Posts by Blue

    Gerçek yaşam deneyimi sadece kadın kıyafetleri giyip sokaklarda dolaşmak değil. Sosyal anlamda sizi bu duruma hazırlamak için. Zaten sizinde dediğiniz gibi illaki etek giyip sokağa çıkmanız gerekmiyor ne şimdi ne de daha sonra. Ben basitçe anlatmak için böyle bir örnekleme yaptım. Bunu sanırım ben tam olarak ifade edemedim. Sosyal anlamda çevrenizi, ailenizi ve en önemlisi kendinizi bu duruma hazırlamanız yani yeni cinsiyetinize hazırlamanız gerek. gerçek yaşam deneyimi budur. Eğer ileride etek giymek istiyorsanız da bunu şimdiden yapmaya başlamanız sizin faydanızadır demek istedim.


    Ayrıca şunu belirtmek istiyorum. Sakaldan hoşlanmamak, uzun saç sevmek, futbol sevmemek, kibar olmak bunlar her ne kadar kadın cinsiyeti ile bağdaştırılsa da öyle değil. futbol seven, kick-boks yapan, saçı kısa olan kadınlar da var ona bakarsanız. Bu onları erkek yapmıyor. Hatta cinsel yöneliminiz bile sizi kadın veya erkek yapmaz. Trans kadın olup kadınlardan hoşlanan, ameliyat olan bir arkadaşım var örneğin. Hatta sevgilisi geçiş sürecinde en büyük destekçisi olmuştu.


    Transseksüellerin cinsiyet değiştirmesi biyolojik bazı açmazları düzeltmek içindir. Cinsiyet organınız ile ilgili ciddi problemleriniz yoksa, cinsiyet organınız ile barışıksanız zaten bu ameliyattan kesinlikle uzak durun. Doktorunuza bu konuda yanlış bilgi vermeyin. Eğer makyaj yapmayı seviyorsanız, sakal istemiyorsanız bu isteklerin hayata geçirilmesinin önündeki engeli toplum olarak görüp toplumdan tepki görmeyeceğini bildiğin şekli de kadın olmak ise kesinlikle bu ameliyattan uzak durmalısınız.


    Ayrıca konu ile ilgili olarak daha önce paylaştığım bir yazıyı buraya bırakıyorum.

    Link: Toplumsal Cinsiyet Kalıpları


    Evet gerçek yaşam deneyimi geçiş yapacağınız cinsiyete uygun giyinmeniz sosyal çevrenizde buna uygun yaşamınızı şekillendirmeye yavaş yavaş başlamanız anlamına geliyor. Bu birden olabilecek birşey değil elbette. Yavaş yavaş olacak. Ancak oldukça gerekli bir durum. Nedenini anlatmama gerek yoktur zaten..


    Hormon ilaçları ve ameliyat gibi ileri tedavilerden önce sosyal anlamda kendinizi buna hazırlamanız ileride hem sizin işinizi kolaylaştıracak hem de gerçekten uyum sağlayıp sağlayamadığınız ortaya çıkacak.


    Bu şekilde aslında eşcinsel olup kendisini trans zanneden birçok tanıdığım vazgeçti örneğin. Bununda sebebi toplumsal cinsiyet kalıpları.


    Gelelim asıl sorunuz olan tüm bunları yaparken insanlardan tepki alır mıyım?


    Bu soruyu cevaplamak çok zor. Görünümünden tut, oturduğunuz semte, zaman geçireceğiniz mekanlara kadar değişkenlik gösterecek bir soru. İlk başlarda tenha yerlerden uzak dur. Muhafazakar semtlerde vs. dolaşma. Zaten bir günde hop kadın oldum artık böyle yaşamalıyım demek zorunda değilsin. Böyle yapamazsında zaten. Arkadaşlarınla dolaş. AVM'lerde gez taksim gibi kadıköy gibi semtlerde zaman geçir. Yanında mutlaka arkadaşların olsun. Bu senin stresini azaltacak sana güven verecektir. Zaten zamanla bu duruma alışacaksın. Bir noktadan sonra zaten %100 kadın kimliğin ile yaşamaya başlayacaksın.

    Makyaj yapmayı öğren. Sakalların vs. varsa onları kamufle et. Daha az dikkat çekeceğini düşünüyorsan peruk tak. Sokakta ne kadar çok geçeceğin cinsiyete uygun mütevazi olursan o kadar güvendesin demektir.


    Zaten hormon tedavisi ve birtakım operasyonlardan sonra ortalama bir insan senin trans olduğunu dahi anlamayacaktır. Bu noktadan sonra rutin hayatın başlıyor zaten.


    Ama kendi başına yapmaya kalkma. İlk başlarda yanında arkadaşların olsun. Aileni bu işe bulaştırma. Eğer sokakta olumsuz tepkilerle karşılaşırsan ailen bu duruma üzülecektir. Zaman geçtikçe zaten ailen ile de vakit geçirirsin. Onlarla da gezer tozarsın.


    Söyleyeceklerim bu kadar.

    Zaten eminim cesaretli ve güçlü bir kızsındır. Tüm bu süreç boyunca da cesaretini kaybetme.

    Hukuki sürecini de başlatmayı unutma. Şimdi başvursan ilk duruşma 2-3 ay sonra yapılır. Oradan seni hastaneye sevk edecekler.

    Cerrahpaşa, Kocaeli eğitim araştırma, Çapa, Ege Üniversitesi, süreci takip eden hastanelerden birine sevkini isteyebilirsin. Bu hastanelerin psikiyatri bölümüne gidip konuş. Mahkeme sürecini başlatacağını bu hastaneye sevkini isteyeceğini söyle. Duruşmada'da bunu belirtirsin.

    Merhaba, aramıza hoşgeldin.


    Öncelikle ailene nasıl açılacağın konusunda sana söyleyebileceğim tek şey sürecini takip eden psikiyatr ile birlikte ailene durumu anlatmak olacak. Bence en doğru bu şekilde olur. tabi seni ve aileni tanımadığım için bu konuda birşey söyleyemem.


    Trans geçiş süreci temel olarak hukuki ve tıbbi ve sosyal olarak üçe ayrılır. İlk önce sosyal anlamda aileni ve kendini bu duruma adapte etmelisin.


    Trans geçiş sürecinde çok bilinen yanlışlardan bir tanesi ilk önce hastaneye başvurmak. Aslında yapmanız gereken ikamet ettiğiniz bölgedeki asliye hukuk mahkemesine cinsiyet bilgisinin yeniden düzenlenmesine dair nüfus müdürlüğüne karşı bir dava açmanız gerekiyor. (Kanunen bir taraf olma zorunluluğu) Nüfus müdürlüğü de bu durumu sizden ispat etmenizi bekliyor. Hakimde sizi kendi uygun gördüğü bir eğitim araştırma hastanesine incelenmek üzere sevk ediyor. Burada sürecin hangi hastanelerde takip edildiğini söyleyebilirsiniz. Zaten zorluk çıkartmazlar.


    Hastaneye sevk olduğunuz zaman psikiyatri takibi başlıyor. Eğer sosyal hayatınızda geçiş yapacağınız cinsiyete uygun iseniz (Gerçek yaşam deneyimi) psikiyatri süreci daha çabuk biter. Ortalama 1 yıl kadar sizi takip ediyorlar. Gerçek yaşam deneyimi uygulamanızı istiyorlar. Daha sonra psikiyatri sizin transseksüel olduğunuza kanaat getirirse sizi heyete çıkartıyorlar ve hormon tedaviniz başlıyor. Yaklaşık 1 yıl hormon tedavisi devam ediyor. Daha sonra tekrar kurula çıkıyorsunuz ve bu kurulda ilk önce başvurduğunuz mahkemeye bir cevap gidiyor. Bu kağıdı sizin kolunuza mühür basarak elden de teslim edilmesini isteyebilirsiniz. Bu sayede daha hızlı mahkemeye ulaşacaktır. Daha sonra duruşma gününü bekliyorsunuz. Ameliyat olabileceğinize dair mahkeme kararını alıyorsunuz. Bu mahkeme kararının 15 gün itiraz süresi bulunduğu için karşı taraf itiraz etmezse 15 gün içinde karar kesinleşiyor. Nüfus müdürlüğü zaten karara itiraz etmeyecektir.


    Türkiye'de bu ameliyatı olmanı kesinlikle tavsiye etmiyorum. Yine de kararınız Türkiye'de ameliyat olmaksa sınırlı sayıda doktorlar bu ameliyatı yapabiliyor. Bu süreçlerin tamamı yaklaşık 3 yılınızı alacaktır. Ancak bu durum sadece Türkiye'ye özel bir durum değil. Birçok ülkede tıbbi süreç bu şekilde. Sadece yasal süreçleri değişik olabilir. Mahkeme süreci de zaten hastane sürecine paralel ilerleyeceği için sıkıntı olmaz. Mahkeme süreci ile ilgili daha detaylı bilgi için özel mesaj atabilirsin elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.


    Bu ameliyatları en sağlıklı şekilde tayland'da yapıyorlar ki kesinlikle tavsiye edeceğim yegane ülke orasıdır. Bu bizim Türk doktorlarının başarısız olduğu için söylemiyorum. Sadece yaygın değil ve bu ameliyatı yapacak doktor bulmak zor.


    Ameliyat olduktan sonra tekrar mahkeme süreci başlıyor. Daha doğrusu daha önce açtığın dava devam ediyor. Mahkeme seni tekrar hastaneye sevk ediyor. Kurula çıkıyorsun. Ameliyat başarılı bir şekilde gerçekleşmiştir tıbben kadındır / erkektir şeklinde rapor veriyor. Bu hastane süreci en fazla 2 gününü alır. Belki de bir günde halledersin. Gene koluna şerh basıyorlar. Veya kendileri postalıyor mahkemeye. Avukat tutarsan süreci takip edecektir. Mahkemeye gitmen bile gerekmez. Ama gerekli de değil. Dilekçe konusunda yardımcı olabilirim.


    Eğer ameliyatı yurtdışında olursan. Tüm evraklarını ingilizceye çevirtmen (noter tasdikli dememe gerek yoktur umarım) gerekiyor. Noter çevirilerini de Hükümet konağına gidip Apostil şerhi vurdurtman gerekiyor. Evrakı hangi ülkede kullanacaksan söylüyorsun. Uluslararası geçerli hastane belgelerin elinde olmazsa Tayland'da ameliyat olamazsın. Yapan yerler var ama tavsiye etmem. Her ne kadar Türkiye'de hastane raporun olsa da Tayland'da ameliyat olacaksan oradaki hastaneden de bir rapor alman gerekli. Zaten yönlendirirler seni. Gider alırsın. Daha sonra ameliyat olduğuna dair resmi bir belge istemeyide unutma. Ne kadar gerekli tartışılır ama olmasında sakınca yoktur. :D


    ÖNEMLİ NOT: Bazı insanlar yurtdışında ameliyat olacaksan mahkeme gereksiz yea diyebilir. Aldırış etme. Mahkeme istemde bulunmadan hastane seni kurula çıkartmıyor. Ama yurtdışında olacaksan kararın kesinleşmesi falan beklemene gerek kalmaz. Ama bu bilgi gg o yüzden ayrıntı veremeyeceğim.


    Neyse süreç bu kadar. Daha sonra kimliğin değişiyor. Herkes mutlu oluyor.


    Gelelim diğer konulara.

    Utanç verici şeyler yaşayacak mıyım? Gerek hukuki süreç olsun gerek hastane süreci olsun karşındaki kişiye bağlı ama genel anlamda yaşamazsın.

    Yurt dışında ameliyat olmaya karar verirsen cebinde en az 100 bin TL olması gerekli.

    noter masrafları çeviri masrafları, hastane evrak, avukat (optional), mahkeme giderleri de aşağı yukarı 5-6 Bin TL tutar sanırım. Güncel olarak bilemiyorum tabi.

    Türkiye'de ameliyat olacaksan gene 30-40 bin tl gözden çıkartmanda fayda görüyorum.


    hormon ilaçları sesi inceltmez. Bunun eğitimi var. Yardımcı olabilirim. kendi kendine halledersin. ama çokda bişey bekleme. Çok da önemli birşey değil zaten salla gitsin.

    hormon ilaçları göğüslerini istediğin (isteyebileceğin) kadar büyütmez Kişiye göre de değişiyor büyümesi ama çok büyük beklentiye girme. Bence ameliyat şart.

    Göğüs ameliyatı aşağı yukarı 20-25 bin tl tutar. Devlet hastanesinde de olabilirsin. Kaliteli doktorlar var. Özelden yazarsan yardımcı olurum gene.

    Estetik vesaire istersen araştırabilirsin o konuları bilemiyorum.


    İleride meslek edinirken sıkıntı yaşar mısın bu konuyu da bilmiyorum. Kimseye geçmişin hakkında birşey söylemezsen yaşamazsın. Söylersen yaşama ihtimalin oldukça yüksek. Aynı şey okul hayatı içinde geçerli. Tavsiyem macera arama kimseye bişey söyleme.


    Üniversiteye geçiş sürecini tamamladığında gitmeni özgüven ve ileride çalışacağın şirketlere referans açısından şiddetle tavsiye ederim. Sonuçta staj yapacaksın ne biliyim serbest çalışacaksın tez yazacaksın. Herşeye sıfırdan başlamak var olanların üzerine oturtmaktan epey zordur.


    Dediğim gibi Türk doktorlara güvenebilirsin zaten hepimiz güvenmeliyiz. Benim bahsettiğim sadece bu ameliyat konusunda yeterli tecrübesi olan doktor bulmak zor. Varsa da ben bilmiyorum.


    İran konusunu da şaka olarak kabul ediyorum. :D


    Ameliyat olduktan sonra libido artışı olacaktır. Bu çok normal. Dikkat etmelisin. Veya etme sen bilirsin. Yaşam şekline bağlı. Ama libido artıyor yani kesin bilgi yayalım.


    Kıza benzer miyim? Zaten tüm bu süreçleri kadın olduğunu varsayarak yazdım. Şeklen veya fiziken ne kadar benzersin bilemiyorum. Bu konularda psikiyatristin yardımcı olacaktır. Doktorlara yanıltıcı bilgi kesinlikle verme. Zaten eğer transseksüel değilsen ve doktorlara gerçek dışı şeyler anlatırsan ileride intihara varan durumlar yaşabilirsin. (Kaç kişiyi bizzat gördüm çok sık rastlanılır durum. kadın kıyafetleri giymeyi sevmek, makyaj yapmayı sevmek ile cinsiyet farklı şeyler.) Doktorlar her halükarda zaten seni bırakmazlar yardımcı olurlar. Eğer trans kadın olmadığını düşünüyorlarsa da hemen farklı düşüncelere girme. Sonuçta onlar senin gibi bir sürü insanın ameliyat olmasına ön ayak oluyorlar. Tabiki transfobik doktorlar var ama sen sürecini halihazırda bu konulara bakan bir hastanede başlatırsan zaten transfobik bir doktorun olmaz.


    Kısacası bu şekilde. Yardımcı olmamı istediğin konularda yardımcı olmaya çalışırım.

    :dove:

    Merhaba edanur12  öncelikle doktor kontrolü olmadan hormon ilaçları kullanmayın. Çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Anladığım kadarı ile sürecin çok uzayacağından çekiniyorsunuz ama psikiyatri kontrolleri sizin iyiliğiniz için yapılıyor bunu unutmayın. Bu psikiyatri seansları sizi asıl cinsiyetinize hazırlayacak, olası problemleri ve olumsuzlukları bertaraf etmeniz konusunda size destek olacaktır. Doktorlar uygun olduğunuzda zaten hormon tedavisi için sizi kurula çıkartacak ve hormon ilaçları kullanmaya başlayacaksınız. Lakin şu anda tüm bunlardan önce Gerçek yaşam Deneyimi tecrübe etmeniz sizin yararınıza olacaktır.


    Şu an size ne kadar ulaşılamaz ve yıpratıcı gelse de birşeyleri başarıyor olmanın mutluluğunu kendinizde eksik görmeyin. Unutmayın o hastanenin kapısından girmeyi çok isteyip yapamayan binlerce insan yaşıyor dünyada.

    Merhaba,

    Topluluk sayfamıza üye olup aramıza katılan herkese öncelikle teşekkür ederiz.

    Bazı kullanıcılarımızdan aldığımız geribildirimler üzerine profil bilgilerinde yer alan cinsiyet seçim alanı üzerinde açıklama yapmayı gerekli gördük.


    Profil alanında kadın, erkek ve diğer olmak üzere üç adet cinsiyet seçeneği bulunmakta. Bazı üyelerimiz trans kadın, trans erkek, interseks vb. gibi alanların olmadığı konusunda eleştiriler yapmakta.


    Biz topluluk olarak Trans cinsiyetleri biyolojik cinsiyetlerden bağımsız veya farklı görmediğimiz için ayrıca bu ifadelere yer vermeyi politikamız gereği uygun görmüyoruz.

    Bizim görüşümüze göre tıbbi durumlar hariç kullanıcıları bu ayrımı belirtmek zorunda bırakmak zorbalıktır.

    Ancak bu ayrımı kullanıcılar profillerinde isterlerse belirtmekte özgürdürler.


    İnterseks üyelerimiz veya belirli bir cinsiyeti benimsemeyen üyelerimiz de diğer seçeneğini kullanabilir veya bu alanı tamamen boş bırakabilirler.


    Travesti, Drag queen, crossdresser gibi kavramların biyolojik cinsiyetten farklı olarak toplumsal cinsiyet kimlikleri altında ifade biçimleri olduğunu varsayıyoruz. Bu konuda farklı düşüncelere sahipseniz lütfen bizimle paylaşın.

    Tanışma alanı topluluk üyelerini birbiri ile kaynaştırmak içindir. Özel olarak ilişki arayış ilanları herkese açık olarak paylaşılamaz. Ancak topluluğun tamamını ilgilendirecek konular ve arkadaşlık ilanları paylaşılabilir. İlişki ve özel arkadaşlık arayışlarınızı özel mesaj yolu ile veya profilinizde paylaşabilirsiniz


    Bu Kurallar neden var?


    Bu kuralı koymamızın sebebi ilişki ilanları forum mantalitesi çerçevesinde sonradan okuyan üyelere bir anlam ifade etmeyeceğinden ötürü var. Biz topluluk forumumuzda öncelikli olarak siz değerli üyelerimize faydalı içeriklerin ön planda tutulduğu bir ortam yaratmak için çalışıyoruz. İlişki arayışı başlıkları sonradan konuya dahil olan kullanıcılar tarafından bir anlam ifade etmeyeceğinden dolayı bu konuları spam olarak görüyoruz.


    Amacımız kesinlikle kullanıcılarımıza yasaklar koymak değil. Forum kullanımının yapısı gereği forumda bu tür başlıkların çoğalması forum amacına katkı sağlamayacağındandır.


    Bu konu hakkında farklı düşünceleriniz varsa lütfen bizimle paylaşın!

    Arya Stark öncelikle mesajın için teşekkür ederim. Güzel bir konuya deyinmişsin. Aslında toplumda kişiliğimizi yansıttığımız elbetteki doğrudur. Ve bunu kıyafetlerimiz ile davranışlarımız ile insanlara yansıtmayı severiz. Hem bu sayede insanlara karşı kendimizi önceden tanıma imkanı veririz hem de insanları bu şekilde tanımaya çalışırız. Örneğin yüzü tamamen maske ile kapalı bir insanın bize ürkütücü gelmesinin temelinde bu yatar.


    Ancak bu çeşitliliği cinsiyet kalıpları üzerinden yapmamıza da gerek yoktur. Bilakis bu kalıplar bizim olmak istediğimiz kişiliğe ket vurur ve belirli bir düzlemde sıkışıp kalmamızı sağlar. Benim mesajımda belirtmek istediğim insanları tek düze bir hale getirip onları sıradanlaştırmak değil, aksine onlara hiçbir yargıya ve hiçbir kalıba sokmadan istedikleri şekilde özgürce yaşamalarını sağlayacak bir model oluşturma çabasıydı.

    Forumda dikkatimi çeken bir konu var birkaç kişi "ben kadınsı giyinmeyi seviyorum", "ben kısa saçlı erkek gibi görünmeyi seviyorum" gibi söylemlerde bulunmuş. Bunun üzerine birşeyler yazmak istedim. Böylece forumda güzel bir tartışma konusu başlatmış oluruz.


    Benim çevremde de sık rastladığım LGBTİ bireyler arasında çok yaygın olan bu yanlışlığı düzeltmek gerekli diye düşünüyorum. En azından üzerinde düşünebiliriz.

    Öncelikle toplumda cinsiyetler üzerine bazı kalıplar var bunu çoğu kişi böyle kabul etmiş durumda; kadınlar uzun saçlı olur, erkekler kaşlarını aldırmaz gibi buna benzer bir sürü şey ile toplumsal cinsiyet kalıpları oluşturmuşuz. böyle kalıplar olduğu için de aslında bir sürü sorun doğmuş oluyor. Özellikle LGBTİ bireyler açısından.


    Örneğin en büyük sorun kavram karmaşası. Birisi çıkıp diyor ki ben kadın kıyafetleri giymeyi seviyorum ama cinsel organımla sorunum yok. bu durumda bu kişinin cinsiyet geçiş ameliyatı olması ne kadar doğru olur? Olmaz.


    Kadın kıyafetleri giymeyi sevmek ve erkeklere ilgi duymak ile biyolojik olarak kadın olmak farklı şeylerdir. Biyolojik olarak kadın olup karşı cinse ilgi duyup oldukça maskülen giyinen insanlar yok mu? Elbette var.


    Oysa toplumsal cinsiyet belası olmasa; kadınlara özgü, erkeklere özgü semboller, kıyafetler, davranış şekilleri olmasa birileri çıkıp ben kadınsı görünmeyi seviyorum ama kadın olmak istemiyorum demek zorunda kalmayacak. sadece biyolojik cinsiyet organları ile problemleri olanlar ameliyat ile durumlarını iyileştirip hayatlarına problemsiz olarak devam edebilecek, eşcinseller de davranışları ile yargılanmayacak.


    Ve en önemlisi bir sürü yeni kavram üretmek zorunda kalmayacağız. Herşey daha yalın ve basit olacak.


    Bence LGBTİ çalışmaları en çok toplumsal cinsiyet kavramını ortadan kaldırmaya yönelik olmalı. Sadece biyolojik cinsiyetler doğası gereği gündemde olmalı konuşulmalı. Bu sayede kadınların da toplumsal olarak erkeklere eşit olduğu bir düzen kendiliğinden oluşacaktır. Feminizm gibi akımlara gerek bile kalmayacaktır.


    Bizim tek düşmanımız toplumsal cinsiyettir. Eşcinsellerin toplumdan bu kadar dışlanmasının en büyük sebeplerinden bir tanesidir.


    Toplumsal Cinsiyet bir beladır. Ve Yok edilmesi gerekir.


    Sokakta kadınlar ve erkekler aynı türden kıyafetler giyip aynı saç şekillerine karışık olarak sahip olsalardı ne güzel olmaz mıydı? Neden böyle bir ayrım var ki sanki? Toplumsal cinsiyet belası!


    edit: imlâ

    Homofobinin asıl sebebini teoloji kaynaklı aramak çok doğru değil. Elbette dinler de bu durumu körüklüyor fakat olay tamamen primat kökenli hayvanların içgüdüsel sosyal davranışları ile alakalı.


    Biz insanlar doğası gereği sosyal canlılarız. Yani yaşamımızı sürdürebilmek için diğer türdeşlerimize ihtiyacımız var. Bu binlerce yıl öncede böyleydi halâ da böyle. Şuan sürü halindeki yaşamımız için düzeni oluşturmada (köyler, kasabalar, metropoller) günümüzde her ne kadar kanunlar ve kanun uygulayıcılar eliyle devletler (bir üst benlik) şekil veriyor olsa da hala evrimsel ve içgüdüsel olarak ilkel canlılarız. Dolayısı ile biz kendimize benzemeyen ve farklı davranan insanlar görünce tedirgin oluruz. Çünkü ilkel olarak sürünün tehlikede olduğunu düşünürüz. Bu hep böyle olmuştur ve bundan sonra da böyle olacaktır.


    Sadece homofobi için değil şuan dünyada onlarca devlet aşırı milletçi politikalar üretiyor ve büyük destekçileri var. Dünyada milyonlarca insan bizim "ırkçı" dediğimiz değerlere inanıyor ve bunları savunuyor. Milyarlarca insan maddi kazancına göre toplumsal olarak kendi dilimindeki insanlarla ahbaplık ediyor. Altında kalanlara acıyor yardım ediyor ama sosyal çevresinde tutmuyor. Üstünde olanlar da keza aynısını yapıyor. Bu klasik anlamda kendimize benzemeyeni dışlayan bir içgüdüye sahip olduğumuzun kanıtıdır.


    Eğer sorun sadece din kaynaklı olsaydı benim anladığım kadarı ile hiçbir dinde (musevilik hariç, ama tam olarak ta değil) ırkçılığı öven bir tutum sergilenmez. Ama dünyada eşcinselden çok daha fazla ırkçı vardır belkide.


    Ancak şu söylenebilir. Bugün kimse basılı yayımda veya sosyal medyada aşırı ırkçı söylemlerde kolay kolay bulunamaz toplum bir anda büyük tepki gösterir (mi acaba?) Ancak homofobi içeren açıklamalar daha az tepki çeker ve belirli bir azınlık tarafından eleştirilir. Evet bu söylem doğrudur.


    Ancak şunu da unutmamak gerekir. Dünyada çok yakın bir tarihe kadar YASAL olarak köle alınıp satılabiliniyordu. ABD'de siyahlar ile beyazların evlenmesi yasaktı. Aynı okullarda okumaları yasaktı. Bugün bu anlayış değişti. Ve bunun dini hiçbir alt yapısı olmadığı gibi; tamamen toplumsal yapının evrimi ile alakası vardır.


    Emin olun ki yaşadığımız dönemden 200 yıl sonra dünyaya gelenler bizim dönemimizi okudukları zaman ne kadar da gerici ve kötü bir sosyal anlayışa sahiplermiş diyeceklerdir. Bunu eski yeşilçam filmlerini izleyerek siz de yapabilirsiniz. (basit olarak). Veya kitap okuyun eski dönemleri yansıtan (ama biz okumayı sevmeyiz)

    Ara not: Yeşilçam dedim özellikle yaşadığımız kültürü karşılaştırın diye)


    Ama şu bir gerçek ki toplumsal evrim hergün gerçekleşiyor.


    Belki binlerce yıl sonra bugünün despot devletleri yıkılacak ve birbirine karşı üstünlük yarışında giren uluslar tek bir evrensel değer etrafında toplanacak. Belki Tam tersi olacak ve Devletler otoritesini tek bir evrensel değer altında paylaşımlı kullanacak. Ya da bunların hiçbiri ol(a)mayacak ve medeni yaşamımız orada burada kümelenmiş koloniler ile sınırlı kalacak. Ya da dünyamız yok olacak ve bizlerden geriye hiçbir şey kalmayacak. Yaşadığımıza dair tek bir kanıt bile olmaksızın...


    edit: imlâ

    Okumadan önce şunu belirteyim;


    Yanlış ya da eksik biliyor da olabilirim ancak sizin süreç aşağı yukarı şöyle işliyordu sanırım:


    Türkiye'de ameliyat olabilmen ve kimliğini değiştirebilmen için yanlış hatırlamıyorsam ilk önce ikamet ettiğin bölgedeki Asliye Hukuk Mahkemesine gidip Nufus müdürlüğüne karşı bu yönde dava açman gerekir. ( Mahkemenin doğası gereği bir yere dava açmalısın kendi kendine dava açamazsın) Daha sonra mahkeme seni kendi takdirinde bir hastaneye bu durumun incelenmesi için sevk edecektir. Bu aşamadan sonra "tedavi" sürecin başlar. 1 yıl boyunca psikiyatr seni gözlem altında tutar. Bu aşamada Üroloji, Endokrinoloji, Kadın doğum uzmanı, psikiyatr ve plastik cerrah kendi alanlarında bir takım incelemelerde bulunurlar. Tüm bunlar olduktan sonra senin transseksüel olduğuna kanaat getirilirse heyet kararı ile sana hormon tedavisi uygulanır. Bu tedavi ortalama 1 yıl ile 2 yıl arasında değişir. Bu hormon tedavisinden önce cinsiyet kimliğini açık bir şekilde yaşıyor olman beklenir. Buna Gerçek yaşam Deneyimi deniyordu sanırım. Daha sonra bu 1 yıllık hormon tedavisi içerisinde gene psikiyatr seni yakından takip eder. sonrasında bir heyete daha girersin ve burada ameliyat olup olamayacağına karar verilir.


    ÖNEMLİ NOT: Türkiye'de cinsiyet geçiş ameliyatı olabilmen için ÜREME YETENEĞİNDEN YOKSUN olman gerekir. Bu konuda doktor zaten seni bilgilendirecektir. fazla birşey yazmam doğru olmayacak.


    Son heyet raporun halihazırda davanın devam ettiği Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilir. Mahkeme "Ameliyat olmasında sakınca yoktur" şeklinde karar verir. Ameliyat olduktan sonra aynı mahkeme bu sefer seni başka bir hastaneye (veya aynı hastaneye) ameliyatın başarılı bir şekilde geçip geçmediğine dair tetkik için sevk eder. Burada tekrar 5 uzmana muayne olursun. ve ameliyatının başarılı bir şekilde gerçekleştiği ve biyolojik olarak kadın/erkek olduğun belirtilir. Bu bilgiler ışığında mahkeme senin kimlik bilgilerini günceller.


    Bu tip davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmaktadır. İsim değiştirmek istiyorsanız gene asliye hukuk mahkemelerine dava açabilirsiniz.


    Hatırladıklarım bunlar. Eksik veya değişmiş de olabilir. tam emin değilim. Ama siz hastaneden önce dava açın. Çünkü mahekeme başka hastaneye de gönderebiliyordu sanırım.


    Dediğim gibi bunlar değişmişte olabilir. yakın zamanda ameliyat vs. Bu işlerle uğraşan birisi yazarsa daha aydınlatıcı olabilir sizin için. Benim bildiklerim bu kadar.

    Aslında bu bahsettiğiniz önerme oldukça popüler. Buradaki temel yanılgı da; çölde kumun arasından çıkan bir vidanın rastgele oluşma ihtimalinin insan algısında rastgele oluşma ihtimalini kabul edemeyişinden kaynaklanıyor. Karmaşık bir yapının birden rastgele oluşma ihtimali yerine karmaşık yapıların yavaş yavaş ortaya çıkması ihtimalinin düşünülmüyor oluşu. Tıpkı biz canlıların basit tek hücreli salak şeylerden bugün birbirimizi katleden daha salak? ve karmaşık canlılara dönüşmesi gibi. Aslında ne kadar düşükte olsa böyle bir ihtimal var. Hatta bir maymunun piyano tuşlarına rast gele basarak ludwing Van'ın 9. Senfonisini hatasız çalma ihtimali bile matematiksel olarak sıfır olamaz. Yani milyonlarca alternatif arasından bir tanesinin istenen sonucu vermesi ise fazlasıyla olağandır. Örneğin sayısal lotodan büyük ikramiye kazanma şansınız neredeyse aşağı yukarı 14 milyonda bir gibi neredeyse imkansız görünecek bir ihtimaldir. Bu evde otururken çatınıza uçak düşme ihtimalinden bile hayli fazla (büyük şehirler için) ANCAK Türkiyede yaklaşık 10 milyon kişi loto oynuyorsa bu 10 milyon kişiden HERHANGİ birisine büyük ikramiye çıkma olasılığı neredeyse %80 lerdedir. Yani loto oyunu için ikramiyenin herhangi bir insana çıkma ihtimali çok yüksek iken size çıkma ihtimali çok düşüktür. Dünyanın var olması bize göre çok düşük birtakım ihtimaller silsilesinin peşi sıra "mucizevi" bir şekilde oluşması olarak kabul edilebilir. Biz bu fenomene Tanrının varlığı gibi kolaycı bir bakış açısı veya olasılık, çoklu evrenler gibi hipotezler geliştirmiş olsak ta bunun tam olarak cevabını verebilmemiz mümkün görünmemektedir


    Tabi bir de işin felsefi boyutları da var. Birçok filozof bu konuda ilginç yaklaşımlar öne sürmüştür.


    Şunlar ilginizi çekebilir:


    (bkz: nihilizm)

    (bkz: entropi)

    (bkz: olasılık)

    (bkz: teizm)


    Not: Bence tanrı var.