Cinsiyet ayrımcılığı, bireylerin cinsiyetlerine dayalı olarak farklı muamele görmesi veya haklarının kısıtlanması durumudur. Bu tür ayrımcılık, cinsiyet temelli stereotiplere ve normlara dayanarak, bir kişiye sadece erkek ya da kadın olmasından dolayı belirli fırsatlar verilmez veya engellenir. Cinsiyet ayrımcılığı, toplumda cinsiyet eşitsizliğini sürdürür ve çoğunlukla kadınlar, LGBTİ+ bireyler ve diğer cinsiyet kimlikleriyle uyumlu olmayan kişiler hedef alınır.
Cinsiyet ayrımcılığı çeşitli alanlarda kendini gösterebilir, örneğin:
- İş hayatında: Kadınların daha düşük maaş almaları, terfi fırsatlarının kısıtlanması ya da iş gücüne katılımda eşitsizlikler.
- Eğitimde: Kız çocuklarının eğitim haklarına sınırlamalar getirilmesi veya kadınların bilim, teknoloji gibi alanlarda daha az yer bulması.
- Toplumsal normlar: Erkeklerin duygusal olarak daha az ifade özgürlüğüne sahip olması, kadınların belirli giysiler veya davranışlar sergilemeye zorlanması.
- Hukuk ve politika: Eşit hakların tanınmaması ya da eşcinsel ve trans bireylerin ayrımcılığa uğraması.
Cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele, toplumsal cinsiyet eşitliği ve bireylerin cinsiyetlerinden bağımsız olarak eşit haklara sahip olmalarını sağlamak amacıyla yapılmaktadır.