Posts by Dicle

    1. Gerçekten o kadar çok acımıyor.
    2. Erkek arkadaşım tıpkı seni andırıyor.
    3. Topuklu ayakkabı giymekten neden hoşlanmadığını şimdi anlıyorum.
    4. O kadar da kötü değil. Katil de olabilirdim.
    5. Bir de Ajda Pekkan taklidimi görsen!
    6. Hangi ağda markasını tavsiye edersin? Yoksa ağdacıya mı gitmeliyim?
    7. Sence göğüs uçlarımı deldirirsem acır mı?
    8. Kendini suçlama. Galiba babamdan geçti.
    9. Şu saçlarına bir çözüm bulmamız gerekiyor artık.
    10. Beni yolladığınız bale kursları gerçekten işe yaradı.

    Cinsiyet Kimliği nedir?

    Temel hatları ile açıklanacak olursa, cinsiyet kimliği oğlan veya kız, erkek ya da kadın olmadır. Cinsiyet kimliği,kültürümüzün herhangi bir cinsiyete ait olma durumunda bireyden beklediği nitelik veya karakterdir.


    Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet farklı mıdır?

    Türkçe’de sex ve gender terimlerini karşılayan tek bir kelime vardır: cinsiyet. Fakat İngilizce’de sex ve gender kelimeleri farklı anlamlar taşıyor olmalarına rağmen günlük hayatta bir birlerinin yerine kullanılır. Fakat sex(cinsiyet) anlamlı kullanımında yani bireyin erkek veya kadın oluşuna biyolojik anlamına vurgu vardır. Gender(toplumsal cinsiyet) olarak kullanımında ise daha çok bireyin nasıl yaşadığına vurgu yapılır: kadın veya erkek olma durumu.


    Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet her zaman uyumlu mu?

    Hayır. Genel anlamı ile tarif edildiğinde “transgender”, biyolojik cinsiyetinden farklı bir toplumsal cinsiyet yaşamı süren(temsil eden) bireyi tarif eder. Örneğin; kadın gibi yaşayan bir erkek transgender olarak kabul edilecektir. Transgender kelimesi Travestite, transeksüel ve drag king/queen kelimeleri için bir çatı terimdir.


    Cinsiyet kimliği karmaşası nedir?

    Cinsiyet kimliği karmaşası bireyin sahip olduğu biyolojik cinsiyeti hakkında olumsuz görüşlere sahip olması, ve biyolojik cinsiyeti ile toplumsal cinsiyetinin uyuşmadığını düşündüğü durumlarda ortaya çıkar. Toplumsal Cinsiyet husursuzluğu, veya doğuştan sahip olunan biyolojik cinsiyetten dolayı bireyin toplumsal cinsiyetinden rahatsız olması bunun koşullarıdır. Cinsiyet kimliği karmaşası yaşayan bireyler genellikle kendilerini yanlış beden içerisinde yaşıyor olarak tarif ederler.


    Cinsiyet değiştirme nedir?

    Cinsiyet değiştirme bireyin toplumsal cinsiyetini biyolojik cinsiyeti ile uyumlu hale getirdiği bir süreçtir.Bu süreç genellikle kişisel, sosyal ve medikal yönleri gerektirmektedir. En önemli olanı ameliyat, genellikle cinsiyet değiştirme ameliyatı olarak isimlendirilir ve bireyin cinsel organlarının erkekten kadına veya kadından erkeğe dönüştürülmesidir. Bu ameliyat göğüs bölgesi ve diğer bölgelerin değişimini kapsayabilir.


    About Equal Oppurtunities isimli web sitesinden alınmıştır.

    Cinsel Yönelim Nedir?

    Cinsel Yönelim diğer insanlara karşı hissedilen duygusal, romantik, cinsel ve sevgisel çekiciliktir(cazibe).Cinsel Yönelim kolaylıkla diğer cinsel özelliklerden ayrılabilir; örneğin biyolojik cinsiyet, cinsel kimlik (erkek veya dişi olmayı belirleyen psikolojik duyu), ve toplumsal cinsiyet rolü (toplumsal normlara göre feminen veya maskülen hareketler). Cinsel yönelim, sırf zıtcinsellik ile sırf eşcinsellikle arasında değişen biseksüellik formları da içeren bir süreklilik (kontinuum) çizgisinde bulunmaktadır". Biseksüel kişiler cinsel, duygusal ve sevgisel çekicilik hissini hem kendi cinsiyetlerinden hem de karşı cinsiyetten kişilere karşı yaşayabilirler.Homoseksüel cinsel yönelimli kişiler bazen gey (hem erkekler hem de dişiler) veya lesbiyen (sadece dişiler) olarak tanımlanabilirler.Cinsel Yönelim, cinsel davranıştan farklılık gösterir çünkü duygu ve genel kişisel düşüncelerle ilgilidir. Kişiler cinsel yönelimlerini davranışlarıyla belli edebilirler veya gizleyebilirler.


    Bireyin belirli bir Cinsel Yönelime sahip olmasını ne belirler?

    Bireyin Cinsel yöneliminin kökenleriyle ilgili bir çok teori vardır. Bugün birçok bilim insanı cinsel yönelimin birçok karmaşık etkileşimin; örneğin çevresel, bilmeye kavramaya ilişkin veya biyolojik faktörlere bağlı olduğunu kabul etmektedir. Birçok insanda cinsel yönelim çok erken yaşta şekillenmektedir. Son zamanlarda hatırı sayılır kanıtlara göre biyoloji, genetik ve doğuştan hormonal etkenler bireyin cinselliği üzerinde büyük etkilere sahiptir. Kabul etmek gerekir ki, bireyin cinsel yönelimi için birçok farklı sebep vardır ve bu sebepler bireyden bireye değişiklik göstermektedir.


    Cinsel Yönelim bir seçim midir?

    Hiç kimse eşcinsel(homoseksüel) veya zıtcinsel (heteroseksüel) olmayı seçemez. Birçok insan için, cinsel yönelim erken ergenlik döneminde cinsel deneyimden önce ortaya çıkar. Buna rağmen bizler duygularım doğrultusunda hareket etmeyi seçebiliriz. Psikiyatrlar cinsel yönelimi bilinçli bir seçim olarak görmemekte ve gönüllü olarak değişebileceğini düşünmemektedirler.


    Terapiler Cinsel Yönelimi değiştirebilir mi?

    Hayır, birçok eşcinselin başarılı ve mutlu yaşıyor olmasına rağmen, bazı eşcinsel ve biseksüel bireyler aile üyelerinin veya dini grupların baskılarına uğradıkları için cinsel yönelimlerini terapilerle değiştirme arayışı içindedirler. Gerçek şudur ki, eşcinsellik bir hastalık değildir. Bu nedenle tedavi gerektirmemektedir ve değişebilen birşey de değildir.Bununla birlikte, psikolojik yardım alan gey, lesbiyen ve biseksüel bireylerin tümünün cinsel yönelimlerini değiştirmek istedikleri söylenemez.Gey, lesbiyen ve biseksüel bireyler dışa açılma sürecinde, önyargılarla savaşmada ve heteroseksüel bireylerin günlük hayatta yaşadıkları sorunları aşmak için profesyonel yardıma başvurmaktadırlar.


    Sözde “Değişim Terapileri” hakkında ne söylenebilir?

    Sözde “değişim terapi”lerini üstlenen bazı terapistler müşterilerinin cinsel yönelimlerini homoseksüelden heteroseksüele değiştirebileceklerini bildirmektedirler.Bu bildirilerin yakın incelemeleri yine de göstermektedir ki birkaç faktör bu bildirilerin kuşku içerdiğini ortaya çıkarmaktadır.Örneğin, bu tür argümanları savunan organizasyonlar homoseksüelliği reddeden ideolojik bakış açısına sahiptirler.Ayrıca, bu tür argümanların kalitesiz olduğu belgelenmiştir; örneğin, tedavi sonuçları zaman içinde takip edilmemiş ve raporlandırılmamıştır ki bu zihinsel müdahalelerin geçerliliği için bir standart oluşturmaktadır. Amerikan Psikiyatri Birliği, bu tür terapilerden ve bunun katılımcılar üzerine olası etkilerinden endişelenmektedir.Birliğin temsilciler meclisi 1997 de bir önerge yayınlayarak homofobi tedavilerine karşı olduğunu ve bireyin önyargısız tedavisine ve kendi iradesiyle tedavi edilmesi gerekliliğini doğrulamıştır.Fakat değişim terapileri ile cinsel yönelimini değiştirmeye çalışan bireyler tedavi süresince terapinin profesyonelce, tarafsız ve önyargısız bir ortamda yapılacağını beklemektedir.


    Eşcinsellik duygusal veya zihinsel bir hastalık mıdır?

    Hayır. Psikiyatrlar, psikologlar ve diğer profesyoneller hem fikirdirlerdir ki, eşcinsellik ne bir hastalık,ne bir zihinsel hastalık ne de duygusal bir problemdir.35 yılı aşkın objektif ve organize bir çalışma sonucunda bilim insanları eşcinselliği herhangi bir zihinsel hastalık, duygusal veya sostal problemle bağdaştıramamıştır. Eşcinsellik hastalık olarak kabul edilmişti, çünkü bilim insanları ve toplum bu konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip değildi. Geçmişte, gey, lesbiyen ve biseksüel insanlarla ilgili yapılan çalışmalar sadece terapi denilen önyargılı yaklaşımlarla sınırlıydı. Ne zaman ki, bilim insanları terapilerde olmayan insanlardan da bilgi toplamaya başladı, eşcinselliğin bir hastalık olduğu argümanı da çürütülmüş oldu. 1973 yılında APB, yeni ve daha sistematik bir araştırmanın gerekliliğini kabul eder ve eşcinselliği zihinsel ve duygusal bozuklukar olarak kabul etmekten vazgeçer ve resmi patoloji listesinden çıkartır. 2 yıl sonra Amerikan Psikologlar Birliği bu adımı destekleyen bir karar alır. 25 yılı aşkın bir süre, her iki birlik de, tüm mental profesyonellere zihinsel hastalık damgasının eşcinsellik üzerinden kaldırılması konusunda baskı yapar.


    Gey, Lesbiyen ve Biseksüel bireyler iyi ebeveyn olabilirler mi?

    Evet. Yapılan karşılaştırmalı çalışmalara göre, eşcinsel ve zıtcinseller tarafından büyütülen çocuklar arasında gelişim aşamasında dört ana kriterde: zekaları, psikolojik uyum, sosyal uyum ve arkadaş ilişkilerinde- herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Ebeveynlerin cinsel yöneliminin,çocukların cinsel yönelimini belirlemediği/etkilemediği üzerinde durulması gereklidir. Diğer bir söylence de, eşcinsel bireylerin, zıtcinsel bireylere oranla çocuklara sapkınlık derecesinde cinsel ilgi konusunda daha fazla eğilime sahip oldukları yönündedir. Ama eşcinsellerin çocuklara yönelik sapkın olduklarını kanıtlayan herhangi bir delil yoktur.


    Neden bazı Gey, Lesbiyen ve Biseksüel bireyler diğer insanlara cinsel yönelimini açıklamaktadırlar?

    Çünkü başkalarıyla hayatlarının bu yönünü paylaşmak zihinsel sağlıkları için olumludur. Gerçekten de, kimlik gelişimi konusunda ki bu lesbiyen, gey ve biseksüeller için “dışa açılım”dır, psikolojik uyum ve zihinsel sağlık ve kişisel saygınlık(itibar) açısından gereklidir.


    Neden dışa açılım bazı gey, lesbiyen ve biseksüel bireyler için zordur?

    Bazı gey, lesbiyen ve biseksüel bireyler için dışa açılım zor bazıları içinse böyle bir endişe yoktur. Çoğu zaman, lesbiyen, gey ve biseksüel bireyler cinsel yönelimlerinin toplumun normlarından farklı olduğunu ilk anladıkları zaman korkarlar, farklı ve yalnız hissederler. Cinsel yönelimlerinin gey, lesbiyen ve biseksüel olduğunu çocukluk veya ergenlik çağında keşfedenler için doğrudur ki bu geneli kapsamıyor. Ve bu tamamen aileye ve topluma bağlıdır, bireyler önyargıdan ve yanlış veya eksik bilgiden dolayı problem yaşayabilirler.

    Çocuklar ve ergenler, önyargı ve stereotip baskılarına karşı korumasız olurlar. Aile, arkadaş veya dini kurumlar tarafından reddedilme korkusu yaşayabilirler. Birçok eşcinsel birey, cinsel yönelimlerinin herkesce bilinmesi sonucunda işlerini kaybetmekten veya okulda baskılardan usanç duyabilirler.

    Malesef, gey,lesbiyen ve biseksüel bireyler, heteroseksüel bireylere göre fiziksel tecavüze veya şiddete karşı daha fazla risk altındadır.1990 yılında California da yapılan çalışmalar göstermektedir ki, katılanlardan beşte bir lesbiyen ve dörtte bir gey cinsel yönelimlerinden dolayı nefret suçlarına maruz kalmışlardır.Ve yine California da 500 katılımcıyla yapılan başka bir çalışmadaysa katılan genç erkelerin yarısının anti-gey kavgaları, isim takmadan fiziksel şiddete kadar varabilen davranışlar içinde olduğunu göstermektedir.


    Gey, Lesbiyen ve Biseksüel bireylerin yaşadıkları önyargı ve ayrımcılığın önlenmesi için ne yapılabilir?

    Araştırmalara göre, gey, lesbiyen ve biseksüel kişilere karşı olumlu davranış gösteren bireylerin en az bir veya birkaç eşcinsel veya biseksüel bireyle yakın tanışık olduğu veya aynı ortamda çalıştığı ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle, Psikiyatrlar inanıyorlar ki, eşcinsel bireylere karşı gösterilen olumsuz davranışların sebebi önyargılara, streotiplere veya yanlış bilgilendirmelere dayanmaktadır. Ayrıca, şiddete ve ayrımcılığa karşı koruma diğer azınlık gruplara uygulandığı gibi önemlidir. Bazı ülkeler, bireye cinsel yöneliminden dolayı uygulanan şiddeti ‘nefret suçu’ olarak tanımlamaktadır. ABD de 10 eyalet cinsel yönelim ayrımcılığına karşı koruyucu yasalara sahiptir.


    Toplum için Eşcinsellikle ilgili daha fazla bilgili olunması neden gereklidir?

    İnsanların cinsel yönelim ve eşcinsellikle ilgili eğitilmesi anti-gey önyargılarını azaltmaya yaramaktadır.Eşcinsellikle ilgili kesin bilgiler, özellikle cinselliklerini keşfeden (örneğin eşcinsel, biseksüel veya heteroseksüel) veya anlamaya çalışan genç insanlar önemlidir. Eşcinsellikle ilgili bilgilerin daha çok insanı eşcimsel yaptığı yönündeki söylentilerin geçerliliği yoktur, eşcinsellikle ilgili bilgiler hiç kimseyi gey veya zıtcinsel (straight) yapmamaktadır.


    Tüm gey ve biseksüel erkekler HIV virüsünü taşımakta mıdır?

    Hayır, Bu sadece ortak bir söylenceden ibarettir. Gerçekte, HIV virüsüne karşı korunmasızlık riski kişilerin sadece davranışlarına bağlıdır; bireylerin cinsel yönelimlerine değil. HIV/AIDS konusunda hatırlatılması gereken en önemli nokta hastalık kapma riskinin güvenli seks ve uyuşturucu maddelerden uzak durularak sağlanabilineceğidir.


    Amerikan Psikiyatri Derneği'nin "Sexual Orientation and Homosexuality" isimli makalesinin türkçeye çevirisidir.


    2009 - Queercy

    Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken, kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir. Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte, karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar (Davies). Ayrıca bu ülkelerdeki eşcinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs. gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.


    Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında daha çok reddedici ülkeler grubuna yakın görünmektedir. Bu tür toplumlarda “cinsiyet rolleri” (gender roles) kesin sınırlarla ayrılmıştır ve kadınsı davranan erkeklere tepki vardır. Karşı cinse ait davranışlar göstermekle eşcinsellik eş tutulur. Hatta maço kültürlerde “aktif” rolde cinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve “pasif” roldekiler eşcinsel olarak nitelenir. Birçok eşcinsel, ülkemizde hala çok önemsenen evlilik, çocuk sahibi olmak, din ve ahlaki değerlerin baskısı altında ciddi içsel çatışmalar ve sosyal baskılarla karşılaşmakta ve kişi kendisini eşcinsel olarak nitelemekte bile güçlük çekmekte, diğer bir deyişle “kendini bulma” süreci çok daha zor ve uzun olmakta ve homofobik özelliklerin yerleşimi kaçınılmaz olmaktadır. Daha önce sözü geçen, batılı ülkelerdeki eşcinsel destek kuruluşlarından yoksun olan bu grup daha sıkıntılı ve depresif, yer altında kalmış bir alt kültürü yaşamaya mahkum kalmaktadır.

    Türkiye’de mevcut tüm kanunlarda eşcinsellik yönünden bir düzenleme bulunmamaktadır. Aşağıda belirtilen haller dışında iki ve/veya daha fazla kimsenin cinsel ilişkide bulunmaları heteroseksüel ya da eşcinsel farketmeksizin kanuni düzenlemeler yönünden suç teşkil etmemektedir:

    • Türk Ceza Kanunu
      • 18 yaşını doldurmayanlarla (anal veya vajinal) cinsel ilişkide bulunmak
      • Irza tasaddi konumunda kalsalar dahi 15 yaşından küçüklerle yapılan her türlü cinsel temas (oral seks, sürtünme vb.)
      • Umuma açık yerlerde ve başkalarının da görebileceği şekilde uygunsuz davranış ve ilişkilerde bulunmak
    • Türk Medeni Kanunu
      • Eşcinsellik boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Eşcinsel olan eşin sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılması kabul edilmiştir.
    • Askerlik Kanunu
      • Eşcinsel olmak askerlik yapmaya engeldir.
      • Kişinin askerlik görevini ifa ederken askeri ortamda ilişkide bulunulması halinde “emre itaatsizlikte ısrar” suçu; eğer kendinden alt rütbede olan biriyle ilişki kurmuş ise “memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma” suçu işlemiş sayılmaktadır.

    Legato

    Eşcinsellik Değil, Homofobi Hastalıktır!


    Günümüzde belki de en çok karşımıza çıkan kavramlardan,kişinin üçüncü seçeneğe bakış açısının ,ön yargısının ve hatta kendini kabullenemeyişinin tek sözcükle ifadesi olan homofobi hastalığı,Latince’de “eş, aynı, aynı bütün içinde” olan homo,Fransızca kökenli, “belirili durumlar karşısında gösterilen korku ve tepkiler” anlamına gelen fobi kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur.


    Öncelikle içinde negatifi,önyargıyı ve kabullenemeyişi barındıran hiçbir kavramın doğru ve iyiyi temsil edemeyeceğini vurgulayarak homofobinin insanları; köşeleri önyargı ,nefret ,kabullenemeyiş ve insan haklarına itaatsizlikten oluşan ve radikal sınırlar çeken “haksız yargılar bütünü” olduğunu hatırlatmak gerekir.Eşcinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunanlar,eşcinselliği bir yaşam şekli değil cinsel ilişkiler toplamı olarak görenler niçin aslında doğaya aykırı olanın kin,nefret ve önyargı

    olduğunu görmezden geliyorlar?


    Homofobinin bir varlık sorunu olarak günümüzde dünyanın istisnai yerleri haricinde hemen hemen her ülkesinde barınan ve maalesef insan özgüvenini,sosyalliğini ve insanın kendine olan inancını yıkabilecek bir riske sahip olarak karşımızda durmaktadır.


    Peki Homofobi Hastalığı Nasıl Tedavi Edilebilir?


    1.Anlama/Kavrama Süreci


    Homofobik bakış açısını 3.kişilerle paylaşımlarınızda süpriz bir şekilde de öğrenebileceğiniz gibi,bunu doğrudan homofobi barındıran tavırlara maruz kalarak da görebilirsiniz.


    Homofobik bir insan, eşcinselliği kabul etmeyen ya da eşcinselliğini! kabul etmeyen bir bireydir.Bunun için öncelikle kendini ya da üçüncü kişiler üzerinde reddettiği eşcinselliği kavraması gerekir.Bu süreç kişinin çevresine/yaşına/yaşam tarzına/inançlarına göre değişebilir.Ancak hatırlatmak gerekir ki kabullenme kavramaktan geçer.Ne olduğunuzu,nasıl hissettiğinizi ısrarla anlamamaya çalışmak size sadece zaman kaybettirir.


    2.Alışma ve Özgüven


    Eşcinselliği anlama ve sorgulayabilme döneminden sonra kişinin tercihine/bu tür tercihlere alışması ve toplum içinde özgüven kazanması/eşcinsellere güven ve saygı duyması süreci homofobinin yenilmesi açısından oldukça etkili bir unsurdur.


    Kendini kabullenemeyen homofobik bir insan mısınız?


    Aynada hergün kendinize söylemekten çekindiğiniz bir cümle var mı?


    Konu eşcinselliğe ve eşcinsellere geldiğinde,maskeli bir heteroseksüel mi oluyorsunuz?


    O zaman siz..


    Homofobiksiniz..


    3.Kabullenme


    Homofobik birçok insanın unuttuğu ve daima kaçırdığı nokta ;eşcinselliğin bir tercih olduğu ve bu tercihin her insan tarafından heran yapılabileceği olasılığıdır.

    Günümüzde eşcinsellik artık bir yaşam tarzı haline gelmiştir.Yasal evliliklerin yaygınlaşması,eşcinsel hukuku,sivil toplum örgütleri,politikada eşcinsellik,eşcinsel basın ve literatür gibi yüzlerce kolda gay ve lezbiyenler olarak ilerleme sağlamaktayız.Sayımız güngeçtikçe artmaktadır ve dileğimiz insanlık dışı bir yargı olan homofobinin de azalacağı yönündedir.


    Son olarak siz homofobikler;


    “Eşcinselim ancak kabullenemiyorum diyenler”;


    Bu hayatın yalnızca senin olduğunu,

    Gerçek sen yoksa,sahtesinin seni birgün mutlaka yarı yolda bırakacağını,


    Seni sen olduğun için kabullenmeleri gerektiğini,

    Dünyada milyonlarca gay ve lezbiyen olduğunu ve asla,

    YALNIZ OLMADIĞINI


    Hatırla!


    “Eşcinselleri kabullenemiyorum” diyenler;


    Eşcinselliğin seksten ibaret olmadığını,bir duygu-düşünce ve yaşam bütünü olduğunu,

    Eşcinselliğin heran, her şekilde karşınıza eşinizin/dostunuzun/çocuklarınızın/torunlarınızın/anne/babanızın “eşcinselim” diye gelebilecek kadar doğal bir tercih olduğunu,

    İyi ve kötünün dünyaya dağıldığını,kötü bir heteroseksüel olabileceği gibi mükemmel bir eşcinselin de varolabileceğini,

    İnsanlara saygı çerçevesinde birlikte yaşadığımız bu dünyayı,yanlızca birbirimizi anlayarak güzelleştirebileceğimizi


    Hatırlayalım


    Son olarak;


    Unutmayalım;


    Eşcinsellik değil Homofobi bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür.


    Tedavisi; Anlamaktır!


    Legato