üyeler
    1. Son Aktiviteler
    2. Çevrimiçi Üyeler
    3. Üye Erişimleri
    4. Üye Arama
  6. Forum
    1. Çözümlenmemiş Konular
  7. Blog
    1. Yazılar
  8. Dosya Arşivi
  9. Galeri
    1. Albümler
    2. Harita
  10. Takvim
    1. Yaklaşan Etkinlikler
    2. Harita
  11. İletişim
  • Giriş
  • Kayıt
  • Ara
Blog Yazıları
  • Heryer
  • Makaleler
  • Sayfalar
  • Forum
  • Blog Yazıları
  • Dosyalar
  • Galeri
  • Etkinlikler
  • Gelişmiş Ayarlar
  1. Türkiye LGBTİ Topluluğu
  2. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans ve İnterseks Blogları
  3. Sanırım O O. Çocuğu Sendin Aşkım!

Bölüm 118

  • Anil Absolution
  • 4 Nisan 2021 23:13
  • 1.058 kez okundu

Sırık’ın olaya daha “insani” açıdan bakması, benim de Sırık’a daha “insani” gözle bakmamı sağlamıştı.. Bu çocuk düşündüğüm gibi herkesleşmemişti henüz.. “İnsanı et, eti de meze” olarak gören tayfadan değildi.. “Sırık haklı beyler yaa, amma abarttınız haa; sanki am sikince bütün dertleriniz bitecek!” dedim.. Tuborg iki elini havaya kaldırarak “Valla benim bitecek” dedi. Yine hep beraber krize girerek gülmeye başlamıştık.. Arkadaş gruplarında ve de grup sohbetlerinde “ortak ciddiyeti” yakalayabilmek çok zordu.. Ciddiyet; daha çok “paylaşılan yalnızlıklar”ın müşterek zaruretidir..

Yaşama arzusuyla doluyduk.. Neşelenmek için “söz”lere ihtiyacımız yoktu bizim, “ses”ler yetiyordu.. “Söz”ler uçucuydu hem, biraz da yakıcı.. Kimi zaman konduğu yerden uçar; zaman zaman da konacağı yere doğru.. Uçtuğu yer kızgınsa, konduğu yer pişmandır sözlerin.. Her zaman mı? Hayır tabii ki.. Uçtuğu yerden de kızgın olabilir konduğu yer.. O zaman mı? Yaşama arzusuyla, ölümün çarpıştığı yerdir dünya.. Ölümü hep hatırlarız.. Peki ya ölüme neden karşı koymaya çalıştığımızı? İşte bunu unutturur, o “uçtuğu yerden kızgınına konan sözler”..

Akşam için eve gidip duş alıp giyindik.. İlkokuldan bu yana tanıdığım arkadaşımı ve de kuzenini aradım. Çocukluk arkadaşlarım bana “pezevenk” demesin diye açık açık “Bak buluşcaz ama baştan söylüyorum, benim arkadaşlardan ikisi çok abaza.. Sevişmek sevişmemek size kalmış ama ben sevişmeyin derim” dedim.. Hayır yani kalkıp “aşk meşk” olaylarına dalıp ayrılırlar da acı çekerler falan, sorumluluk almamak en iyisi.. Sikmeyeceğim götün altına girmem arkadaş! Sonra iki tarafın da dırdırını dinleyip geceler boyu kafanı salla dur… Yok yok, cidden ne akarım ne kokarım!

Bu sefer ilçenin farklı bir plajında oturduk.. Poşet poşet biralar, buz gibi bir kumsal ve de dört erkek iki kız.. Sırık’la ben “karı” derdinden çok “muhabbete insan” aradığımızdan şartları zorlayıp tanımadığım hatunları davet ettirmemiştim.. Gecenin ilerleyen saatlerinde Efes’le Tuborg’a gündüzden çok büyük haksızlık ettiğimi anladım.. Aslında onların da ihtiyacı olan şey “kendilerini anlatmakmış”.. Kendilerini yeni tanıdıkları birilerine anlatıp, farklı şeyler dinlerken o kadar mutluydular ki; muhabbet bir an bile “duygusal”a kaymadı..

O an anladım ki iki farklı “biz”dik.. Biz bizeyken olduğumuz “biz” ve bizden başkalarıylayken gösterdiğimiz “biz”.. İlk “biz”i; bizi asla yargılamayacak olanların, “biz”den olanların yanında açıyor insan.. İkinci “biz”i ise, bizim öyle olmadığımızı gösterme ihtiyacı duyduğumuz “siz”lerin karşısında seriyorduk kumsallara, masalara… Bize lazım olan “biz” ile “siz”den kabul görecek “biz” çok farklıydı.. Beraber olacağım insanın, “bana” karışarak “ben”i “biz”leştirirken; hangi “biz”ini kendime katmak isterdim bilemiyorum.. Önce “biz”den taraf mı yoksa “siz”den yana mı olduğumu seçmeliydim.. “Biz”in samimiyeti “siz”de yoktu ama “siz”den gelebilecek tatlı sözler de “biz”den uzaktı.. Yok mu bu “iki” kelimenin “bir” ortak noktası? Var elbet, var tabii.. “İz”ler ortak iki kelimede de; bİZ de iz bırakır, sİZ de… İz bırakırlar bırakmasına da, o iz ne “biz”e karışır ne “siz”e bulaşır.. O iz bir “sen”de kalır, bir de “ben”de.. Neden hala “biz”den sakındığını “siz”e katmaya çalışır ki insan ve de “siz”den geleni “biz”e yormaya? Hayat “çoğul”, yaşamak “tekil”.. Kalkmış insanların “ben”cilliğinden şikayet edip duruyoruz “sen”ce diye sorup dururken.. Aynı kazanda kaynıyoruz hepimiz, aynı kazanda kaynıyoruz kaynamasına da… Farklı yerlerimiz yanıyor.. ve “sen”i bir saatte pişiren, “ben”i on dakikada küle çevirebiliyor..

Midem yanıyordu sigara ve alkolden.. Ben ne sigarayı suçladım, ne de alkolü.. Midemi suçladım “Yanacak ne var!” diye.. Alkolü suçlasam “içme diyecekler”, sigarayı suçlasam “söndürecekler”.. Var mı “Off kes de at şu mideni artık!” diyebilecek olan?

Ve bir bira daha “pıssst!”lattım “ben”im poşetten; “BİZ”im sağlığımıza, “SİZ”in şerefinize, “O”nun aşkına içtim..

“Piişşşşt!” diyerek göz kırptı çocukluk arkadaşım.. “Efendim..” diyerek gülümsedim.. “Hatırlıyor musun her gece nasıl da koşardık rüya gibi gemileri dürbünle izlemek için bizim evden sizin terasa?”..

Hatırlamaz olur muyum… “Biz”im olmayana duyduğumuz o “özlem”in çocukluğuydu bu.. Tek merceği kırık olduğu için, oküler taklidi yapan bir dürbünün arkasında birbirimizi ite kaka izlerdik; ışık ışık, Marmara’dan Ege’ye, akan o gemileri.. Şimdi çocuk olmak vardı, yeniden başlamak.. Bugüne kadar sustuklarımı en başından haykırmak.. “Ne oldum?” demek nasip olmadı hiç, ama insan “Ne olurdum?” diye düşünmeden edemiyor.. Ne olurdum? ya da nerde?..

Annesi çok güzel dondurma yapardı evde.. Ve de filtre kahve.. Kahveyi sütsüz içtiğim yıllardı.. Henüz karanlıktan korkmadığım günler.. O yüzden kahveyi bile karanlık içerdim, sütle aydınlatmadan.. Hayat henüz bu kadar acı değildi.. Süt katmadan da güzeldi tatlar.. Ne zaman kaçtı ki tadımız bizim? “Sen”in baktığınla “ben”im gördüğüm ne ara bu kadar ayrı düştü?

“O dürbün hala duruyor mu yoksa?” dedim dirseklerimden destek alarak geriye doğru uzanıp.. Gülüyorduk çocukluğumuz akarken yüzlerimizden; evet o dürbün hala duruyordu..

“El ele tırmandığımız o bayraklı tepeyi hatırlıyor musun?” dedim.. Gözlerimizden yaşlar gelerek gülmeye başladık.. Kısa yokuşları bile birbirimize tutunarak aştığımız günlerdi.. Ne ara unutur insan “yalnız” tırmanılamayacağını? Çocukken kolayca tuttuğumuz o eller ne ara “el” olmuştu ellerimize?

Yardımlaşmayı “sikiş”e yoran bir zihniyetin kurbanı olmuştu “sevgi”lerimiz.. “El ele geziyorlar, acaba aralarında bir şey mi var?”lar utandırmıştı ellerimizi.. “Sarılmak” güzeldi, taa ki “Ayıp!”ları tarafından sarılana kadar.. “Yetişkinler” yönetti “çocukluklarımızı”; iktidar bu mu? Ellerimizi yalnızlaştırınca ne geçti ellerine?

Hayatımı sikmişsiniz, ruhum duymamış.. Orospu çocukları!

Beni “kirlenmişlikle” suçlayanlar… Sorsam hepinizin tertemizdir vicdanı.. Tertemiz, evet kesinlikle tertemiz. Hiç kullanmadınız ki!.. Nasıl kirlensin?

Benim sırtımı sıvazlarken, kızı “orospu” diye andılar.. 9 yaşında bir kıza “orospuluğu” yakıştırdılar.. Öyle güzel “orospu” dediler ki.. ve öyle “ağız dolusu”… Sıçamadım ağızlarına.. Ağızları zaten bok doluydu!

Yakınlaştığım kızlar tek tek “orospu” edilirken, bedavaya sikildi arkadaşlıklarım.. ve gecenin bilmem kaçında, burada, bilmem kaç bira sonrasında, bilmem kaç yıl öncesine duyduğumuz özlemi paylaşıyoruz.. “Bilmem kimlere” nasıl sövsem de iyileşsem?

“Zaman iyi gelir!” diyorlar o sikine sıçtıklarım!

Zaman iyi gelmiyor.. Zaman sadece geçiyor.. Öyle bir geçiyor ki, neydi o geçen diye arkana dönüyorsun ve bir bok göremiyorsun..

ve böyle böyle “üç nokta”ya teslim oluyor yaşanmışlıklar. Sana bin “ah” kalıyor.. Senin “ah”ını da bine bölüyorlar.. Bir “ah”ın binde biri kaç “ah” eder ki?

Yanmış mıdır canları? Tutmuş mudur bir “ah”ın binde biri onlardan birini?

“Yaşadıklarından” yola çıkarak seni “yaşamamaya zorladıkları” şeyler?… Nasihat mi ne diyorlar tüm o baldırı çıplak emrivakilere.. Bana, ben istemeden, verebileceğiniz bir bu mu kaldı?

Kalbim… Hayatımdan sürgün edilen herkes orda.. ve ben çocukluk arkadaşımla “karanlık”tan başka bir şey paylaşamıyorum.. Işıklı sokaklarınızda “bir gören olur” da…..

Duyun amına koduklarım! Görün lan! Şu an çocukken “elimi tuttuğu” için ağız dolusu “orospu” ettiğiniz kız iki metre arkamda çömelmiş işiyor… Öyle güzel ve öyle rahat işiyor ki, gülüyorum.. Evet gülüyorum.. O “orospu” hala benim kardeşim ve “el ele” tutuşturmadığınız o iki “çocuk” şu an sırt sırta işiyor..

Başaramadınız.. Yine haksız çıktınız.. Susun artık! Susun da “bu ibne” çocukluğunu dinlesin “o orospunun” ağzından..

Bir dünya.. Alayı “orospu çocuğu”, tamamı “götveren”…

ve iki insan.. Biri “orospu”, diğeri “ibne”…

***

Bu bölümün medyasını bir kere de benim için izledikten sonra bir önceki bölüme dönün ve o şarkıyı bir daha dinleyin, ve bir daha, sonra bir daha; ardından bu bölümü yeniden okuyun…

ve bu bölümün medyasını yeniden izleyin..

ve o şarkıya geri dönün..

ve lütfen “susmadan önce bir kez daha düşünün”.

Susmayın ki yüreğinize kanımız sıçramasın!..

Susmayın…

Anlatın onlara…

Anıl Absolution

  • Önceki Yazı Bölüm 117
  • Sonraki Yazı Bölüm 119

Kategoriler

  • Genel

Arşiv

  1. 2021 (181)
    1. Eylül (41)
    2. Nisan (140)
      • Bölüm 136
      • Bölüm 135
      • Bölüm 134
      • Bölüm 133
      • Bölüm 132
      • Bölüm 131
      • Bölüm 130
      • Bölüm 129
      • Bölüm 128
      • Bölüm 127
      • Bölüm 126
      • Bölüm 125
      • Bölüm 124
      • Bölüm 123.5
      • Bölüm 123
      • Bölüm 122
      • Bölüm 121
      • Bölüm 120
      • Bölüm 119
      • Bölüm 118
      • Bölüm 117
      • Bölüm 116
      • Bölüm 115
      • Bölüm 114
      • Bölüm 113
      • Bölüm 112
      • Bölüm 111
      • Bölüm 110
      • Bölüm 109
      • Bölüm 108
      • Bölüm 107
      • Bölüm 106
      • Bölüm 105
      • Bölüm 104.5
      • Bölüm 104
      • Bölüm 103
      • Bölüm 102
      • Bölüm 101
      • Bölüm 100
      • Bölüm 99
      • Bölüm 98
      • Bölüm 97
      • Bölüm 96
      • Bölüm 95
      • Bölüm 94
      • Bölüm 93
      • Bölüm 92
      • Bölüm 91.5
      • Bölüm 91
      • Bölüm 90
      • Bölüm 89
      • Bölüm 88
      • Bölüm 87
      • Bölüm 86
      • Bölüm 85
      • Bölüm 84
      • Bölüm 83
      • Bölüm 82
      • Bölüm 81
      • Bölüm 80
      • Bölüm 79
      • Bölüm 78
      • Bölüm 77
      • Bölüm 76
      • Bölüm 75
      • Bölüm 74
      • Bölüm 73
      • Bölüm 72
      • Bölüm 71
      • Bölüm 70
      • Bölüm 69
      • Bölüm 68
      • Bölüm 67
      • Bölüm 66
      • Bölüm 65
      • Bölüm 64
      • Bölüm 63
      • Bölüm 62
      • Bölüm 61.5
      • Bölüm 61
      • Bölüm 60
      • Bölüm 59
      • Bölüm 58
      • Bölüm 57
      • Bölüm 56
      • Bölüm 55
      • Bölüm 54
      • Bölüm 53
      • Bölüm 52
      • Bölüm 51
      • Bölüm 50
      • Bölüm 49
      • Bölüm 48
      • Bölüm 47
      • Bölüm 46
      • Bölüm 45
      • Bölüm 44
      • Bölüm 43
      • Bölüm 42
      • Bölüm 41
      • Bölüm 40
      • Bölüm 39
      • Bölüm 38
      • Bölüm 37
      • Bölüm 36
      • Bölüm 35
      • Bölüm 34
      • Bölüm 33
      • Bölüm 32
      • Bölüm 31
      • Bölüm 30
      • Bölüm 29
      • Bölüm 28
      • Bölüm 27
      • Bölüm 26
      • Bölüm 25
      • Bölüm 24
      • Bölüm 23
      • Bölüm 22
      • Bölüm 21
      • Bölüm 20
      • Bölüm 19
      • Bölüm 18
      • Bölüm 17
      • Bölüm 16
      • Bölüm 15
      • Bölüm 14
      • Bölüm 13
      • Bölüm 12
      • Bölüm 11
      • Bölüm 10
      • Bölüm 9
      • Bölüm 8
      • Bölüm 7
      • Bölüm 6
      • Bölüm 5
      • Bölüm 4
      • Bölüm 3
      • Bölüm 2
      • Bölüm 1
Firewall Sponsor
Cloudflare
Community Software Sponsor
Community Software Sponsor
Workspace Sponsor
Google

LGBTI News
  1. LGBTİ
  2. LGBTI News
  3. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans & İnterseks, Eşcinsel Forum Sitesi
  4. Topluluk Kuralları
  5. Gizlilik Politikası
  6. İletişim
Powered by WoltLab Suite™ 6.1.25 tarafından geliştirilmiştir.