Posts by Blue

    Homofobinin asıl sebebini teoloji kaynaklı aramak çok doğru değil. Elbette dinler de bu durumu körüklüyor fakat olay tamamen primat kökenli hayvanların içgüdüsel sosyal davranışları ile alakalı.


    Biz insanlar doğası gereği sosyal canlılarız. Yani yaşamımızı sürdürebilmek için diğer türdeşlerimize ihtiyacımız var. Bu binlerce yıl öncede böyleydi halâ da böyle. Şuan sürü halindeki yaşamımız için düzeni oluşturmada (köyler, kasabalar, metropoller) günümüzde her ne kadar kanunlar ve kanun uygulayıcılar eliyle devletler (bir üst benlik) şekil veriyor olsa da hala evrimsel ve içgüdüsel olarak ilkel canlılarız. Dolayısı ile biz kendimize benzemeyen ve farklı davranan insanlar görünce tedirgin oluruz. Çünkü ilkel olarak sürünün tehlikede olduğunu düşünürüz. Bu hep böyle olmuştur ve bundan sonra da böyle olacaktır.


    Sadece homofobi için değil şuan dünyada onlarca devlet aşırı milletçi politikalar üretiyor ve büyük destekçileri var. Dünyada milyonlarca insan bizim "ırkçı" dediğimiz değerlere inanıyor ve bunları savunuyor. Milyarlarca insan maddi kazancına göre toplumsal olarak kendi dilimindeki insanlarla ahbaplık ediyor. Altında kalanlara acıyor yardım ediyor ama sosyal çevresinde tutmuyor. Üstünde olanlar da keza aynısını yapıyor. Bu klasik anlamda kendimize benzemeyeni dışlayan bir içgüdüye sahip olduğumuzun kanıtıdır.


    Eğer sorun sadece din kaynaklı olsaydı benim anladığım kadarı ile hiçbir dinde (musevilik hariç, ama tam olarak ta değil) ırkçılığı öven bir tutum sergilenmez. Ama dünyada eşcinselden çok daha fazla ırkçı vardır belkide.


    Ancak şu söylenebilir. Bugün kimse basılı yayımda veya sosyal medyada aşırı ırkçı söylemlerde kolay kolay bulunamaz toplum bir anda büyük tepki gösterir (mi acaba?) Ancak homofobi içeren açıklamalar daha az tepki çeker ve belirli bir azınlık tarafından eleştirilir. Evet bu söylem doğrudur.


    Ancak şunu da unutmamak gerekir. Dünyada çok yakın bir tarihe kadar YASAL olarak köle alınıp satılabiliniyordu. ABD'de siyahlar ile beyazların evlenmesi yasaktı. Aynı okullarda okumaları yasaktı. Bugün bu anlayış değişti. Ve bunun dini hiçbir alt yapısı olmadığı gibi; tamamen toplumsal yapının evrimi ile alakası vardır.


    Emin olun ki yaşadığımız dönemden 200 yıl sonra dünyaya gelenler bizim dönemimizi okudukları zaman ne kadar da gerici ve kötü bir sosyal anlayışa sahiplermiş diyeceklerdir. Bunu eski yeşilçam filmlerini izleyerek siz de yapabilirsiniz. (basit olarak). Veya kitap okuyun eski dönemleri yansıtan (ama biz okumayı sevmeyiz)

    Ara not: Yeşilçam dedim özellikle yaşadığımız kültürü karşılaştırın diye)


    Ama şu bir gerçek ki toplumsal evrim hergün gerçekleşiyor.


    Belki binlerce yıl sonra bugünün despot devletleri yıkılacak ve birbirine karşı üstünlük yarışında giren uluslar tek bir evrensel değer etrafında toplanacak. Belki Tam tersi olacak ve Devletler otoritesini tek bir evrensel değer altında paylaşımlı kullanacak. Ya da bunların hiçbiri ol(a)mayacak ve medeni yaşamımız orada burada kümelenmiş koloniler ile sınırlı kalacak. Ya da dünyamız yok olacak ve bizlerden geriye hiçbir şey kalmayacak. Yaşadığımıza dair tek bir kanıt bile olmaksızın...


    edit: imlâ

    Okumadan önce şunu belirteyim;


    Yanlış ya da eksik biliyor da olabilirim ancak sizin süreç aşağı yukarı şöyle işliyordu sanırım:


    Türkiye'de ameliyat olabilmen ve kimliğini değiştirebilmen için yanlış hatırlamıyorsam ilk önce ikamet ettiğin bölgedeki Asliye Hukuk Mahkemesine gidip Nufus müdürlüğüne karşı bu yönde dava açman gerekir. ( Mahkemenin doğası gereği bir yere dava açmalısın kendi kendine dava açamazsın) Daha sonra mahkeme seni kendi takdirinde bir hastaneye bu durumun incelenmesi için sevk edecektir. Bu aşamadan sonra "tedavi" sürecin başlar. 1 yıl boyunca psikiyatr seni gözlem altında tutar. Bu aşamada Üroloji, Endokrinoloji, Kadın doğum uzmanı, psikiyatr ve plastik cerrah kendi alanlarında bir takım incelemelerde bulunurlar. Tüm bunlar olduktan sonra senin transseksüel olduğuna kanaat getirilirse heyet kararı ile sana hormon tedavisi uygulanır. Bu tedavi ortalama 1 yıl ile 2 yıl arasında değişir. Bu hormon tedavisinden önce cinsiyet kimliğini açık bir şekilde yaşıyor olman beklenir. Buna Gerçek yaşam Deneyimi deniyordu sanırım. Daha sonra bu 1 yıllık hormon tedavisi içerisinde gene psikiyatr seni yakından takip eder. sonrasında bir heyete daha girersin ve burada ameliyat olup olamayacağına karar verilir.


    ÖNEMLİ NOT: Türkiye'de cinsiyet geçiş ameliyatı olabilmen için ÜREME YETENEĞİNDEN YOKSUN olman gerekir. Bu konuda doktor zaten seni bilgilendirecektir. fazla birşey yazmam doğru olmayacak.


    Son heyet raporun halihazırda davanın devam ettiği Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilir. Mahkeme "Ameliyat olmasında sakınca yoktur" şeklinde karar verir. Ameliyat olduktan sonra aynı mahkeme bu sefer seni başka bir hastaneye (veya aynı hastaneye) ameliyatın başarılı bir şekilde geçip geçmediğine dair tetkik için sevk eder. Burada tekrar 5 uzmana muayne olursun. ve ameliyatının başarılı bir şekilde gerçekleştiği ve biyolojik olarak kadın/erkek olduğun belirtilir. Bu bilgiler ışığında mahkeme senin kimlik bilgilerini günceller.


    Bu tip davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmaktadır. İsim değiştirmek istiyorsanız gene asliye hukuk mahkemelerine dava açabilirsiniz.


    Hatırladıklarım bunlar. Eksik veya değişmiş de olabilir. tam emin değilim. Ama siz hastaneden önce dava açın. Çünkü mahekeme başka hastaneye de gönderebiliyordu sanırım.


    Dediğim gibi bunlar değişmişte olabilir. yakın zamanda ameliyat vs. Bu işlerle uğraşan birisi yazarsa daha aydınlatıcı olabilir sizin için. Benim bildiklerim bu kadar.

    Aslında bu bahsettiğiniz önerme oldukça popüler. Buradaki temel yanılgı da; çölde kumun arasından çıkan bir vidanın rastgele oluşma ihtimalinin insan algısında rastgele oluşma ihtimalini kabul edemeyişinden kaynaklanıyor. Karmaşık bir yapının birden rastgele oluşma ihtimali yerine karmaşık yapıların yavaş yavaş ortaya çıkması ihtimalinin düşünülmüyor oluşu. Tıpkı biz canlıların basit tek hücreli salak şeylerden bugün birbirimizi katleden daha salak? ve karmaşık canlılara dönüşmesi gibi. Aslında ne kadar düşükte olsa böyle bir ihtimal var. Hatta bir maymunun piyano tuşlarına rast gele basarak ludwing Van'ın 9. Senfonisini hatasız çalma ihtimali bile matematiksel olarak sıfır olamaz. Yani milyonlarca alternatif arasından bir tanesinin istenen sonucu vermesi ise fazlasıyla olağandır. Örneğin sayısal lotodan büyük ikramiye kazanma şansınız neredeyse aşağı yukarı 14 milyonda bir gibi neredeyse imkansız görünecek bir ihtimaldir. Bu evde otururken çatınıza uçak düşme ihtimalinden bile hayli fazla (büyük şehirler için) ANCAK Türkiyede yaklaşık 10 milyon kişi loto oynuyorsa bu 10 milyon kişiden HERHANGİ birisine büyük ikramiye çıkma olasılığı neredeyse %80 lerdedir. Yani loto oyunu için ikramiyenin herhangi bir insana çıkma ihtimali çok yüksek iken size çıkma ihtimali çok düşüktür. Dünyanın var olması bize göre çok düşük birtakım ihtimaller silsilesinin peşi sıra "mucizevi" bir şekilde oluşması olarak kabul edilebilir. Biz bu fenomene Tanrının varlığı gibi kolaycı bir bakış açısı veya olasılık, çoklu evrenler gibi hipotezler geliştirmiş olsak ta bunun tam olarak cevabını verebilmemiz mümkün görünmemektedir


    Tabi bir de işin felsefi boyutları da var. Birçok filozof bu konuda ilginç yaklaşımlar öne sürmüştür.


    Şunlar ilginizi çekebilir:


    (bkz: nihilizm)

    (bkz: entropi)

    (bkz: olasılık)

    (bkz: teizm)


    Not: Bence tanrı var.