1. Anasayfa
  2. Zaman Akışı
  3. Sohbet
  4. Haberler
  5. Üyeler
    1. Son Aktiviteler
    2. Çevrimiçi Üyeler
    3. Üye Erişimleri
    4. Üye Arama
  6. Forum
    1. Çözümlenmemiş Konular
  7. Blog
    1. Yazılar
  8. Dosya Arşivi
  9. Galeri
    1. Albümler
    2. Harita
  10. Takvim
    1. Yaklaşan Etkinlikler
    2. Harita
  11. İletişim
  • Giriş
  • Kayıt
  • Ara
Heryer
  • Heryer
  • Makaleler
  • Sayfalar
  • Forum
  • Blog Yazıları
  • Dosyalar
  • Galeri
  • Etkinlikler
  • Gelişmiş Ayarlar
  1. Türkiye LGBTİ Topluluğu
  2. Üyeler
  3. Arya

Arya tarafından yazılan gönderiler

  • Eşcinsel Sosyal Medya Hesaplarına Sansür Uygulanabilir mi?

    • Arya
    • 22 Şubat 2019 02:35

    Aslında bahsettiğin programda konuşan şahıs kendi söylediklerine kendisi cevap vermiş zaten. :D

    Ayrıca normal bir hukuk devletinde elbette kanunen bir suç unsuru olmayan içeriklerin engellenmesi veya bir ideolojik görüşe uygun şekilde sansürlenmesi söz konusu olamaz. Fakat bizim ülkemizde bir gecede kanun da değişebilir. O yüzden çok da şey yapmamak lazım :D:/

  • Psikiyatri Takibinin Kötü Bir Şey Olması

    • Arya
    • 22 Şubat 2019 02:24

    Bence doktorların bir bildiği vardır. Sen yarım bırakma devam et. Onlar seni yönlendirir zaten.

  • Hiç Starbucks'a Gitmeyenler Buraya!

    • Arya
    • 16 Şubat 2019 00:40
    icimdekikurbaga yazdı:

    Bu "resim 1 aparat şeysi" nin bir adı var mı acaba :D

    :D Bende bilmiyorum özel bir adı var mı yok mu ama filtre kahve demliği vs. diye geçiyor olabilir. Ben de o şekilde buldum zaten. :D:D

  • LGBT+ Bireyi Olmak Seçim mi Kader mi?

    • Arya
    • 3 Şubat 2019 22:30

    Kader dediğniz şeyin aslı astarı yok bir kere bana göre. Kader, özgüveni eksik teistlerin başarısızlıklarda, olumsuzluklarda ve yaşam içinde aklınıza gelecek daha çok olumsuz durumlarda atıf yaptıkları bir kelimeden başka birşey değildir.

    Zaten kader de gördüğüm kadarı ile İbrahimî dinlerde de çok çelişkili birtakım durumlar ortaya çıkartığı için. Bu konularda kafa patlatan adamlar bu görüşten son yüzyıldır uzaklaşmış durumdalar. Ve her ne kadar bana saçma sapan gelse de kendilerine göre birtakım mantıklı açıklamalar getirdiklerini öne sürmektedirler.

    Ancak soruyu seçim mi yoksa doğuştan gelen bir durum (az görülen durum) mu? Olduğunu varsayarak cevaplamak gerekirse zaten bunun cevabını biliyoruz hepimiz sanıyorum.

    Bence bizim burada tartışmamız gereken bu duruma anomali diyebilir miyiz? Diyemez miyiz?. Yani diğer durumdan orantısal olarak az görülen anlamında kullanılabileceği fakat bu anlamın kendi içerisinde de bizim bakış açımıza göre çelişkili durum yaratabileceği kanısındayım. Biz LGBTi bireyleri hasta olarak görmüyoruz ve doğal /doğduğu gibi, özgün hali ile kabul etmeyi tercih ediyoruz. Bu şuanki dünyanın bakış açısıdır. Dolayısı ile LGBTi bireyleri olağan halinden farklı olduğunu öne sürersek otomatik olarak şu cevabı vermemiz gerekecektir. Bu durum şuanki tıp terminolojisine göre olağan haline getirilemese dahî ileride bu yönde sağlanacak gelişimler ile bunun tersi mümkün olabilir. Şu halde baştan kabul ettiğimiz "yaygın olandan farklı" anlayışı tıbbi birtakım eksikliklerin de biyolojik olarak var olduğu göz önüne alındığında ki bunları üreme ve canlının soyunu devam ettirmesi gibi çok temel ve basit bir biyolojik gerçekten bahsediyorum, bu insanları olağan yani yaygın görülen duruma geri mi getireceğiz? Bu durumda şuanki DSÖ tabiri caiz ise zıçtı :D

    O değil. Biz hepimiz Zıçtık. :D

    Yani bu durumu alışagelmişten az görülen olarak görmemiz bizim yararımıza bir durum değil. Biz bu durumu ancak özgür irade, doğal olanı koruma gibi kısmen muhafazakar bir üslup ile ortaya koymalıyız. Yani bu durumda şimdi olmasa bile ileride seçim diye adledilebilir mi? Mümkün. Ama bunu söyledim diye bu şekilde olacağı meçhul.

    Tabi buradaki seçimden kastım hetoroseksüel cis bireyin lgbti durumlarını seçip yönelmesi değil! Lgbti bir bireyin hetoroseksüel cis hale gelebilme durumu.

    Okuduğunuz için tişikkirlir.

    edit: Yukarıda yazdığım girdide birtakım anlatım bozuklukları olduğunun ben de farkındayım. Açıkçası bu saatte düzeltesim gelmedi. Ama özünde anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. tişikkirlir.

  • Hiç Starbucks'a Gitmeyenler Buraya!

    • Arya
    • 3 Şubat 2019 21:56

    Öğütülmüş Filtre kahve demleyip içebilirsin. Cafe crown nescafe tarzı kahveler, kahve aroması verilmiş toz içecekler kahve sayılmaz yani. Aynı oralet gibi birşey. Batırma çay bile demiyorum. Batırma çayda en azından çay var :)

    Yapacağın şeyi söylüyorum. Hiç filtre kahve makinası almana bile gerek yok. Bir paket filtre kahve alıyorsun. Ya frenchpres (ben tavsiye etmem) ya da alta resmini koyduğum şeyden bulup alıyorsun. filtre kağıdı alıyorsun o da aşağıda resmi var. kaynatıp 2-3 dakika beklettiğin suyu da yukarıdan yavaş yavaş döküyorsun kahven hazır. Bu şekilde belki biraz soğur ama porselen ve hafif ılık bir demlik kullanırsan soğumaz. Her evde de illaki bulunur.

    Gelelim Frenchpress'i neden önermediğime. Ki burası önemli birileri çıkıp en güzel kahve frenchpress'te yapılır yeaa diyip ortalığı velveleye verebilir. Aslında kendilerine göre haklı sebepleri de var.

    birincisi piyasada satılan 5-10₺ değerindeki aletler ile anca süt köpürtürsün.

    ikincisi hazır öğütülmüş kahveler genelde frenchpress kalınlığına göre değil makina kalınlığına göredir. Yani kahveyi kendin öğütmeyeceksen frenchpress sana göre değil dostum.

    direkt filtre kahve kağıdını basit bir düzenek uydurup içine oturtabilirsin alta da şöyle ısıyı az ileten bir bardak veya porselen demlik koyarsan evde en düşük bütçe ile çok daha kaliteli kahveler içebilirsin.

    Birde şunu söylemeden geçmeyeyim. Bu söyleyeceklerim kahveyi kendi öğütenlere gelsin. Kahveyi mümkün olan en düşük devirde hatta el makinasında öğütün. Ki kahve öğütülürken ısınır bu da kahvenizin yanmasına sebep olur. Acı acı kahve içersiniz.

    edit: Resimleri koymayı unutmuşum

    resim 1 aparat şeysi:

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    resim 2: kahve kağıdı:

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

  • Gay Bar Ortamı Nasıl?

    • Arya
    • 3 Şubat 2019 20:59

    Valla birkaç defa liseden arkadaşlarla gitmiştik bunlardan birine 5-6 kişi. Eskort oğlanlar tırcı abilerin kucağında oturup içki içiyordu. Tabi bizim gittiğimiz yer baya leş bir mekandı. Zaten sonra da çıkmıştık :D. Burası bar değil gece klübü tarzı bir yerdi.

    Onun haricinde


    İstiklalde bir bar vardı bir zamanlar hala duruyor mu bilmiyorum. Orası iyi herkes kendi aleminde genelde zaten sevgililer takılıyor orada yabancı pop falan çalıyorlar. Üst katında da gey kafe gibi bir yer vardı. ama uzun zaman oldu şuan yeri değişti mi kalktı mı bilmiyorum. Birde maslakta var kocaman bir yer travestiler dans showları yapıyor. Orayada bizim liseden arkadaşlarla gitmiştik.

    Şuan o ortamlar nasıl bilmiyorum. Ama değişir tabi.

    edit: Önceden baya yırtıktım tabi. şuan bütün arkadaş ortamını değiştirdim. Kendimi LGBTi ortamından baya soyutlaştırdım.

    (rezil)

  • Hiç Starbucks'a Gitmeyenler Buraya!

    • Arya
    • 3 Şubat 2019 20:47

    Kahve yapısı gereği farklı zamanlarda yapılan hasatlarda bile tat ve doku değişkenliği gösterir. Starbucks gibi zincir kahveciler bu tat farklarını minimize etmek için kahveyi adeta yakar. Starbucks Roast dedikleri de baya yanık bir kahve oluyor. O nedenle kahvenin gerçek aromasını çok alamazsınız burada. Çeşitli şehirlerde gayet başarılı butik kahveciler var buralara gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Zaten bir kahveci ekspresso'yu güzel yapıyorsa ekspresso bazlı kahveleri de doğal olarak güzeldir. Evde de kahve yapacağınız zaman çekirdek kahveyi taze olarak çekip filtre olarak metal bir filtreden geçirmenizi tavsiye ederim. Kaliteli bir metal filtre bulamıyorsanız boyasız filtre kağıdı da kullanılabilir. Ama asla naylon filtre kullanmayınız.

    edit: imlâ

  • Türk LGBTİ Sinema Tarihi

    • Arya
    • 25 Ocak 2019 20:16

    Zenne (Yerli Film)

    Alıntı

    İmkansız bir üçlünün dostluk öyküsü: Orta Doğu'nun değer yargılarını çok tanımayan ve bir yıllığına İstanbul'a gelen bir Alman fotoğrafçı, Daniel. Renklerini gizlemekten sakınmayan, ailesinden koşulsuz destekle koruma gören ve İstanbul'un dans klüplerinde Zennelik yapan Can. Ve doğulu, muhafazakar bir ailenin çocuğu olan Ahmet. Birbirleriyle dostluk, aşk ve anlayışla birarada yaşamayı başarabilen üçlünün karşısına çıkan töre, devlet ve muhafazakar aile değerleri... Filmin senaryosu, 2008 yılında babası tarafından gey olduğu gerekçesiyle öldürülen ve ölümü Türkiye'nin ilk eşcinsel namus cinayeti olarak anılan Ahmet Yıldız'ın gerçek hikayesinden esinlenilerek kaleme alınmıştır

  • Telegram

    • Arya
    • 23 Ocak 2019 23:26

    Buyrun efenim siz de katılın. :)

  • LGBTİ Bireylere Yönelik Önyargının Nedenleri?

    • Arya
    • 23 Ocak 2019 15:48
    icimdekikurbaga yazdı:

    Ne kadar katılıyorum desem az kalır. Ancak temel olarak zaten hali hazırda lgbti'lere farklı bakılıyorken galiba kendi içimiz de birbirimize de farklı bakabiliyoruz. Bir kaç yerde okumuştum lgbti'liler biseksüellere de farklı bakabiliyorlarmış. Aslında sorun hep birbirimizi farklı görmek istememiz ve ötekileştirmeyi çok sevmemizden kaynaklanıyor olsa gerek.

    İkinci olarak evet aslında bizden bazı kesim de ön yargıları arttırıyor gibi çeşitli nedenlerle. Ben dinlediğim yabancı şarkıcı Demi Lovato sayesinde bu lgbti mantığını öğrendim. Yani varolduğunuzu. Araştırma yaptığımda bir süre bazı abartı şeyler gördüm ve ergen aklı ile çok saçma buldum. Aslında ön yargıları başlatan birazda yine bizleriz.

    Ve tabi ki ülkemizde cinselliğin tabu olmasından dolayı ve lgbti'lerin ötekileştirilmesinden dolayı her birimize cinsellik çok kolay yapıştırılabiliyor. Lgbti isen kesin sapıksın, cinselliğe düşkünsün vs. gibi. Ancak yine tahminimce tabi bu ama, bazılarımız zaten ötekileştirilmiş olmanın verdiği bir durumla, cinselliğin içine atabiliyor kendini, şey gibi düşünebiliriz galiba uyuşturucu kullanmak gibi galiba tam örnek bu olabilir mi bilmiyorum ama. Yani bir şeye kendini kaptırmak ve onsuz yapamamak. Kendimizi tanımaya çalışırken zaten hali hazırda uzaklaşıyoruz her şeyden, bir de yanlış ortamlarda eşcinselliğimizi öğrenmeye kalktığımızda durumlar kontrolden çıkılmaz hal alıyor ve uzaklaşmanın verdiği durumla belki de tek ortak noktamızın birileriyle birlikte olmak olduğunu varsayıyoruz ve normal hayatımız buna evriliyor. Ve belki de çevremizdekiler bunu görüp o durumda ona ve her birimize sapkınlığı çok kolayca yapıştırabiliyorlar.

    Bilmiyorum düşüncem ne kadar doğrudur ama bende bir kaç zamandır neden lgbti'lerin hep cinsellikle anıldığını düşünüyorum ve bu mantık geldi aklıma ne kadar doğrudur bilmemekle yine çok uzattım :)

    Kesinlikle katılıyorum insan yapısı gereği kendisine benzemeyen, kendisinin anlamadığı ve hatta kendisini temsil etmeyen kişilerden ve düşüncelerden korkar ve buna karşı bir savunma mekanizması geliştirir.

  • Telegram

    • Arya
    • 22 Ocak 2019 21:57

    en çok whatsapp kullanıyorum ama telegram da güzel. bizim forumun bi telegram gurubu var oraya siz de katılabilirsiniz.

  • En Son Hangi Filmi İzledin?

    • Arya
    • 19 Ocak 2019 03:03

    Interstellar kadar şişirilmiş bir balon daha görmedim. Bu filmin bu kadar yüksek skor alması sunulan görsellik, sürü psikolojisi, birazda insanların genel olarak anlamadığı uzay-zamanın kütle çekimi ile değişmesi gibi bir konuyu çekmesi insanların ilgisini çekti haliyle. Yönetmen koltuğunda Nolan oturmasa max %60 skor alacak film.

    Ayrıca filmi beğenmeme sebebim filmin abidik bir temel üzerine oturtulmaya çalışılması.

    Filmi beğendim mi beğendim. Ama özgün bir konusu yok, senaryo ve kurgu da zayıf bana göre. ayrıca internette çok sık gördüğüm birşey var bu filmle ilgili herkes bilimsel olarak doğru bilgiler verildiğini yazmış ama tamamen yalan. Filmin bilimsel olarak doğruluğu yoktur. uzay-zamanın kütle karşısındaki değişimi de filmdeki kadar abartılı değildir. Bu tür konuları merak ediyorsanız film değil belgesel izleyin.

    Ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler, müthiş bir görsellik var filmde. İzlenir mi tabiki izlenir.

    not: bu benim kendi kişisel görüşümdür.

  • Dizi Önerileri

    • Arya
    • 19 Ocak 2019 02:52

    the Wire izlemediysen önerebilirim. Diğer sevdiğim diziler için konu açmıştım onlara da bakabilirsin. Birde True Detective var.

    Korku falan seviyorsan The X Files, American horror Story

    ama bence dizi izlemek zaman kaybı. got falan hariç :D

    onun yerine hobi edin daha güzel oluyor valla.

  • Transamerica

    • Arya
    • 3 Ocak 2019 00:32

    Evet var bu filmin. Altyazı sitelerinde bulabilirsin. Ben özelden isteyene link de atabilirim.

  • Şahsiyet İzleyenler (Yerli)

    • Arya
    • 3 Ocak 2019 00:30

    Kesinlikle tavsiye ederim :thumbup:

  • Boys Don't Cry

    • Arya
    • 1 Ocak 2019 20:54

    Bu filmde transseksüel bir erkeğin hayatından bir kesit görüyoruz. Yaşanmış bir hikayeden uyarlama olduğu için de insan ister istemez etkileniyor. Açıkçası bu film hakkında söylemem gereken bazı şeyler var onlara gelmeden önce şunu belirteyim. Dönemin taşra yaşamını güzel yansıtmış. Ama hikaye anlatımı hakkında böyle düşünmüyorum. Yönetmenin tam olarak ne amaçladığını da kestiremedim açıkçası.

    Spoiler Göster

    Karakterimiz gerçekten çok ciddi şeyler yaşıyor. Banyoda zorla soyarak kadın olduğunu gösterme sahnesi, akabinde gelen o malum sahne vs. Bu sahneler çoğu insanı etkiler. Beni de çok etkiledi. Özellikle birde yaşanmış bir olay olduğunu bildiğim için çok daha fazla etkilendim. Ama bu sahnenin çekilme tarzı öyle bir ayarlanmış ki izleyen kişi hiçbir şekilde karakterin iç dünyasında neler yaşadığını, yaşamış olabileceğini ANLAMIYOR! Evet trajik birşey yaşanıyor orada ama ya işte bugünde böyle geçti gibi yansıtmışlar olayı. hele ki malum sahnede. diğer karakterlerin iç dünyasında nasıl bir nefret duyduğunu da anlayamıyoruz. Ve sahneler gözümüzün önünden geçerken izleyici olarakta doğru tepkileri veremiyoruz. Bu sinematografik açıdan kanımca bir başarısızlıktır.

    Bu sahneler çok daha az dramatize edilerek, çok daha anlamlı bir şekilde çekilemez miydi? Çekilebilirdi. Gene de yaşanmış bir olayı, ve nispeten ucundan kıyısından da önyargı ve nefreti bir şekilde anlatmaya ÇALIŞAN bu filmi izleyebilirsiniz.

  • Transamerica

    • Arya
    • 1 Ocak 2019 20:42

    Var mı aranızda izleyenler?

    Bir kadının geçmişi ile yüzleşmesi. Kendini olduğu gibi kabul etmesi, anne oğul arasındaki ilişki, Ailesinin kabullenişi... Güzel bir yolculuk üzerinden bizlere aktarılıyor.

    Spoiler Göster

    Özellikle lgbti filmlerinde sürekli karakterimiz ya barda ya pavyonda çalışır. hep uçlarda, hovarda karakterler yansıtılır. Bu filmde karakterimiz gayet sıradan bir yaşam tarzı çiziyor. Tabi aynı şeyi oğlu için söyleyemeyiz :D

    Güzel bir film. İzlemenizi tavsiye ederim.

  • Şahsiyet İzleyenler (Yerli)

    • Arya
    • 1 Ocak 2019 20:35

    Arkadaşlar var mı bu mini diziyi izleyen?

    Türkiye'de çekilmiş en kaliteli dizi desek yanlış olmaz herhalde. Bu kadar da güzel. Ayrıca görüntü yönetmeni dünya standartlarında bir iş çıkartmış ortaya. Haluk Bilginer ise zaten döktürmüş resmen.

    Benim tek eleştirebileceğim şey; yan karakterlerin hikayesinin ana konuya bir etkisinin olmaması ve yan karakterlerinin hikayesinin çok havada kalması. Onun haricinde de su gibi akıp gidiyor. İyi bir polisiye dizisi.

    Ayrıca puhu TV'den ücretsiz izleyebilirsiniz.

  • Pek konu gibi değilde, maksat sohbet muhabbet :)

    • Arya
    • 1 Ocak 2019 20:29

    Eskiden koca bilgisayarın hard disk kapasitesi 250 mb - 500mb arasıydı zaten :D. Artık bilgisayarlarda CD-Rom bile bulunmuyor. Öyle benim de bir oyun CD'im vardı. İçinde bir sürü karışık oyun falan vardı. O CD Hala evde duruyor. Ama takıp açabileceğim bir CD Rom'um yok :D Bilgisayarıma CD-Rom takma gereği duymadım hiç :D CD'lere müzik koyup arşiv falan yapıyorduk. Sonraları P2P geliştikçe torrentten illegal albümler çekmeye başladık. Bilgisayarda 150.000'den fazla şarkı var ama artık onun bile bir ayrıcalığı kalmadı. Spotify'dan açıp dinliyoruz artık :D

    Bende tek değişmeyen şey masaüstü bilgisayar geleneği. O da zaten değişecek birşey değil. :D En üst seviye donanımlar hala desktop uyumlu olarak üretiliyor. İsteğe ve ihtiyaca uygun konfigüre ediliyor. Zannımca o önümüzdeki 20 yıl daha geçerliğini koruyacak. Çünkü oturmuş bir standart var. Ama Laptoplar yerini tabletlere bırakacaktır yavaş yavaş. Çünkü çok daha fazla mobil. Ve daha kullanışlı. Sanal asistanlar düşündüğümüzden de hızlı bir şekilde gelişecek. Hayatımızda ciddi anlamda kullandığımız yazılımlar haline gelecek.

    Bu post'da geleceğe bir not olarak kalsın :D

  • Yeni yılda ufacık dilekler :)

    • Arya
    • 1 Ocak 2019 10:38

    Yeni yıl hepimize en başta sağlık, mutluluk, güzel ve geleceğe dair umut getirsin diyorum ben de :):love:

Firewall Sponsor
Cloudflare
Community Software Sponsor
Community Software Sponsor
Workspace Sponsor
Google

LGBTI News
  1. LGBTİ
  2. LGBTI News
  3. Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans & İnterseks, Eşcinsel Forum Sitesi
  4. Topluluk Kuralları
  5. Gizlilik Politikası
  6. İletişim
Powered by WoltLab Suite™ 6.1.25 tarafından geliştirilmiştir.