1. Anasayfa
  2. Zaman Akışı
  3. Sohbet
  4. Haberler
  5. Üyeler
    1. Son Aktiviteler
    2. Çevrimiçi Üyeler
    3. Üye Erişimleri
    4. Üye Arama
  6. Forum
    1. Çözümlenmemiş Konular
  7. Blog
    1. Yazılar
  8. Dosya Arşivi
  9. Galeri
    1. Albümler
    2. Harita
  10. Takvim
    1. Yaklaşan Etkinlikler
    2. Harita
  11. İletişim
  • Giriş
  • Kayıt
  • Ara
Blog Yazıları
  • Heryer
  • Makaleler
  • Sayfalar
  • Forum
  • Blog Yazıları
  • Dosyalar
  • Galeri
  • Etkinlikler
  • Gelişmiş Ayarlar
  1. Türkiye LGBTİ Topluluğu
  2. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans ve İnterseks Blogları
  3. Sanırım O O. Çocuğu Sendin Aşkım!

Bölüm 68

  • Anil Absolution
  • 4 Nisan 2021 22:21
  • 1.110 kez okundu

Bizim okulun “eses”i pek meşhur.. Size göre açılımı “Eskişehir” olanın, bize göre açılımı “ya Seve Seve ya Sike Sike”ydi.. “Olduğu kadar, olmadığı kader” deyip taşşak sermek yerine başımıza Tansu Çiller kesilen idarenin baskısıyla “Ya olacak ya olacak” saçıyorduk. O yüzden bu çadırlar ya kurulacak ya kurulacak dendiğinde pek şaşırmadım.. Yırtıkları yamanmaya bile değer görülmemiş, dedemin tumanını özleten o bez çadırları birer birer kurmaya başladık.. Lan tabii ki 450 kişi önce ilk çadırı sonra ikinci çadırı kurarak ilerlemiyorduk.. 3 kişilik gruplar halinde kuruyorduk zalımın çadırlarını.. Arada benim gibi, sağında ya da solundaki diğer 3’lü grubu “Kanka yeaa siz bize yardım edin, biz de size” diyerek ayartıp, “İki çadırı da 6 kişi beraberce kuralım yea” deyip verdiği sözü unutarak “Evet beyler, bakın öndeki ana direk yamuk duruyor! hah evet evet onu böyle 5cm kadar sağa kaydırsanız tam oturcak sanki” diye komutlar vermek üzere büyükçe bir taşın üstüne çıkıp geviş getirenler de vardı.. Her neyse biz çadırları ıkına sıkına kurduk, içlerine de kampet dediğimiz bez yataklarımızı kurup yerleştik. Geçen senelerden birileri ayakkabı boyasıyla bizim çadırın tavanına “Welcome to the Hell.” yazmış.. Sonuna nokta koymayı da ihmal etmemiş piçler. İyi yaa zaten bilmiyordum, artık gece boyu uyumadan önce tavana bakar bakar ezberlerim bunu.

Eğitimler başlamış, son gaz anamız ağlıyordu.. Hergün sabahın köründe uyandırılıp koşturuluyor, ardından ter saçarken takım idarecilerinin “5’ten geriye sayıyorum, bitirdiğimde hala karada öğrenci varsa öğlene kadar süründürürüm hepinizi” anonsuyla birbirimizi ite kaka sabahın buz gibi sularına kendimizi bırakıyorduk.. 5 dakika kadar suda bekletildikten sonra yine o düdük çalınıyor ve koşarak çadırlar bölgesine gidiyorduk.. “2 dakika içinde eğitim kıyafetlerini giyip burada olamayana sürprizlerimiz olcak” anonsuyla bir buçuk dakika içinde giyinmiş şekilde toplanıp kahvaltıya götürülüyorduk.. Kahvaltı olayı 450 kişinin sıraya girip bi masanın önünden geçerek görevliler tarafından hazırlanmış plastik tabaklardaki kahvaltılık “hakları”nı alıp, metal bardaklara sıcak su doldurarak masalarına geçmesiydi.. Kahvaltı için verilen süre 10 dakikaydı, bu süreye sıraya girmek de dahil.. Kısacası kahvaltı yoktu.. Vardı da yoktu.. Kahvaltıdan sonra öğlene kadar spor yaptırılır.. Öğlen yemeğine yine kıyafetler değiştirilmiş şekilde gidilirdi.. Öğlen yemeğinden sonra saat 3’e kadar izinlliydik, o sıcakta beyin kanaması geçirelim istemiyordu idare.. Bizi siklediklerinden değil, kendi başları yanmasın diye almışlardı bu kararı.. Bu öğle yemeğinden sonraki boş zamanlar “Pan ve benim” gibi bütünlemeye kalan öğrenciler için konan etütlerle bize haram olmuştu.. Ardından öğleden sonra sporu ve eğitimleri başlar ve bu akşama kadar sürer.. ve akşam yemeği, peşinden de akşam etütleri.. sonrasında çadırlar önündeki yolda toplanıp yüzümüze tutulan el fenerleriyle sayıldığımız “yat yoklamaları”.. Farkındaysanız “Duş almamız için 1 dakika bile verilmedi” gün boyu. Tuzlu tuzlu gezdiriyorlardı bizi, sanırım kokmayalım diye.. Olay böyle olunca benim Keş’le sikişme hayallerimi at sikmişti. Değil sikişmek, oturup iki dakika sohbet için bile halimiz kalmıyordu..

Olayın tek avutan yanı onca işkenceyi çekerken sağınızda solunuzda sizin gibi “taşşakları sıcaktan dizlerine sarkıp çorba olmuş insanlar” bulunması.. “Neden hep ben yaa niye ben!” diye isyan edemiyordum olayın “ben”le sınırlı olmadığı gözüme gözüme sokulurken.. Keş’le çok sigara içtiğimizden dolayı o koşularda ve eğitimlerde hep en geride kalıyorduk.. Hergün aynı fanteziyi yapıyorduk “Yaa aslında hazır en arkada kaldık, kimse yoklama da almıyor; acaba şurdan çalıların içine atlayıp ordan gizlice çadırlara mı kaçsak?” diye.. Ya şimdi buraya her şeyi açık açık yazıyorum, hiiiiç kendimi her gün o eğitimi o işkenceyi çekmiş gibi gösteremicem.. Biz Keş’le, yanımızda Sincap’la beraber kampın 3. gününden itibaren sabah sporlarından kaçmaya başladık.. Belli bir yere kadar grubumuzla beraber koşup, ilk müsait yerde “incek var” demeden sıvışıyorduk. Ardından kantine gidip kolalar gofretler alıyor ve çadırlar bölgesindeki en arka çadırlardan birine saklanıyorduk..

Sincap kim la? Sincap benim bu okulda tanıdığım ilk ilk ilk ilk öğrenciydi.. Onunla muhabbetimiz okul kapısından girer girmez başlamıştı.. Babasının yolundan ilerleyip aynı mesleği yapmaya can atan, boyu benden bir tık kısa, alabildiğine beyaz olan teni ve kömür gibi saçlarıyla bildiğin fransız tipli bir çocuktu.. Türklüğünü ele veren tek şey; yıllarca kullanılmış yağlı boya fırçasını andıran kaşlarıydı.. O kaşların her bir teli ayrı yöne bakardı.. Okula kaydolduğum ilk günler o kaşlar beni Sincap’ın esprilerinden fazla güldürdü.. ve şu an hala bu okuldaysam ve pes etmediysem bunu bir tek Sincap’a borçluydum.. Sincap da Bebe gibi disiplin puanı yüksek bir öğrenciydi. ama sümsük ve ezik değildi.. “Piçlik” dendiğinde gözü dönen, kalbi duran fırlamalar candır benim için; Sincap da öyleydi işte.. “Hadi spordan kaçıyoruz” dediğimizde fincan tabağı gibi açılan gözleriyle “Oha süper” diyerek peşimizden gelmişti.. “Ceza alır mıyım, yakalanır mıyım, yakalanırsak ne olur, dayak yer miyim?” vs sikinde değildi onun.. Ona yeter ki piçlik olsun, sonuna kadar gelir senle.. ve o sonuna kadar gelirken de yol boyu altına sıçarsın gülmekten..

Sincap’ı bana sevdiren de bu özelliğiydi.. Hayatı bize açılan pencereden görmek yerine, o duvarda açtığı ufak delikten kendi manzarasının keyfini çıkarıyordu.. Gösterilene değil, görmek istediğine bakardı.. Öyle bir bakardı ki, senin baktırıldığın pencerelere duvarlar örer, sana yeni bir sen katardı.. O yüzden Keş “Oğlum siktirtme belanı lan bizi ele vercen, 3 kişi kaçamayız” diyerek Sincap’ı ittirdiğinde “Gelsin abi, hem çadırlar kontrol edilcek olursa biz saklanırken o çıkıp idareyi uzaklaştırır” diyerek bizimle gelmesi için ikna etmiştim.. “O mu yapcak bunu, bi siktir git oğlum yeaa” demişti Keş.. Aradan iki gün geçince de o dediklerini unutmuş gibi bizim Sincap’la kanka oluvermişti.. Ne zaman günlük etüt ve eğitimlerin sonuna gelsek “Hadi bir şeyler alalım, Sincap’ı da bulup muhabbet edelim az” diye gözlerimin içine bakar olmuştu.. İçimden “oh be sonunda ilişkimize renk katacak biri geldi” diye ayakta alkışlıyordum..

Anıl Absolution

  • Önceki Yazı Bölüm 67
  • Sonraki Yazı Bölüm 69

Kategoriler

  • Genel

Arşiv

  1. 2021 (181)
    1. Eylül (41)
    2. Nisan (140)
      • Bölüm 136
      • Bölüm 135
      • Bölüm 134
      • Bölüm 133
      • Bölüm 132
      • Bölüm 131
      • Bölüm 130
      • Bölüm 129
      • Bölüm 128
      • Bölüm 127
      • Bölüm 126
      • Bölüm 125
      • Bölüm 124
      • Bölüm 123.5
      • Bölüm 123
      • Bölüm 122
      • Bölüm 121
      • Bölüm 120
      • Bölüm 119
      • Bölüm 118
      • Bölüm 117
      • Bölüm 116
      • Bölüm 115
      • Bölüm 114
      • Bölüm 113
      • Bölüm 112
      • Bölüm 111
      • Bölüm 110
      • Bölüm 109
      • Bölüm 108
      • Bölüm 107
      • Bölüm 106
      • Bölüm 105
      • Bölüm 104.5
      • Bölüm 104
      • Bölüm 103
      • Bölüm 102
      • Bölüm 101
      • Bölüm 100
      • Bölüm 99
      • Bölüm 98
      • Bölüm 97
      • Bölüm 96
      • Bölüm 95
      • Bölüm 94
      • Bölüm 93
      • Bölüm 92
      • Bölüm 91.5
      • Bölüm 91
      • Bölüm 90
      • Bölüm 89
      • Bölüm 88
      • Bölüm 87
      • Bölüm 86
      • Bölüm 85
      • Bölüm 84
      • Bölüm 83
      • Bölüm 82
      • Bölüm 81
      • Bölüm 80
      • Bölüm 79
      • Bölüm 78
      • Bölüm 77
      • Bölüm 76
      • Bölüm 75
      • Bölüm 74
      • Bölüm 73
      • Bölüm 72
      • Bölüm 71
      • Bölüm 70
      • Bölüm 69
      • Bölüm 68
      • Bölüm 67
      • Bölüm 66
      • Bölüm 65
      • Bölüm 64
      • Bölüm 63
      • Bölüm 62
      • Bölüm 61.5
      • Bölüm 61
      • Bölüm 60
      • Bölüm 59
      • Bölüm 58
      • Bölüm 57
      • Bölüm 56
      • Bölüm 55
      • Bölüm 54
      • Bölüm 53
      • Bölüm 52
      • Bölüm 51
      • Bölüm 50
      • Bölüm 49
      • Bölüm 48
      • Bölüm 47
      • Bölüm 46
      • Bölüm 45
      • Bölüm 44
      • Bölüm 43
      • Bölüm 42
      • Bölüm 41
      • Bölüm 40
      • Bölüm 39
      • Bölüm 38
      • Bölüm 37
      • Bölüm 36
      • Bölüm 35
      • Bölüm 34
      • Bölüm 33
      • Bölüm 32
      • Bölüm 31
      • Bölüm 30
      • Bölüm 29
      • Bölüm 28
      • Bölüm 27
      • Bölüm 26
      • Bölüm 25
      • Bölüm 24
      • Bölüm 23
      • Bölüm 22
      • Bölüm 21
      • Bölüm 20
      • Bölüm 19
      • Bölüm 18
      • Bölüm 17
      • Bölüm 16
      • Bölüm 15
      • Bölüm 14
      • Bölüm 13
      • Bölüm 12
      • Bölüm 11
      • Bölüm 10
      • Bölüm 9
      • Bölüm 8
      • Bölüm 7
      • Bölüm 6
      • Bölüm 5
      • Bölüm 4
      • Bölüm 3
      • Bölüm 2
      • Bölüm 1
Firewall Sponsor
Cloudflare
Community Software Sponsor
Community Software Sponsor
Workspace Sponsor
Google

LGBTI News
  1. LGBTİ
  2. LGBTI News
  3. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans & İnterseks, Eşcinsel Forum Sitesi
  4. Topluluk Kuralları
  5. Gizlilik Politikası
  6. İletişim
Powered by WoltLab Suite™ 6.1.25 tarafından geliştirilmiştir.