Frank Gallagher tarafından yazılan gönderiler
-
-
-
-
Bilgisayar oyunu pek oynamıyorum
Yatmadan önce cep telefonundan Slots - Pharaoh's Way oynuyorum.
-
-
aşı olmayı düşünmüyorum
kısacası güvenmiyorum
-
Bir de sistemin bütünlüğünü, nasıl oluştuğunu ve nasıl işlediğini bilmiyoruz.
Sadece elimizdeki bilgi birikimi, anlatılanlar, gördüklerimiz ve mantığımızla fikir yürütüp kararlar veriyoruz. Eldeki bilgi birikimlerimiz, gördüklerimiz, bize anlatılanlar da hatalı ve/ya eksik olabilir.
Bu bağlamda hatalı kararlar da veriyor olabiliriz.
Bu verdiğimiz kararlardan ne kadar sorumluyuz?
Şartlar, edinilen bilgi, görülen boyut.... gibi etkenlerin hesaplandığı ve paunlamasının yapıldığı bir sistem varsa gerçekten bir adaletin olma ihtimali mümkün olabilir.
Bu adaleti islam dininde göremiyorum.
Örneğin İslam'a göre bir çocuk öldüğü zaman cennete gider! neden ama? benim de çocuk yaşta ölüp cennete gidememem bir haksızlık değil mi?
Bence adalet, toplumun genel etik anlayışına uygun bir yargılama biçimidir. Yargı insanlar tarafından yapıldığı için mükemmel olması beklenemez çünkü bireysel olarak da farklı etik anlayışına sahip olabiliriz. Yine de genelgeçer yargıların sadece kendimizce doğru olmadığını iddia edebiliyoruz, çünkü böyle kavramların keskin sınırları olmaz.
Birlikte yaşamak ve ilerlemek istiyorsak toplumsal adaletin empati kurularak sağlanabileceği en üst noktaya kadar sağlanması gerekir.
Fatih Sultan Mehmet'in şöyle bir sözü vardı...
Aklı öldürürsen, Ahlak da ölür.
Akıl ve Ahlak öldüğünde, millet bölünür.
Kadı'yı satın aldığın gün Adalet ölür.Adaleti öldürdüğün gün: Devlet de ölür....
-
Bir sistemin yozlaşmaması için kusursuz çalışan bir sistemin olması gerekir ki ortada öyle bir sistem yok.
Sorun sistemde, sistemin de düzeltilmesi için evrenin baştan tasarlanması gerekir ki o da mümkün değil.
Mümkün olduğunu farz etsek bile o zaman da seçeneklerin ve karar vermenin olmadığı tekdüzen bir yaşam söz konusu olur.
Neden seçeneklerin olmadığı bir sistem?
1. Bir seçeneği seçmek veya karar vermek o anki şartlar, düşünce ve ruh haline bağlı değişir.
Üstte belirttiğim tek düzen mantığına da aykırı
Herkes aynı şartlar, düşünce ve ruh haline sahip olduğu için farklı seçenekler sunulamaz.
Sunulduğunu farz etsek bile herkes aynı seçeneği seçer ve aynı kararı verir.
2. İleri dönemde çoğunluk ve azınlığın seçtikleri adaletsizliğe yol açacağı için seçeneklerin ortadan kaldırılması gerekir.
Örnek:
Arkadaşın babası pırlantacıymış, arkadaş pırlanta olduğunu bildiği için o taşları toplamış.
Benim babam da pırlantacı olsaydı ben de o taşları toplayacaktım! Bu adaletsizlik!
-
Aynı şartlar altında işlenen benzer suçlara verilen cezalara bakıldığında bile çok bariz farklılıklar görülebiliyor.
2 kişi aynı suçu işliyor, biri 10 yıl ceza alırken diğeri beraat bile alabiliyor.
İyi niyet hali, toplumdaki konum, tutulan avukat/lar, savunma şekli, hakimin ruh hali...
Bu şartlar altında nasıl bir adaletten söz edebiliriz ki?
-
Yazdıklarından anladığım kadarıyla gerçekten adalet diye bir şey yok ve gerçek anlamda adalet sağlanamaz.. çoğunluğu memnun etmek toplumun tamamını memnun etmek anlamına gelmiyor sonuçta. Bu durumda gerçek bir adaletten söz edemeyiz.
Adaletin sağlanması için eşitliğin olması gerekir ki böyle bir eşitlik ne bu dünyada ne de başka bir dünyada mümkün değil. Bu bağlamda ne bu dünyada ne de başka bir dünyada gerçek adaletin olmadığına ve böyle bir adaletin sağlanamayacağına inanıyorum.
Örnek verecek olursam..
Örneğin İslam dinine göre sözde diğer dünyada kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı söyleniyor. Uzun çöpün karşılaştığı durumda bir adaletsizlik yok mu? uzun çöp mü uzun olmayı istedi?
Uzun çöp ve kısa çöpe adaletli davranmak için iki çöpün boyutlarının aynı olması veya bir tanesinin olmaması gerekir.
Bir tanesinin olması bile sorun! "Neden ben?" gibi bir soru ortaya çıkaracağı için ona da adalet diyemeyiz.
-
Adalet nedir?, fikirlerinizi alayım...
-
Son zamanlarda en sevdiğim dizi karakterlerinden biri Çukur dizisinden Timsah Celil karakteri.
-
Biraz depresyondayım
-
yazılım bana ait bütçede sıkıntı yok
Yazılım ve güvenliği geçtikten sonra...
Ücretsiz demişsiniz, peki neden ücretsiz?
Türkiye gibi bir ülkede yaşıyoruz, neden güvenip sitenize üye olmalıyım?
-
Eşinize biseksüel olduğunu açıklamalı mısınız?
1. Olasılık
Diyelim ki eşinize biseksüel olduğunuzu açıkladınız.
1. Eşiniz sizden ayrılır mı?
2. Eşiniz böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini söylerse bu durum ilişkinizin devamını nasıl etkiler?
* sürekli şüphe duyulma... gibi.
3. Eşiniz sizden ayrılır durumu ailenize açıklarsa ne tür sorunlarla karşılaşırsınız?
2. Olasılık
Diyelim ki eşiniz biseksüel olduğunuzu kabul etti ve 2. bir ilişki yaşayabileceğiniz göz yumabileceğini söyledi.
1. Eşiniz neden biseksüel bir ilişki yaşayabileceğinizi kabul etti?
* çaresizlik, sizi çok sevdiği için, ailesine geri dönmek istememesi... gibi nedenler.
2. Ne tür bir ilişki yaşarsınız?
* sevgili, tek gecelik ilişki... gibi
3. Eşiniz bir gün farklılık olsun diye bir başka erkekle de ilişki yaşamak istediğini söylerse ne tepki verirsiniz?
-
Bir çok arkadaşlık sitesi ve uygulaması var.
Eğer öyle 500, 1000 tl'lik bir bütçe ile bir site açmayı düşünüyorsanız hiç bulaşmayın.
-
aramıza yeni katılan arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz
-
Almanya’nın Dresden kentinde eşcinsel bir çifti bıçaklayan ve bir kişiyi öldüren radikal İslamcı Suriye vatandaşına ömür boyu hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti sanığın erken tahliyesinin önünü de kapadı.
-
Tom Robbins - Parfümün Dansı
Son yıllarda okuduğum kitaplar arasında en çok iz bırakanlardan biri de bu oldu. Çok hoş bir dokusu var kitabın; mitolojiyi alıp bugünün dünyasına öyle bir işliyor ve değişik karakterleri birbirlerinin hayatlarına o kadar güzel denk getiriyor ki, okurken yazarın zekasına hayran olmamak mümkün değil. Her kitap duygulardan bahseder, bu kitap bazı duyguları neden hissettiğimizi ve kimi duyguyu neden yanlış bildiğimizi cesur bir şekilde yeri geldikçe haykırıyor. Cesur bir şekilde diyorum çünkü her satırına okur okumaz katıldığımı söyleyemem ama şahsen beni duraksatan bu tür satırların tamamında inanılmaz haklı noktalar buldum dikkatli okuyunca. Yer yer altını çizdiğim cümleleri olmuştur. Keyifle okunası bir kitap. Tavsiyem ilk okuduktan sonra bir süre dinlendirin kitabı başucunuzda ve bir kaç hafta sonrasında yeniden okuyun. Her iki okumada da farkı satırlar altını çizdirecek.. Baksanıza hala etkisindeyim!

Daha Çok GösterSürgün - Refik Halit Karay
Sürgün romanı Refik Halit Karay tarafından yazılan önemli bir romandır. Sosyal siyasal roman türünde yazılan eser konusu bakımından sürülen bir subayın Suriye topraklarında yaşadığı ilginç olaylar ve arkadaşlarıyla ailesinin yaşamını işler.
Hilmi Efendi: Beyrut’a sürgün edilen yüzbaşıdır. Sürgün sonrası ailesi sorun yaşar ve kızları evden kaçar. Bu durum karşısında ne yapacağını bilemez.
Seher: Sürgün edilen yüzbaşının kızıdır. Nevber adını kullanır. Evden uzaklara kaçar ve sahnelere çıkar. Babası ona sahnede rastlar.
İrfan: Hilmi’nin arkadaşıdır. Bilmeden arkadaşının kızına âşık olur.
Özet:
Hilmi Efendi sürgüne gönderilen bir yüzbaşıdır. Beyrut’a geldiği ilk günler çok yalnız olan Hilmi Efendi, burada eski bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı Çopur Apti’dir. Gazoz işine giren Hilmi Efendi biraz para biriktirir. Burada arkadaşları ile siyasi tartışmalara da girer. Hilmi Efendi eşiyle mektuplaşmaktadır. Kızları Seher’in sürekli dışarılarda olduğu ve eve gelmediği haberini alınca İstanbul’a gitmek için çareler arar. Bu konuda bürokrat arkadaşlarından yardım ister.
Arkadaşı irfan ise iş bulmak için Halep’e gitmiştir. İş bulup Hilmi Efendi’yi de yanına aldıracaktır. Ancak iş bulamaz. İrfan sahneye çıkan Nevber adındaki bir kıza âşık olur. Nevber’in psikolojik sorunları vardır. Halep’e arkadaşlarıyla gelen Hilmi Efendi ise İrfan’dan haber almak ister. Kendisini Nevber adındaki güzel bir kızın sahne aldığı yere eğlenmeye götürmek isterler. Bu isteği geri çevirmeyen Hilmi Efendi Nevber’i merak eder. Nevber sahneye çıkınca yere yığılıp kalır. Nevber kendi öz kızı Seher’dir.
Daha Çok Gösteryüzyıllık yalnızlık- Gabriel Garcia Marquez
alamut kalesi- vladimir bartol
cesur yeni dünya- Aldous Huxley
kızıl ölümün maskesi- edgar allan poe (aslında tüm öyküleri okunmalı bence)
karanlığın sol eli- ursula k. le Guın
kızıl nehirler- jean christophe grange (tüm romanları efsane)
satranç -stefan zweig (insan psikolojisini bu kadar az sayfayla oluşturduğu öykülerle betimlemesi beni hayran bırakıyor tüm kitapları okunmalı)
küçük kara balık- samed behrengi
hayvan çiftliği -george orwell
1984- george orwell
otomatik portakal- anthony burgess
Macbeth -shakespeare
-
Genelde ne tür kitaplar okursun?