Posts by Arya Stark

    Aslında bahsettiğin programda konuşan şahıs kendi söylediklerine kendisi cevap vermiş zaten. :D

    Ayrıca normal bir hukuk devletinde elbette kanunen bir suç unsuru olmayan içeriklerin engellenmesi veya bir ideolojik görüşe uygun şekilde sansürlenmesi söz konusu olamaz. Fakat bizim ülkemizde bir gecede kanun da değişebilir. O yüzden çok da şey yapmamak lazım :D:/

    Frank Gallagher 'in söylediklerine ilaveten bende kendimce fikirlerimi yazayım. Tabi altta yazacaklarım ilk defa buluşacağınız ve güvenmediğiniz insanlara yönelik.



    0. Kalabalık dahi olsa parkta veya açık alanda buluşmayın. Bir mekan belirleyin o mekanda görüşün ve o mekanda vedalaşın. Sokakta vs. Zaman geçirmeyin. (bu en önemli madde sebebini altta açıklayacağım)


    1. Buluştuktan sonra çantanızı veya eşyalarınızı. masada veya o kişinin yanında bırakıp lavaboya vb. gitmeyin. Yanınızda taşıyın.

    2. Daha önce gitmediğiniz bir mekanda buluşmayın. Mutlaka bildiğiniz bir yer olmalı. Hatta rast gele bile seçmeyin.

    3. Buluşmadan sonra karşı taraf sizi arabası ile bırakmayı teklif ederse bunu kabul etmeyin. En yakın durağa bırakayım dese bile kabul etmeyin.

    4. Eğer buluştuğunuz kişi buluştuğunuz yeri beğenmediğini ve başka bir yere geçmeyi teklif ederse kabul etmeyin. yolda vs birlikte yürüyelim derse gene kabul etmeyin.

    5. Ayrılırken karşı tarafın sizi takip etmediğinden emin olun.


    6. İlk defa buluştuğunuz bir insana gerçek isminizi söylemek çok büyük aptallıktır. Kesinlikle söylemeyin. Olası bir aksilikte olaydan sıyrılmak ve yetkililere karşı tarafı tanımadığınızı ve karşı tarafında sizi tanımadığını iddia etmek çok daha kolay olur. İllaki dürüst olmak istiyorsanız gerçek adım bu değil göbek adım bu şekilde hitap edebilirsin diyebilirsiniz. Bunda alınacak gücenecek bir durum yok.


    gelelim ilk maddeye.

    bir mekanda (cafe, lokanta, çay bahçesi vb.) buluşun dememin sebebi, bu tür yerlerde zorbalık veya taciz gibi durumlarla karşılaşma ihtimalinizi en baştan %80 azaltıyorsunuz. Zaten bildiğiniz bir mekansa daha da iyi. Sokaklar parklar kalabalık dahi olsa o kalabalığın size pratikte hiçbir faydası olmayacaktır. Sokakta kavga eden iki kişiye veya tacize uğrayan birine insanların müdahale etmesi çok zordur. Çoğu insan müdahale etmez. caydırıcı olabilir ama böyle bir saldırı yapacak insan zaten tüm bunları düşünür.


    Ayrıca bir mekanda kamera, görgü tanığı vb. bulmak çok daha kolayken sokakta uğradığınız bir mağduriyette kamera tamamen şansınıza bağlı, görgü tanığı bulmak da imkansıza yakın olur.


    Bir homofobik/transfobik birisi sırf hırs yapıp sizi buluşmaya çağırabilir, sokakta arkadaşları ile size saldırıp kaçabilir. Gayet olası bir durum. Olmaz deme olur. Sokakta parkta buluştuğun zaman karşı tarafın yanlız gelip gelmediğini bile anlamak çok daha fazla zordur.


    Bu sepele en önemli kural bir mekanda buluşun ve orada vedalaşın. buluşma esnasında şüphelendiğiniz bir durum olursa mutlaka birilerine haber verin. Lavaboya gideceğinizi söyleyin hesabınızı ödeyin karşı tarafa bildirmeden uzaklaşıp gidin.

    Kader dediğniz şeyin aslı astarı yok bir kere bana göre. Kader, özgüveni eksik teistlerin başarısızlıklarda, olumsuzluklarda ve yaşam içinde aklınıza gelecek daha çok olumsuz durumlarda atıf yaptıkları bir kelimeden başka birşey değildir.


    Zaten kader de gördüğüm kadarı ile İbrahimî dinlerde de çok çelişkili birtakım durumlar ortaya çıkartığı için. Bu konularda kafa patlatan adamlar bu görüşten son yüzyıldır uzaklaşmış durumdalar. Ve her ne kadar bana saçma sapan gelse de kendilerine göre birtakım mantıklı açıklamalar getirdiklerini öne sürmektedirler.


    Ancak soruyu seçim mi yoksa doğuştan gelen bir durum (az görülen durum) mu? Olduğunu varsayarak cevaplamak gerekirse zaten bunun cevabını biliyoruz hepimiz sanıyorum.


    Bence bizim burada tartışmamız gereken bu duruma anomali diyebilir miyiz? Diyemez miyiz?. Yani diğer durumdan orantısal olarak az görülen anlamında kullanılabileceği fakat bu anlamın kendi içerisinde de bizim bakış açımıza göre çelişkili durum yaratabileceği kanısındayım. Biz LGBTi bireyleri hasta olarak görmüyoruz ve doğal /doğduğu gibi, özgün hali ile kabul etmeyi tercih ediyoruz. Bu şuanki dünyanın bakış açısıdır. Dolayısı ile LGBTi bireyleri olağan halinden farklı olduğunu öne sürersek otomatik olarak şu cevabı vermemiz gerekecektir. Bu durum şuanki tıp terminolojisine göre olağan haline getirilemese dahî ileride bu yönde sağlanacak gelişimler ile bunun tersi mümkün olabilir. Şu halde baştan kabul ettiğimiz "yaygın olandan farklı" anlayışı tıbbi birtakım eksikliklerin de biyolojik olarak var olduğu göz önüne alındığında ki bunları üreme ve canlının soyunu devam ettirmesi gibi çok temel ve basit bir biyolojik gerçekten bahsediyorum, bu insanları olağan yani yaygın görülen duruma geri mi getireceğiz? Bu durumda şuanki DSÖ tabiri caiz ise zıçtı :D


    O değil. Biz hepimiz Zıçtık. :D


    Yani bu durumu alışagelmişten az görülen olarak görmemiz bizim yararımıza bir durum değil. Biz bu durumu ancak özgür irade, doğal olanı koruma gibi kısmen muhafazakar bir üslup ile ortaya koymalıyız. Yani bu durumda şimdi olmasa bile ileride seçim diye adledilebilir mi? Mümkün. Ama bunu söyledim diye bu şekilde olacağı meçhul.


    Tabi buradaki seçimden kastım hetoroseksüel cis bireyin lgbti durumlarını seçip yönelmesi değil! Lgbti bir bireyin hetoroseksüel cis hale gelebilme durumu.


    Okuduğunuz için tişikkirlir.


    edit: Yukarıda yazdığım girdide birtakım anlatım bozuklukları olduğunun ben de farkındayım. Açıkçası bu saatte düzeltesim gelmedi. Ama özünde anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. tişikkirlir.

    Öğütülmüş Filtre kahve demleyip içebilirsin. Cafe crown nescafe tarzı kahveler, kahve aroması verilmiş toz içecekler kahve sayılmaz yani. Aynı oralet gibi birşey. Batırma çay bile demiyorum. Batırma çayda en azından çay var :)


    Yapacağın şeyi söylüyorum. Hiç filtre kahve makinası almana bile gerek yok. Bir paket filtre kahve alıyorsun. Ya frenchpres (ben tavsiye etmem) ya da alta resmini koyduğum şeyden bulup alıyorsun. filtre kağıdı alıyorsun o da aşağıda resmi var. kaynatıp 2-3 dakika beklettiğin suyu da yukarıdan yavaş yavaş döküyorsun kahven hazır. Bu şekilde belki biraz soğur ama porselen ve hafif ılık bir demlik kullanırsan soğumaz. Her evde de illaki bulunur.


    Gelelim Frenchpress'i neden önermediğime. Ki burası önemli birileri çıkıp en güzel kahve frenchpress'te yapılır yeaa diyip ortalığı velveleye verebilir. Aslında kendilerine göre haklı sebepleri de var.


    birincisi piyasada satılan 5-10₺ değerindeki aletler ile anca süt köpürtürsün.

    ikincisi hazır öğütülmüş kahveler genelde frenchpress kalınlığına göre değil makina kalınlığına göredir. Yani kahveyi kendin öğütmeyeceksen frenchpress sana göre değil dostum.


    direkt filtre kahve kağıdını basit bir düzenek uydurup içine oturtabilirsin alta da şöyle ısıyı az ileten bir bardak veya porselen demlik koyarsan evde en düşük bütçe ile çok daha kaliteli kahveler içebilirsin.


    Birde şunu söylemeden geçmeyeyim. Bu söyleyeceklerim kahveyi kendi öğütenlere gelsin. Kahveyi mümkün olan en düşük devirde hatta el makinasında öğütün. Ki kahve öğütülürken ısınır bu da kahvenizin yanmasına sebep olur. Acı acı kahve içersiniz.


    edit: Resimleri koymayı unutmuşum


    resim 1 aparat şeysi:



    resim 2: kahve kağıdı:

    Valla birkaç defa liseden arkadaşlarla gitmiştik bunlardan birine 5-6 kişi. Eskort oğlanlar tırcı abilerin kucağında oturup içki içiyordu. Tabi bizim gittiğimiz yer baya leş bir mekandı. Zaten sonra da çıkmıştık :D. Burası bar değil gece klübü tarzı bir yerdi.


    Onun haricinde


    İstiklalde bir bar vardı bir zamanlar hala duruyor mu bilmiyorum. Orası iyi herkes kendi aleminde genelde zaten sevgililer takılıyor orada yabancı pop falan çalıyorlar. Üst katında da gey kafe gibi bir yer vardı. ama uzun zaman oldu şuan yeri değişti mi kalktı mı bilmiyorum. Birde maslakta var kocaman bir yer travestiler dans showları yapıyor. Orayada bizim liseden arkadaşlarla gitmiştik.


    Şuan o ortamlar nasıl bilmiyorum. Ama değişir tabi.


    edit: Önceden baya yırtıktım tabi. şuan bütün arkadaş ortamını değiştirdim. Kendimi LGBTi ortamından baya soyutlaştırdım.

    (rezil)

    Kahve yapısı gereği farklı zamanlarda yapılan hasatlarda bile tat ve doku değişkenliği gösterir. Starbucks gibi zincir kahveciler bu tat farklarını minimize etmek için kahveyi adeta yakar. Starbucks Roast dedikleri de baya yanık bir kahve oluyor. O nedenle kahvenin gerçek aromasını çok alamazsınız burada. Çeşitli şehirlerde gayet başarılı butik kahveciler var buralara gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Zaten bir kahveci ekspresso'yu güzel yapıyorsa ekspresso bazlı kahveleri de doğal olarak güzeldir. Evde de kahve yapacağınız zaman çekirdek kahveyi taze olarak çekip filtre olarak metal bir filtreden geçirmenizi tavsiye ederim. Kaliteli bir metal filtre bulamıyorsanız boyasız filtre kağıdı da kullanılabilir. Ama asla naylon filtre kullanmayınız.


    edit: imlâ

    ben kesin geliyorum hatta kadiköydeyim genelde yardımcı olurum :) ama bende telegram grubuna gelemem :/


    Telegram grubu da burası gibi anonim tarzı değil mi öyle anladım yani

    Arkadaşlar telegram gurubuna katılınca whatsapp'daki gibi numaranız GÖRÜNMEZ telegramda kullandığınız takma isminiz hariç hiçbir bilginiz görünmüyor. Zaten o yüzden gurubu telegramdan kurduk. Yoksa whatsapp gurubu da kurabilirdik. Yani guruba katılabilirsiniz. Sadece gurupta kendi arkadaşlarınız varsa ve numaraları kayıtlıysa kendi arkadaşlarınızı telefona kaydettiğiniz şekilde görürsnüz onun haricinde yabancı insanlar sizin kim olduğunuzu bilmez.

    Zenne (Yerli Film)


    Alıntı

    İmkansız bir üçlünün dostluk öyküsü: Orta Doğu'nun değer yargılarını çok tanımayan ve bir yıllığına İstanbul'a gelen bir Alman fotoğrafçı, Daniel. Renklerini gizlemekten sakınmayan, ailesinden koşulsuz destekle koruma gören ve İstanbul'un dans klüplerinde Zennelik yapan Can. Ve doğulu, muhafazakar bir ailenin çocuğu olan Ahmet. Birbirleriyle dostluk, aşk ve anlayışla birarada yaşamayı başarabilen üçlünün karşısına çıkan töre, devlet ve muhafazakar aile değerleri... Filmin senaryosu, 2008 yılında babası tarafından gey olduğu gerekçesiyle öldürülen ve ölümü Türkiye'nin ilk eşcinsel namus cinayeti olarak anılan Ahmet Yıldız'ın gerçek hikayesinden esinlenilerek kaleme alınmıştır

    İstemek başarmanın yarısıdır. bizler çevremizden bu kadar korkarsak bu ülkede hiçbir şey değişmez. Toplantıya gelenler gerçek isimlerini ve gerçek kimliklerini açıklamak zorunda değiller. Zaten dışarıdaki insanlar için herhangi bir arkadaş topluluğu gibi görüneceğiz. Pankart açıp hey bakın bizler LGBTİ üyeleriyiz demeyeceğiz.

    Ne kadar katılıyorum desem az kalır. Ancak temel olarak zaten hali hazırda lgbti'lere farklı bakılıyorken galiba kendi içimiz de birbirimize de farklı bakabiliyoruz. Bir kaç yerde okumuştum lgbti'liler biseksüellere de farklı bakabiliyorlarmış. Aslında sorun hep birbirimizi farklı görmek istememiz ve ötekileştirmeyi çok sevmemizden kaynaklanıyor olsa gerek.

    İkinci olarak evet aslında bizden bazı kesim de ön yargıları arttırıyor gibi çeşitli nedenlerle. Ben dinlediğim yabancı şarkıcı Demi Lovato sayesinde bu lgbti mantığını öğrendim. Yani varolduğunuzu. Araştırma yaptığımda bir süre bazı abartı şeyler gördüm ve ergen aklı ile çok saçma buldum. Aslında ön yargıları başlatan birazda yine bizleriz.

    Ve tabi ki ülkemizde cinselliğin tabu olmasından dolayı ve lgbti'lerin ötekileştirilmesinden dolayı her birimize cinsellik çok kolay yapıştırılabiliyor. Lgbti isen kesin sapıksın, cinselliğe düşkünsün vs. gibi. Ancak yine tahminimce tabi bu ama, bazılarımız zaten ötekileştirilmiş olmanın verdiği bir durumla, cinselliğin içine atabiliyor kendini, şey gibi düşünebiliriz galiba uyuşturucu kullanmak gibi galiba tam örnek bu olabilir mi bilmiyorum ama. Yani bir şeye kendini kaptırmak ve onsuz yapamamak. Kendimizi tanımaya çalışırken zaten hali hazırda uzaklaşıyoruz her şeyden, bir de yanlış ortamlarda eşcinselliğimizi öğrenmeye kalktığımızda durumlar kontrolden çıkılmaz hal alıyor ve uzaklaşmanın verdiği durumla belki de tek ortak noktamızın birileriyle birlikte olmak olduğunu varsayıyoruz ve normal hayatımız buna evriliyor. Ve belki de çevremizdekiler bunu görüp o durumda ona ve her birimize sapkınlığı çok kolayca yapıştırabiliyorlar.

    Bilmiyorum düşüncem ne kadar doğrudur ama bende bir kaç zamandır neden lgbti'lerin hep cinsellikle anıldığını düşünüyorum ve bu mantık geldi aklıma ne kadar doğrudur bilmemekle yine çok uzattım :)

    Kesinlikle katılıyorum insan yapısı gereği kendisine benzemeyen, kendisinin anlamadığı ve hatta kendisini temsil etmeyen kişilerden ve düşüncelerden korkar ve buna karşı bir savunma mekanizması geliştirir.

    en çok whatsapp kullanıyorum ama telegram da güzel. bizim forumun bi telegram gurubu var oraya siz de katılabilirsiniz.

    Interstellar kadar şişirilmiş bir balon daha görmedim. Bu filmin bu kadar yüksek skor alması sunulan görsellik, sürü psikolojisi, birazda insanların genel olarak anlamadığı uzay-zamanın kütle çekimi ile değişmesi gibi bir konuyu çekmesi insanların ilgisini çekti haliyle. Yönetmen koltuğunda Nolan oturmasa max %60 skor alacak film.

    Ayrıca filmi beğenmeme sebebim filmin abidik bir temel üzerine oturtulmaya çalışılması.

    Filmi beğendim mi beğendim. Ama özgün bir konusu yok, senaryo ve kurgu da zayıf bana göre. ayrıca internette çok sık gördüğüm birşey var bu filmle ilgili herkes bilimsel olarak doğru bilgiler verildiğini yazmış ama tamamen yalan. Filmin bilimsel olarak doğruluğu yoktur. uzay-zamanın kütle karşısındaki değişimi de filmdeki kadar abartılı değildir. Bu tür konuları merak ediyorsanız film değil belgesel izleyin.


    Ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler, müthiş bir görsellik var filmde. İzlenir mi tabiki izlenir.


    not: bu benim kendi kişisel görüşümdür.

    the Wire izlemediysen önerebilirim. Diğer sevdiğim diziler için konu açmıştım onlara da bakabilirsin. Birde True Detective var.

    Korku falan seviyorsan The X Files, American horror Story


    ama bence dizi izlemek zaman kaybı. got falan hariç :D


    onun yerine hobi edin daha güzel oluyor valla.

    Selam millet,

    İstanbul'da oturan lgbti arkadaşlar ile birlikte tanışma etkinliği yapabiliriz. Çay sohbeti gibi mesela.

    İstanbul'da oturup böyle bir tanışma etkinliğine katılmak isteyenler bu başlığa yazsın. Ortak bir gün ve saat belirtip bunu duyururuz. Bence güzel olur ne dersiniz?

    <3