Öldüğümüzde bizi ne bekliyor?

  • Bilmiyorum sizin de başınıza gelmiş midir, bazen insan yaşadığı bir anı daha önce yaşamış gibi hisseder

    Bilim insanları bunun sebebinin beynin kısa bir an için fonksiyonlarını yerine getirmemesinden kaynaklandığını söylüyor.

    Arya Stark bu konuda daha bilgili, belki kendisinin de yazacağı bir şeyler vardır.


    Reenkarnasyon olabilir mi sorusuna vereceğim yanıt evet olabilir, matematiksel olarak her şeyin olma ihtimali var.

    Benim Amerika başbakanı olma ihtimalim bile %'de 0 değil!

    Milyarda veya katriliyonda bir olabilir, bu doğrultuda reenkarnasyon da olabilir.

    Peki varsa, buna benzer soruların yanıtları gerekiyor.

    Reenkarnasyon neden var, kim yarattı veya nasıl başladı?

    Reenkarnasyon ne kadar bir süredir ve neye göre devam ediyor?

    Reenkarnasyon ne zamana kadar devam edecek, bir sonu var mı?


    Konu dinler ve bir tanrı inancı olunca öyle bir karmaşaya gidiyor ki, akıl erdirmek mümkün olmamıştır ve olmayacak da



    Eğer bir Tanrı varsa nasıl var oldu?

    Tanrının gücü neye yetmiyor?

    Tanrıyı yok edebilecek bir zıt güç var mı?

    Eğer bir Tanrı varsa ve bizi yok etmesi ve sıfırdan farklı bir evren ve canlı türü yaratmayacağının garantisini kim verebilir?

    Örneğin semavi dinlerde yollandığı iddia edilen kitaplarda Tanrı tarafından verilmiş bazı sözler var, bu sözlerin garantörü kim?

    Tanrının cayması durumunda bizi yok etmeyeceğini nasıl bilebiliriz?


    ... gibi yanıt arayan binlerce soru var.


    Biz bir akvaryumun içindeyiz akvaryumun nasıl yapıldığını ve akvaryumun dışında neler olduğunu bilemeyiz.

    Öldüğümüz zaman bir tanrı varsa veya farklı bir yaşam varsa o zaman belki görebiliriz.

    Tabi öyle olması da bir tanrının olduğunun garantisini veremez, boyut atlamışızdır ondan sonra da farklı boyutlar veya sonunda koskoca bir hiçlik de olabilir. Yaşayıp göreceğiz.

  • Şu anki bilimsel tartışmalara bakılırsa yok olacağız yönünde. Bu konu için kozmolojiye bakarsan daha iyi anlayabilirsin.

  • Gökten melek olduğunu iddia eden birileri inse, tanrının mesajını getirdiklerini söyleseler bile şüpheyle bakarım.

    Bizden farklı bir galakside yaşayan; bizi, inançlarımızı bilen, bizden daha zeki ve bizimle kafa bulmaya veya dediklerini yapmamızı sağlamaya çalışan bir tür de olabilir.

  • Uzaylı denilen şey zaten dünya dışı farklı gezegen, galaksi, evren veya boyutta yaşayan canlı varlıklara deniyor, isimlere pek takılmamak gerekir.

    Bizi yaratmış bir tanrının var olduğunu faz etsek dahi bizi yaratan tanrıyı yaratmış bir başka tanrının var olma olasılığı da var ve bizi yaratan tanrının kendisini yaratan başka bir tanrının var olduğundan haberi de olmayabilir.


    Ya da dediğiniz şekilde farklı paralel evrenlerde bize benzer birer örnek var ve her paralel evrende bulunan tanrılar bu evrenleri yöneterek bir sınavı geçmeye çalışıyor ve biz de sadece sınav aracıyız, hiç bir değerimiz yok... sınav bittikten sonra yok edileceğiz.

  • Tanrı bizi neden yarattı?


    Semavi dinlerde Tanrı bilinmek istediği için insanları yarattı deniyor.


    Bilinmek mi?


    Eğer amacı bilinmekse sınav bittikten ve bir süre geçtikten sonra bu insanlar beni yeteri kadar bildi diyerek bizi yok edip farklı canlı türleri yaratabilir, hem de bunu defalarca ve defalarca yapmış ve yapıyor da olabilir.


    Tanrıya neden güvenmeliyiz?


    Tanrının sözünden dönmediğini kim söyleyebilir ve sözünden dönmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

  • Belki de en doğrusu kendimizi var olma ihtimalini düşündüğümüz tanrının yerine koyup bu soruların yanıtını aramamız!


    Örneğin bir programcısın ve bir oyun kodluyorsun... bir dünya ve ufak ufak insanlar yaratıyorsun... peygamberler, peygamberler aracılığıyla çeşitli kitaplar yolluyorsun... sınavı geçene cennet denen bir yerde sonsuz bir yaşam ve mutluluk vaad ediyorsun, geçmeyenleri de cehennem adını verdiğin bir yerde sonsuza dek yakıyorsun....


    Peki, amacın ne?

  • Bana göre öldüğümüz de, hayatımızı sıfırdan tekrar yaşayıp öldüğümüz yer ve zamana tekrar gelip bu sefer ölmeyerek bir sonraki zaman dilimine doğru tekrar yaşıyoruz.. Hayatta o kadar dejavu yaşıyoruz ki belki de yaşadığımız şeyler bizim geçmiş hayatımızın parçasıdır ? Cennet ve cehennem kavramı aşırı saçma geliyor tarihte insanların yazdığı kulaktan kulağa yayılan yalanlardan başka bir şey değil batıl inançlarda ki mantık. 1 yalanı 1 kez söylersen yalandır ama 1000 kez söylersen gerçek olur. Kutsal kitap altın da indirilmiş 4 büyük kitap da yalanlar üzerine kurulu insanları kontrol etmek için yapılan şeyler. Neyse fazla boş yaptım :(

  • İnsan; biyolojik evrimleşmenin bir sonucu olarak soyut düşünebilme özelliği olan bilinen tek canlı türüdür. Gezegenimizde bulunan yaşamın ise bir sınırı vardır. İnsan bu sınırın farkındadır. Yani bir gün öleceğini kesin olarak bilir ve sağlıklı düşünen bir insan bu ölümü ve yok oluşu kabul etmek istemez. Dolayısı ile getirilen tüm açıklamalar bu var olma durumunun bir şekilde devam edeceği türdendir. İbrahimi dinler cennet ve cehennem gibi mitolojik hikayer ile sonsuz bir yaşam fikrini öne sürerken, uzak doğuda şekillenen birtakım inançlarda tekrar tekrar doğum ve ölüm ile sonsuz bir döngüde yaşamın yok olmayacağını savunur. Similasyon teorileri, üstün bir uzaylı ırkının varlığı ve aklıma gelmeyen her türlü düşünce akımının ana çıkış sebebi ölümü ve yok oluşu kabul edemeyen insan türünün uydurmalarıdır. Torunlarına hatıra bırakmak isteyen yaşlıları düşünün. Bu türden hareketler dini inanışlarda hiçbir yeri olmasa da insanlar geleceğe hatıra bırakmayı sever. Bu öleceğini bilen fakat buna bir çözüm getiremeyen aciz bir canlının elinden gelen tek şeydir.


    Aksi halde öleceğini bilen ve sonunda bir hiçlik olduğunu kabul eden bir canlı varlık sağlıklı olarak varlığını sürdüremez. Bu bizim biyolojik olarak kaçınılmaz özelliğimizdir.


    Bu durum evrimsel bir problemdir. Gezegenimizde bulunan diğer hiçbir canlı türünün böyle bir problemi yoktur. Çünkü böyle bir bilinç düzeyine sahip değildir.


    Ayrıca dikkatinizi çekmek istediğim bir diğer önemli husus da bu inançların düşünsel olarak sürekli evrimleştiğidir. Bundan binlerce yıl önce güneşe tapan insanlar biyolojik olarak günümüz insanından aptal değildi. Ama artan bilgimiz ve gözlemlerimiz sonucu bugün ortaya atılan fikirler daha akla yatkın gibi gelebilir. Ancak hiçbirinin gözleme dayalı bir kanıtı yoktur.


    Çoğu inançda bilgi eksikliğimiz sonucunda anlam veremediğimiz birtakım olaylar sonucu evrimleşerek günümüzdeki halini almıştır. Örneğin hastalıkların mikro-organizmalar yolu ile bulaştığını bilmeyen eski çağ insanları eğer hastalıklar temas ile veya aynı ortamda bulunma ile bulaşıyorsa başka şeyler de bu yollarla bulaşabilir gibi bir tüme varıma varmışlardır.


    Bugün türbelerde tabutların örtüsünü yüzüne süren insanlar, okunmuş su içip şifa arayanlar veya şuan oldukça popüler olan Homeopati tedavisi buna iyi bir örnektir.

  • Biraz karmaşık bir konu ve her dinden veya kültürden topluluklara veya bileme göre değişen bir konu olsa gerek. Kendimce fikrimi söylemek gerekirse, bir soru sorduğunuzda, sorduğunuz sorunun cevabını tam alamamakla beraber başka bir çok soru daha gün yüzüne çıkıyor. Burada herkesin dediği gibi büyük resmi görüp, belki de algılayabilmemiz biraz zor gibi görünüyor. Ben aslında cehennem ve cennet olayına inanan biriyim ancak bir yanda da bunun neden bu şekilde ayrıldığını ya da neye göre ayrıldığını anlayabilmiş değilim. Evet mesela İslamda Allahın ibadet vs. dediği şeyleri yapıp temiz bir insan olunca gidebildiğimiz bir nokta cennet. Ama tüm bunları yapıp da iyi bir insan diyebileceğimiz evreye ulaşamamış bir çok insan var. Veya iyilik kavramı nedir gibi bir soru da çıkıyor buradan?

    Ancak ölen milyonlarca varlığın olduğunu düşünürsek o zaman uzay gibi sonsuzluk içinde bir yer midir onlarda? Ya da her din için farklı bir kavram var ise gidilebilecek bir yer olarak hangisi doğrudur? Veya kime göre, neye göre doğrudur?

    Yazılanları okuyunca aklıma şey geldi mesela mayaların 21 Aralık dediğimiz olayını biz kıyamet olarak düşündük ve sonumuz geleceğini varsaydık. Ve biri bu yalanı ortaya attı ve herkes buna inandı araştırmadan. Oysaki mayalarda 21 Aralık onların inancında bir dönemin bitip bir dönemin başlangıcı gibi bir şeydi. O zaman bunu düşünürsek; cennet veya cehennem veya başka herhangi bir seçenek ortaya atılmış bir yalan olabilir ve hepimiz büyük resmi göremediğimiz için bu yalanlara inanmış olabiliriz.

    O kadar yazılan bilgi içerikli yazılardan sonra biraz saçmaladım ama kendimce bir şeyler yazmak istedim :)

  • Bu konularda çok fazla düşünmek istemem inançlı olmaya çalışıyorum malum inanç insana bir amaç sunar iyi olmak için tabi abartılmadığı sürece ama açıkcası inanç konusunda karmaşık bir düşüncem var ve öldükten sonra sonsuz bir cennet (her istediğinin olması) olayı ve uzun bir cehennem sonrası yine cennet olayı bana sıkıcı geliyor. Armut piş ağzıma düş desen oldu, az uğraşmak istiyorum ağaca tırmanayım desen oldu, ah düştüm canım acımasın desen oldu sıkıcı. Ve mö bilmem kaç senelerinden beri dünyada yaşayan trilyonlarca insan ruhu nerede kıyamete kadar arafta mı takılıyo bilmiyorum. Bu yüzden biraz fantastik düşünüp bir yanım ile reenkarnasyona inanıp kıyameti de buzul çağı, dünyanın sular altında kalması, ateş yağmuru vs gibi günümüzde nükleer bir kıyamet olabilir hastalık olabilir hatta şu ön görülen teknolojik bir robot istilası bile olabilir bu tarz bir kıyamet ile dünyanın nüsüf azaltma işi olabilir diye bekliyorum :) uçuk bir düşünce ama bazen bir başkası gibi hissetmek, yolda yürürken birini hayatında hiç görmediğim halde sanki ömrü boyunca görmüş gibi hissetmek, o anı daha önce yaşamış gibi dejavu olmak ki bu bende uzun sürer ve sonra yaşanacak şeyleri söylerim ve aynısı olur. bunlar bir yandan korkutucu bir yandan da bu tarz şeyler düşünmeme sebep oluyor. Kısaca cennet ve cehennemden se reenkarnasyona inanmak beni daha çok rahatlatıyor. Cennetin ve cehennemin de bu hayatta yaptığın iyi şeylere karşılık sonraki hayatın daha iyi kötü şeylere karşı ise hayatın daha kötü olur gibi bir şey tabii bu benim düşüncem :) ve açıkcası şunun şurasında en fazla 40-50 sene daha yaşarım bu tarz şeyleri çok da düşünüp strese girmek istemem "stres ömrü kısaltır" Sonunu düşünen hayattan zevk alamaz ve eninde sonunda ölmeden asla bilemeyeceğim bir sorunun cevabını düşünmek yorucu.

  • Henüz bir ergenken şöyle düşünürdüm:Ölmek için yaşıyoruz.Büyük bir hata işledik ve bir otorite tarafından yargılandık, bunun sonucunda hüküm giydik ve dünyaya gönderildik.Yaşamak için...Sanki bunu bir cezaymış gibi görürdüm.Karamsar bir bakış açısıymış.Şimdi ise ölümün bana ifade ettiği tek şey sonsuz hiçlikten ibaret