Sanırım O O. Çocuğu Sendin Aşkım!
Yatma saati yoklamasını haber veren zil sesiyle beraber tüm nefretimi o Gizli Bahçe’de bırakarak yerimden kalktım.. Bir gün kendi memleketimi terkedip bu şehre taşındığım gibi, bu ülkeyi de terkedip “yeni bir sayfa” açabileceğim bir yere gideceğim.. “Bedenimi” terketmek çözüm değil, dişimi tırnağıma takıp “bedenimi aşağılayanları” terkedicem.. Bu ömrü yaşamaya hoş gelmiştim, ama hoş görülmek için dilenmekle tüketemem.. Koğuşlar binasının 3. katına çıkarken kat arasındaki o aynada kendimi gördüm.. Aynaya iyice yaklaştım, Keş’in dokunmasına müsade etmediğim yanaklarıma dokundum ve gözlerimin altını sildim.. Ardından yaraladığım elimi öptüm ve o elimle “Seni affediyorum.” diye fısıldayarak aynaya dokunup gülümsedim.. Ben bana lazımım.
Kendimi, kendimde suç bulamazken affetmekmiş zor olan kısmı.. Gerisi ne miydi? Derin bir uyku…
Ertesi gün uyandığımda elim zonkluyordu, hay ben ağzıma sıçayım diye sinirle kalktım o yataktan.. Elimi yüzümü yıkamak için tuvalete gittim.. Soğuk…
Kendimi, kendimde suç bulamazken affetmekmiş zor olan kısmı.. Gerisi ne miydi? Derin bir uyku…
Ertesi gün uyandığımda elim zonkluyordu, hay ben ağzıma sıçayım diye sinirle kalktım o yataktan.. Elimi yüzümü yıkamak için tuvalete gittim.. Soğuk…
Devamı