Hikayenin Devamını Getir: Gökkuşağının Ardındaki Karanlık

  • 4 kişilik bir ailede tek erkek çocuk olduğu için el üstünde tutularak çok mutlu bir çocukluk geçirmiş. Dinin ön planda olduğu bir ülkede doğan bu çocuk 10 yaşına geldiğinde hayatının en büyük şokunu yaşar.

  • ailenin en küçük kızı abisinin iskarpinlerini cilalamaktaydı. Kızın abisi Cüneyt şimdi oldukça lakayt bir tavırla kıza dönerek “bu işte oldukça iyisin!” dedi. Beriki gözlerini adeta karanlık bir odadaymışçasına anlamsız bir noktaya çevirerek uzun bir müddet sessizce bekledikten sonra abisine döndü. Yüzü oldukça solgun, boynundan yanaklarına doğru yükselen kızarıklık kızın çehresini kaplamıştı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. Köşede çıtırdayan sobadan adi tezek kokuları tüm odayı sarmış, lakin ev halkı uzun süre bu kokuya maruz kaldıkları için artık kokunun farkında değillerdi. Tavanda yanan sarı ampül odayı kasvetli bir şekilde aydınlatmakta dışarıdan çöp kamyonunun uğultusu tüm odayı inletmekteydi. Baba abdürrezzak efendi dışarıdaki kerevitte sigarasından son bir nefes çekmiş tam bu sırada içeriye girmişti. Yüzüne vuran odanın sıcaklığı dudaklarını buruşturmuş, adeta kölelerini selamlayan efendileri gibi yerde oturmakta olan Cüneyt’e doğru bakarken gözlerinde yaşamın bu anından kopuk adeta bir asilzade gibi bulunduğu yeri hicveden bir edayla duraksamış, sobadan yayılan tezek kokusu ile sarsılmıştı. Cüneyt babasına ürkek ve imtina eden bir ses ile ve birazda cilvelenerek “kapatsanda şu kapıyı içerisi buz gibi oldu!” diyivermiş, beriki bu lafı duyunca adeta kalbinden bir hançer saplanmışçasına yere yığılmıştı. Elbette biricik oğlundan böyle naif ve titrek bir edayla böyle cümleler duymaya aşina değildi. Cüneyt soğuğun verdiği vahametle babasına karşı büyük bir gaflette bulunmuş, adeta yüreğinin en derinlerinde sakladığı benliğini dışarıya vurmuştu...



    dört cümlelik ergen özeti: çocuk kız kardeşi ile otururken babası evin önünde sıgara içiyordu. (1) babası sokak kapısını açıp içeri girdi (2) çocuk babasına ayol baba kapıyı ört buz gibi oldu içeri yha dedi(3) baba oha benim oğlan elden gidiyea dedi ve yere yığıldı (4)

  • abdurezzak cüneyt'e doğru dönerek "senin gibi oğlum olacağına hiç olmasaydı" diye gürledi.

    cüneyt'in rengi soldu, yutkundu.. bir şey diyemedi! cüneyt için hayat bir an için anlamsızlaştı.

    kız kardeşine döndü, kız kardeşi de babasının kardeşi cüneyt'e karşı bu anlamsız tepkisine bir anlam verememiş olsa gerek...

    kardeşinin gözlerine anlamsızca baktı ve babasına dönerek...

  • "Baba ben hamileyim!" dedi.

    Anın getirdiği öfke ve kızından da duyduğu bu cümle karşısında afallamış olan babası kalbini tutarak: "Ne diyorsun kızım sen, kimden, nasıl ulan?" dedi.

    Kızının gözlerini kaçırıp tepkisiz kalışı karşısında baba bey hiddetini atmak üzere kapıyı çarpıp evi terk etti.

    Kız kardeş ve Cüneyt az önce yaşadıkları muazzam hızdaki olayın etkisini üstlerinden attıkları gibi sırada yapacakları hamleyi belirlemek üzere düşünmeye başladılar:

    (sırada ne yapacaklar?)

  • iki kardeşin hazin birlikteliği artık hiç olmadığı kadar büyük bir tehlike içindeydi. Cüneyt kız kardeşine karşı hiçbir zaman cinsi hisler beslememesine rağmen gün batımında açan akşam çiçeklerinin solgun pembe ve narin yapraklarının ansızın bir rüzgara kapılıp gitmesi misali kardeşinin rüzgarına kapılıvermişti. Odanın içinde birbirlerinin varlığını reddedercesine oturuyorlardı. Serpil’in gözleri parıldıyor, tıpkı van rijin tablolarında olduğu gibi yüzünün sağ tarafına burnunun gölgesi düşüyordu. hayatın sillesini omuzlarında taşıyan bir kadının bakışlarındaki mahmurluk biraz kendisini belli ediyor fakat küçük kız bunu ustaca gizliyordu. Cüneyt kardeşinin gözlerine bakmaktan imtina ederek ve yalnızca şark ülkelerinin yaşlılarında görülen umursamaz bir eda ile kaşlarını çatmış, dudaklarını buruşturarak kız kardeşine eşcinsel olduğunu acı bir sesle ama hiç tereddüt etmeden itiraf etmişti. Beriki omuzlarını silkti ve abisine ve belki hayatının aşkına...


    Ergen özeti:

    (1) iki kardeş birlikte olur kız hamile kalır. (2) oğlan kardeşine döner ve ben eşcinselim der.

  • (Anlatım tarzını değiştirdim)

    ...Beriki yüzüne tokat gibi çarpan bu yalın gerçeklikle yüzyıllardır karanlık bir zindanın çehresini kaplayan duvarlar gibi solgun bir ifade ile kız kardeşine bakıyordu. Ancak şimdi olayın vahametini kavramaya başlamıştı. Ne tatlı bir hülya ne de masumane bir sevgiydi kız kardeşine duyduğu hisleri. Aksine şimdi kardeşine tıpkı cehennem kapısında bekleşen zebaniler gibi nefretle bakıyor, gözleri felfecir okuyordu. Beriki abisinin bakışlarında beliren nefreti özümseyemeyecek kadar masum ve safça bir tavır ile "yedi hamama gidip yedi tas su dökünelim. Annem olsa beni muhittin amcanın fingirdek oğlu ile başgöz ederdi. Bu hadisede burada sona ererdi." diye mırıldanıyordu. Cüneytin öfkesi bu sözlerin karşısında adeta beton bir duvara çarpan yapraklar gibi savrulmuştu. Gözlerinde beliren nefret dolu parıltıdan eser kalmamıştı. Tıpkı çocuklarını emziren bir annenin bakışları kadar masumane ve kinden uzaktı. Kardeşinin elini sımsıkı ama oldukça nazik bir biçimde tutarak, "haydi hamama gidiyoruz!" dedi.


    geleneksel apaçi özeti: annaa kardeşimle halvet oldum ya la ben dedi cüneyt. Kız kardeşi anam olaydı beni muhittin amcanın fingidek oğluyla gerdeğe sokardı, hadi hamam gidek yıkanırız geçer dedi. Abisi iyi fikir len hadi gidelim dedi hamama doğru yola çıktılar.

    Al dedi git dedi kardeşini de dedi hamama dedi al dedi bir tasta su dök dedi

Participate now!

Don’t have an account yet? Register yourself now and be a part of our community!