• Adalet; toplumun her bir ferdinin bir diğerine olan sorumluluğunun farkında olmasıdır. Adil olmak için eşitlik gözetilmez, adil olmak için toplumun zaman içinde oluşturduğu kanunlar başta olmak üzere bireylerin durumu gözetilir. Tüm bu kanunlar ise her zaman üzerinde tartışılabilmelidir.


    Adaletin yerine getirilmesi; toplumun içinde bulunduğu zamana göre doğru olduğuna hükmettiği kararları vermesidir. Ancak takdir edersiniz ki her karar bireyin tüm haklarını gözetmez. Adaletin de böyle bir gayesi yoktur. Şu halde toplumda bireyi önemsiyorsak sadece adil olmayı değil, aynı zamanda ne kadar çok insanı memnun ettiğinizin de önemi büyüktür.


    Doğru kanun diye bir şey yoktur. 200 yıl önce eşcinselleri ölüme mahkum eden mahkemeler de adaleti sağlıyordu. ( yazının alt kısmında açıklama yapıldı) Bugün eşcinsellere nefret suçu işleyenleri cezalandıran mahkemeler de adaleti sağlıyor. Değişen tek şey bilim ve felsefenin ışığında insanların anlayışı oldu. İkisi de adildi belki ama biri diğerinden bugünün penceresinden baktığımızda zalimce ve son derece yanlış geliyor.


    O nedenle sadece adalet değil aynı zamanda konuşulması gereken felsefe ve bilimdir. Salt adalet diye bir şey yoktur. Salt adalet için tüm kararları şansa bırakmanız gerekir. Suçlu? Suçlu değil? Ancak bu olanaksızdır.


    Adil olabilmek için bilimin ve felsefenin ışığında elde edilen sonuçlara göre kanunlar yapmak ve bu doğrultuda kararlar vermek gerekir.


    Az önce dediğim gibi 200 yıl önce eşcinseller hasta kabul ediliyordu ve tedaviyi reddedenler ölüme varan cezalar alıyordu. O zamanın bilimsel ve felsefi çıkarımları da bu yöndeydi. Dolayısı ile o zaman bu kararları veren yargıçları bugünün anlayışı ile yargılamak yanlış olurdu.


    Ancak bugün bilim bize işin öyle olmadığını söylüyor. Bu bağlamda hala sırf toplum böyle istiyor diye eşcinselleri mahkum eden bir ülke varsa bu kesinlikle insanlık namına utanç verici ve adil olmayan yaklaşımdır.

  • Yazdıklarından anladığım kadarıyla gerçekten adalet diye bir şey yok ve gerçek anlamda adalet sağlanamaz.. çoğunluğu memnun etmek toplumun tamamını memnun etmek anlamına gelmiyor sonuçta. Bu durumda gerçek bir adaletten söz edemeyiz.


    Adaletin sağlanması için eşitliğin olması gerekir ki böyle bir eşitlik ne bu dünyada ne de başka bir dünyada mümkün değil. Bu bağlamda ne bu dünyada ne de başka bir dünyada gerçek adaletin olmadığına ve böyle bir adaletin sağlanamayacağına inanıyorum.


    Örnek verecek olursam..


    Örneğin İslam dinine göre sözde diğer dünyada kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı söyleniyor. Uzun çöpün karşılaştığı durumda bir adaletsizlik yok mu? uzun çöp mü uzun olmayı istedi?


    Uzun çöp ve kısa çöpe adaletli davranmak için iki çöpün boyutlarının aynı olması veya bir tanesinin olmaması gerekir.


    Bir tanesinin olması bile sorun! "Neden ben?" gibi bir soru ortaya çıkaracağı için ona da adalet diyemeyiz.


    Arya Stark

  • Aynı şartlar altında işlenen benzer suçlara verilen cezalara bakıldığında bile çok bariz farklılıklar görülebiliyor.


    2 kişi aynı suçu işliyor, biri 10 yıl ceza alırken diğeri beraat bile alabiliyor.


    İyi niyet hali, toplumdaki konum, tutulan avukat/lar, savunma şekli, hakimin ruh hali...


    Bu şartlar altında nasıl bir adaletten söz edebiliriz ki?

  • Bu tamamen sistemin yozlaşmasının bir sonucu ancak şunu tartışabiliriz. Bir suçtan dolayı verilen ceza herkese aynı etkiyi gösterir mi? Kesinlikle hayır. Kimisine çok ağır gelen ceza kimisi için o kadar zor değildir. Hapishanede bile güçlü birinin yaşayacağı zorluklar güçsüz birinin yaşadığından çok farklı. Bu durumda zaten suç aynı bile olsa suçlu farklı olacağı için ceza da farklılık olması normaldir.


    Ama sizin kast ettiğinizin bu olmadığını biliyorum. Siz yozlaşmadan bahsediyorsunuz bu çok daha başka bir mesele. Bir kurum yozlaşmışsa zaten tartışacak bir şey de kalmamış demektir.

  • Bir sistemin yozlaşmaması için kusursuz çalışan bir sistemin olması gerekir ki ortada öyle bir sistem yok.


    Sorun sistemde, sistemin de düzeltilmesi için evrenin baştan tasarlanması gerekir ki o da mümkün değil.


    Mümkün olduğunu farz etsek bile o zaman da seçeneklerin ve karar vermenin olmadığı tekdüzen bir yaşam söz konusu olur.


    Neden seçeneklerin olmadığı bir sistem?


    1. Bir seçeneği seçmek veya karar vermek o anki şartlar, düşünce ve ruh haline bağlı değişir.


    Üstte belirttiğim tek düzen mantığına da aykırı


    Herkes aynı şartlar, düşünce ve ruh haline sahip olduğu için farklı seçenekler sunulamaz.

    Sunulduğunu farz etsek bile herkes aynı seçeneği seçer ve aynı kararı verir.


    2. İleri dönemde çoğunluk ve azınlığın seçtikleri adaletsizliğe yol açacağı için seçeneklerin ortadan kaldırılması gerekir.


    Örnek:


    Arkadaşın babası pırlantacıymış, arkadaş pırlanta olduğunu bildiği için o taşları toplamış.

    Benim babam da pırlantacı olsaydı ben de o taşları toplayacaktım! Bu adaletsizlik!

  • Bence adalet, toplumun genel etik anlayışına uygun bir yargılama biçimidir. Yargı insanlar tarafından yapıldığı için mükemmel olması beklenemez çünkü bireysel olarak da farklı etik anlayışına sahip olabiliriz. Yine de genelgeçer yargıların sadece kendimizce doğru olmadığını iddia edebiliyoruz, çünkü böyle kavramların keskin sınırları olmaz.

  • Bir de sistemin bütünlüğünü, nasıl oluştuğunu ve nasıl işlediğini bilmiyoruz.

    Sadece elimizdeki bilgi birikimi, anlatılanlar, gördüklerimiz ve mantığımızla fikir yürütüp kararlar veriyoruz. Eldeki bilgi birikimlerimiz, gördüklerimiz, bize anlatılanlar da hatalı ve/ya eksik olabilir.

    Bu bağlamda hatalı kararlar da veriyor olabiliriz.

    Bu verdiğimiz kararlardan ne kadar sorumluyuz?

    Şartlar, edinilen bilgi, görülen boyut.... gibi etkenlerin hesaplandığı ve paunlamasının yapıldığı bir sistem varsa gerçekten bir adaletin olma ihtimali mümkün olabilir.


    Bu adaleti islam dininde göremiyorum.


    Örneğin İslam'a göre bir çocuk öldüğü zaman cennete gider! neden ama? benim de çocuk yaşta ölüp cennete gidememem bir haksızlık değil mi?




    Bence adalet, toplumun genel etik anlayışına uygun bir yargılama biçimidir. Yargı insanlar tarafından yapıldığı için mükemmel olması beklenemez çünkü bireysel olarak da farklı etik anlayışına sahip olabiliriz. Yine de genelgeçer yargıların sadece kendimizce doğru olmadığını iddia edebiliyoruz, çünkü böyle kavramların keskin sınırları olmaz.


    Birlikte yaşamak ve ilerlemek istiyorsak toplumsal adaletin empati kurularak sağlanabileceği en üst noktaya kadar sağlanması gerekir.


    Fatih Sultan Mehmet'in şöyle bir sözü vardı...


    Aklı öldürürsen, Ahlak da ölür.
    Akıl ve Ahlak öldüğünde, millet bölünür.
    Kadı'yı satın aldığın gün Adalet ölür.

    Adaleti öldürdüğün gün: Devlet de ölür....

Participate now!

Don’t have an account yet? Register yourself now and be a part of our community!